kangruplari.gen.tr https://www.kangruplari.gen.tr Kan Grupları, Kan Grupları Çeşitleri tr-TR hourly 1 Copyright 2018, kangruplari.gen.tr Thu, 01 Jan 1970 00:00:00 +0000 Tue, 11 Dec 2018 00:00:00 +0000 60 Rh Faktörü https://www.kangruplari.gen.tr/rh-faktoru.html Wed, 31 Oct 2018 20:02:33 +0000 Rh faktörü, kandaki alyuvarların yüzeyindeki proteine denir. Kişinin kanında Rh faktörü olursa, kan grubunun yanın Rh (+) yani pozitif, bulunmuyorsa Rh (-) yani negatif ibare konur. Yani B Rh (+) ya da B Rh (-) olarak tanımlanır. Rh faktörü, kandaki alyuvarların yüzeyindeki proteine denir. Kişinin kanında Rh faktörü olursa, kan grubunun yanın Rh (+) yani pozitif, bulunmuyorsa Rh (-) yani negatif ibare konur. Yani B Rh (+) ya da B Rh (-) olarak tanımlanır. Toplumda insanların yaklaşık % 85 kadarında Rh faktörü bulunur. Kalan kısmında ise, Rh faktörü olmaz ve Rh (-) negatif olarak tanımlanırlar.

Rh faktörü ilk kez 1940 yılında Wiener ve Landsteiner tarafından bulunmuştur. Maymun kanı kullanılarak, hint domuzu ve tavşan kan serumlarında antikorlar oluşturulmuştur. Bunun insan kanları ile karşılaştırılması sonucunda, % 80 oranında kandaki alyuvarları kümeleştirdiği görülmüştür. Alyuvarların kümeleştiği kişilerin kanları Rh (+) pozitif olarak, kümeleşme olmayanların ise, Rh (-) negatif olarak tanımlanmıştır.

Rh FaktörüRh faktörünün önemi

Bu antijenin önemi özellikle kan nakilleri sırasında ve yeni doğan bebeklerdeki kan uyuşmazlığında ortaya çıkar. Kan nakilleri sırasında kanı veren ile kanı alan arasında kanın uyuşmaması oldukça ciddi sonuçlara neden olur. Kan grubu Rh (-) negatif olan kişilerde Rh faktörüne karşı antikorlar bulunmamaktadır. Hatalı bir şekilde bu kişilere Rh (+) pozitif kan verildiği takdirde, kişinin kanında buna karşı antikorlar oluşur. Bu kişi tekrar Rh (+) pozitif kanla karşılaştığı takdirde, nakil yapılan kanın alyuvarları oluşan antikorlar tarafından tahrip edilir. Bu durum kişide çok olumsuz bir tablonun oluşmasına neden olur.

Anne ve çocuk arasında meydana gelen Rh faktörü uyuşmazlığı da oldukça önemlidir. Annenin Rh (-) negatif olması, çocuğun Rh (+) pozitif olması halinde, genellikle ilk doğumda fazla sorun yaşanmaz. Fakat anneye daha önceden Rh (+) pozitif kan naklinin yapılmış olması durumunda, çocukta rahatsızlık ortaya çıkar. Buradaki asıl mesele ikinci çocuğun yine Rh (+) pozitif kan grubuna sahip olmasıdır. İlk doğumda bebeğin kanıyla annenin kanı karışmış ve kanda Rh faktörüne karşı antikorlar meydana gelmiştir. Antikorların plasentadan geçme özelliği bulunur. Bu yüzden çocuğun kanına geçen antikorlar, alyuvarları tahrip etmeye başlar. Bu çocukta geçmeyen sarılığa ve vücutta genel ödeme yol açar. Buna engel olmak amacıyla, çocuğun kanı değiştirilir ya da annenin kanında antikorların oluşmasına engel olunur.

Kan uyuşmazlığının şiddetine göre, kandaki antikorların etkisine göre çocuk doğduktan hemen sonra yaşamını yitirir ya da sarılıklı olarak doğar. Çocuklardaki sakatlığın önlenmesi amacıyla çocuğun hemen kanı değiştirilebilir, ışık tedavisi uygulanır ve ilaç tedavisine başvurulur. Annenin Rh (-) negatif, babanın Rh (+) pozitif kan değerine sahip olması durumunda, kan uyuşmazlığının ortaya çıkmasıyla çocuğun korunması amacıyla, annenin ilk doğumunda 48 saat içinde annenin kanında antikor oluşumunu önleyecek Rhogam adındaki ilaç tatbik edilir.
]]>
A Rh https://www.kangruplari.gen.tr/a-rh.html Wed, 31 Oct 2018 22:23:37 +0000 A Rh; İnsan vücudunun en önemli maddesi olmazsa olmazı olan kan vücudumuzun %7 ini oluşturur. Bir damla kan bile insan hayatında köklü değişim yaratabilir. Damarlarımızda dolaşan kanın görevi hücrelere oksijen ulaştırmaktır A Rh; İnsan vücudunun en önemli maddesi olmazsa olmazı olan kan vücudumuzun %7 ini oluşturur. Bir damla kan bile insan hayatında köklü değişim yaratabilir. Damarlarımızda dolaşan kanın görevi hücrelere oksijen ulaştırmaktır. Ayrıca kan vücuttan zararlı maddelerin atılmasını ve vücut için önemli olan maddeleri taşır. Damarda oluşan yırtıkları onarmakta bir bekçi görevi taşır. 

Kan gruplarında birisi olan A rh her 100 kişiden 34 A RH + (pozitif), her 100 kişiden 6 sı A rh - (negatif) tir. A grubu kalabalık ve kırsal kesimlerin gerginlikleriyle savaşabilmek için ortaya çıkmıştır. Kitlesel ihtiyaçlara katlanma gibi bir misyonu vardır. Bu yüzden uyumlu bir yaradılışları vardır. Hissettikleri kuvvetlidir. Araştırmacı insanlar bu kan gruplarındandır. Dış dünyadaki tüm değişikliklere uyumludur. Çevrelerindeki olaylara dayanma kapasiteleri yetersiz kalırsa ve uyumda güçlük yaşadıklarında zavallı bir duruma düşebilirler. Paylaşımcı insanlardır. Paylaşmayı severler, sıkıntılarını içine atarlar. Depresyona girmeye en  müsait gruptur. Ayrıca bu grup insanların diğer gruplara göre daha az grip olduğu su götürmez bir gerçektir. A grubu başka gruba kan veremiyorken, hem kendi gruplarından hemde 0 grubundan kan alabilirler. Türkiye'de Kızılay'ın verilerine göre en fazla bulunan grup A rh (+) dir. 
A Rh A Grubu Kadını; Para harcamasını oldukça sever. Seksi iç çamaşırlarına düşkündürler. Çocukları çok severler ve çok düşkündürler bundan dolayı da eşlerini ihmal edebilirler. Değişikliği sever ve değişikliğe ayak uydurabilirler.

 A Grubu Erkeği; Düzenli yaşamayı severler, iyi bir dost olurlar. Konuşmacı ve paylaşmayı severler. Hayatlarına alacakları kadını çok titizlikle davranırlar. 
]]>
Neut https://www.kangruplari.gen.tr/neut.html Thu, 01 Nov 2018 08:40:36 +0000 Neut, nötrofil olarak da bilinen, vücut savunmasında görev alan beyaz kan hücrelerindendir. Beyaz kan hücreleri (akyuvarlar) vücudumuzun bağışıklık sistemi elemanlarından olup bizi enfeksiyonlara karşı koruyan hücrelerdir. Bunl Neut, nötrofil olarak da bilinen, vücut savunmasında görev alan beyaz kan hücrelerindendir. Beyaz kan hücreleri (akyuvarlar) vücudumuzun bağışıklık sistemi elemanlarından olup bizi enfeksiyonlara karşı koruyan hücrelerdir. Bunlar agranülositler (monosit ve lenfositler) ve granülositler ( nötrofil, bazofil, eozinofil ) olmak üzere alt sınıfa ayrılır. Nötrofiller granülositler grubunda olup tüm beyaz kan hücreleri içinde en fazla bulunan hücrelerdir. Yaklaşık olarak bu hücrelerin yüzde 60'nı oluştururlar. Nötrofiller vücutta kemik iliğinde üretilip kana salınırlar. Mikroplarla ilk karşılaşan savunma sistemi elemanlarıdır. Eğer ortada mikrop yoksa o zaman karaciğer ve dalakta doku makrofajları dediğimiz hücreler tarafından apopitoza ( programlı hücre ölümü demektir) uğrarlar. Nötrofillerin ortalama ömrü de yaklaşık 4-6 saattir.
Nötrofil sayısı insanda artıp veya azalabilir. Nötrofillerin normalden az olmasında (mutlak nötrofil sayısının kanda milimetreküpte 1500'ün altında olması) nötropeni, normal değerinden fazla olmasına da nötrofili diyoruz. Nötropeni durumunda vücudumuzun bağışıklık sistemi zarar görür ve mikroplar karşısında savunmasız kalırız ki bu durumda kişi hem enfeksiyon etkenine çabuk yakalanır hem de bu etkenden çok ciddi zararlar görebilir. Hatta ölüme kadar giden bir tablo oluşturabilir.

NeutNeut ( nötrofil) sayısının azalmasına neden olan bir takım hastalıklar olabilir:
  • Yetersiz kemik iliği tablosu oluşturan doğuştan sebepler,
  • Kemik iliğine zarar veren kanser veya enfeksiyonlar,
  • Kemik iliğine karşı gelişen otoimmün( vücudun kendi hücrelerine karşı savaşması anlamında) hastalıklar,
  • Ağır enfeksiyonlarda ( nötrofiller yetersiz kalır ),
  • Kemik iliğine zarar veren ilaçlar
  • Bunların yanında kan kanserleri, kemoterapi veya radyoterapi tedavisi, kemik iliği nakli, hepatitler, kronik alkol kullanımı, tüberküloz (verem), vitamin eksiklikleri nedenler nötropeni tablosuna yol açabilir.
  • Nötropeni ile birlikte kanseri olan hastaların yaklaşık yarısında enfeksiyon gelişir. Çünkü gerek kanser gerekse kanser tedavisi için kullanılan ilaçlar nötropeni yaratır ve enfeksiyon kaçınılmaz olur. Eğer hasta ateşle geliyorsa ve beraberinde kanseri ile nötropenisi de varsa bunu enfeksiyon lehine yorumlamamız gerekir ve ona göre acil tedavi uygulamamız gerekir. Çünkü bu tür olgularda enfeksiyon ciddi bir ölüm nedenidir. Bu tür enfeksiyon ve ölüm riski yüksek olabilecek hastalarda bazı önlemler almak gerekebilir. Antibiyotik kullanımı, enfeksiyöz etkenlerden korunmanın öğretilmesi, nötrofil transfüzyonu gibi uygulamalar yapılabilir. 
]]>
0 Rh https://www.kangruplari.gen.tr/0-rh.html Thu, 01 Nov 2018 23:44:24 +0000 0 Rh, Kan grupları içerdikleri antijenlere göre isimlendirilirler. Bu antijenler A ve B kan grubu antijenleridir. A kan grubu A kan grubu antijenini, B kan grubu B kan grubu antijenini ve AB kan grubu A ve B kan grubu antijenlerini içerir 0 Rh, Kan grupları içerdikleri antijenlere göre isimlendirilirler. Bu antijenler A ve B kan grubu antijenleridir. A kan grubu A kan grubu antijenini, B kan grubu B kan grubu antijenini ve AB kan grubu A ve B kan grubu antijenlerini içerirler. 0 kan grubu ise hiçbir antijeni yapısında bulundurmaz.

Kan gruplarında kan grubu antijenlerine karşı oluşan kan grubu antikorları da bulunmaktadır. Bu antikorlar anti A ve anti B kan grubu antikorlarıdır. A kan grubu anti B kan grubu antikorunu, B kan grubu anti A kan grubu antikorunu içermektedir. AB kan grubu hiçbir kan grubu antikorunu barındırmazken 0 kan grubu her iki kan grubu antikorunu barındırır.0 Rh

Kan gruplarında A ve B kan grubu antijenleri dışında diğer antijenler de bulunmaktadır. Ancak bunlar çok göz önünde bulundurulmazlar. Öne en çok çıkan D antijenidir. D antijeni, Rh kavramı ile ilgili olan bir antijendir. Eğer bir kan grubu D kan grubu antijenini içeriyorsa bu kan grubu pozitiftir. İçermiyor ise negatiftir. Kan grubu antijenleri ve antikorları kan alıp vermede çok önemlidir. AB Rh pozitif kan grubu genel alıcıdır. 0 Rh negatif kan grubu genel vericidir. 
]]>
Amilaz https://www.kangruplari.gen.tr/amilaz.html Fri, 02 Nov 2018 14:54:07 +0000 Amilaz, protein yapısı bulunan ve nişastanın sindirilmesi için etkili olan bir çeşit enzimdir. Patates, fıstık, pirinç, bakla, mısır, buğday gibi gıdaların içinde fazla miktarda nişasta bulunur. Bu tür gıdaları Amilaz, protein yapısı bulunan ve nişastanın sindirilmesi için etkili olan bir çeşit enzimdir. Patates, fıstık, pirinç, bakla, mısır, buğday gibi gıdaların içinde fazla miktarda nişasta bulunur. Bu tür gıdaların sindirimi amilaz sayesinde gerçekleşir. Amilaz etkisiyle başlayan sindirim, bağırsaklara kadar sürerek burada son bulur. En fazla pankreasta üretilen amilaz, akciğer, tükürük bezleri, yumurtalıklar ve böbreklerde de bir miktar üretilir.

Amilaz yüksekliği nedir

Vücudun yapısı gereği amilaz kanda ve idrarda belli oranda bulunmaktadır. Amilaz değerinde yükseklik olması, bir hastalığın belirtisi olarak kabul edilmez. Kanın içinde bulunan amilazın üçte biri pankreasta, kalan bölümü ise tükürük bezlerinde bulunur. Pankreastan amilazın ilerleme yolunda tıkanıklık olduğunda, idrarda ve kan serumunda olan amilaz değerinde yükselme meydana gelir. Amilazın bu şekilde yükselmesi amilaz yüksekliği olarak tanımlanır.

Amilaz neden yükselir

Amilaz yükselmesinde çok sayıda etken rol oynar. Bunların içinde en önemlileri pankreas ve tükürük bezlerinden kaynaklanır. Amilaz yükselmesi halinde bu organlarda bazı hastalıkların olabileceği düşünülmelidir. Normal değerler 60 ile 180 U/L arasında olmalıdır. Bu yükselmenin sebepleri arasında;

  • Pankreasta enzimlerde üretimin artması için kullanılan ilaçlar
  • Pankreas salgısını uyarmaya etki eden ilaçların kullanımı
  • Narkotik analjezikler, aspirin, asparajinaz, rifampin gibi ilaçların kullanımı
  • Böbrek yetmezliği olması
  • Bağırsaklarda oluşan tıkanıklıklar
  • Safra kesesinde oluşan taşlar
  • Pankreas kanalının ağzında olan kasların fonksiyonlarında bozukluk olması
  • Akut ve kronik pankreatit
  • Kolesistitis
  • Mide ve bağırsak delinmelerinde
  • Alkolik zehirlenmelerde
  • Ağır şeker komaları, akrep sokması gibi etkenler amilaz yükselmesine neden olabilir.

AmilazÇocuklarda amilaz yükselmesinin nedenleri

Çocuklarda buna sebep olabilecek en büyük etkenler kabakulak hastalığı geçirmeleri ve kanla idrarda miktarın artmasıdır. Özellikle kabakulak hastalığında tükürük bezlerinde iltihaplanma meydana geldiğinden, teşhis amaçlı kan ve idrar örnekleri alınarak amilaz enziminin ölçülmesi gerekir. Normalde amilazın bağırsaklarda etkin hale gelmesi gerekir. Ancak bilinmeyen bir sebeple pankreasta etkin hale gelen amilaz, yıkıcı etkilere neden olur. Bu akut pankreas iltihabına sebep olur. Bu durumda anatomisi bozulan pankreas enzimlerini kana aktarır. Bu sayede kanda amilaz yükselmesi olur.

Amilaz yüksekliği tedavisi nasıl yapılır

Yapılan kan testi sonucunda amilaz yüksekliği tespit edilen kişilerin mutlaka tedavi olması gerekir. Bunun için enzimin yükselmesine neden olan etken belirlenmelidir. Tedavi sürecinde hastaların alkol ve sigara kullanmaması, çok yağlı besinlerden uzak durması gerekir. Ayrıca bu hastaların hızlı yemek yemeleri ve fazla miktarda yemelerine engel olunmalıdır.

Amilaz yükselmesi için şifalı bitkilerden faydalanma

Bu enzimin yüksekliğinde doğadan faydalanarak şifa bulunabilir. Bu tedavilerin uygulanması sırasında doktora danışılmasında fayda vardır. Bunun için vereceğimiz öneriler arasında;

  • Ebegümeci ince bir şekilde doğranarak, bir su bardağı soğuk suda en az 12 saat boyunca bekletilir. Bu karışım süzülerek içilir.
  • Bir su bardağı sıcak suyun içinde 1 yemek kaşığı aynı sefa otu ve 1 yemek kaşığı ısırgan otu konularak demlenir. 10-15 dakika demlenen karışım süzülerek içilir.
]]>
Balgamda Kan https://www.kangruplari.gen.tr/balgamda-kan.html Sat, 03 Nov 2018 12:58:01 +0000 Balgamda Kan, Kanlı balgam, kanın fazla bulunduğu bir balgamdır. Solunum yolları damarlarının çeşitli aşınmaları sonucu (bronş ve akciğer damarları afetleri, ülser) kanın balgama karışarak meydana gelmesidir. He Balgamda Kan, Kanlı balgam, kanın fazla bulunduğu bir balgamdır. Solunum yolları damarlarının çeşitli aşınmaları sonucu (bronş ve akciğer damarları afetleri, ülser) kanın balgama karışarak meydana gelmesidir. Her zaman kişileri korkutan kanlı balgam da ve balgamdan kan gelmesine ya boğazda ufak bir iltihap ve farenjit sonucu yada ciddi bir bronş veya akciğer hastalığında görülebilen, endişe verici bir bulgudur. Yüksek ateşli ve göğüs ağrısı ile birlikte olan zatürre de kanlı balgam kayısı ezmesi şeklini gösterir. Balgam bulgularının en ciddisi olan kan (hemoptizi) çoklukla tüberkülozda görülür. Tüberkülozun ilerlemiş devrelerinde büyücek kavemlerden gelen kan, hem çoktur, hem de gelmesi uzun sürer. Bazen de hastayı öldürecek kadar kan kaybına sebep olur. Kanlı balgam nedenleri çoktur, ama hastaların incelenmesi ile kalbin dinlenmesi ve toplardamar trombozu belirtilerinin sistemi araştırılması, kalp damar sistemiyle ilgili nedenleri hemen bir yana bırakmayı sağlar.

Göğüs filmi ve bakteri incelenmesi, verem olup olmadığını aydınlatmaktadır. Balgamın renginden hangi hastalık olduğunu bulabilmek önemlidir. Siyah ve gri renkli balgamlar sigara dumanı, kömür tozu ve hava kirliliği yüzünden olmasıdır. Kırmızı balgam kanlı geliyorsa akciğerle ilgili bir sorun olasılığıdır. Yalnızca kan tükürüyorsanız kan tükürme ile kanlı balgam arasında fark gösterir. Kanlı balgam akciğerden gelir. Kan tükürmek ise genelde üst solunum yollarından olduğu gözlemlenir. Moptizi tipik olarak parlak kırmızı renkli ve köpüklüdür. Fakat solunum yollarında bir süre dinlendikten sonra çıkarılırsa kanın rengi değişir, koyu kırmızı kahverengi olur. Burun, ağız içi, yutak ve gırtlaktan kaynaklanan üst solunum yolları kanamalarında ve sindirim sistemine ait kanamaların hemotiziden ayırt edilmektedir. Kanamanın kaynağı çoğunlukla 3 bölgeden birisidir;

Balgamda Kan

Balgamda kanama nedenleri; Burun boşluğu, ağız içi ve boğazdan oluşan üst solunum yollarıdır. Hem tükürmekle hem de burundan kan geliyorsa kanamanın kaynağı üst solunum yolları olabilmektedir. Şayet kan bulantı ve kusma ile birlikte geliyorsa kanamanın kaynağı mide bağırsak sistemi olabilir. Fakat akciğerle ilgili ciddi kanamalarda da bulantı ve kusma olabilir. Alt solunum yollarında, akciğerlerden kanama genelde öksürükle birliktedir. Genellikle göğüste hırıltı ile birlikte gelir. Kanama balgam içinde noktalar veya çizgiler şeklinde olabileceği gibi tamamen kandan oluşan bir balgam şeklinde de olabilmektedir. Akciğerlerdeki birçok hastalık kan tükürmeye neden olabilmektedir. Bunların en önemlisi tümörler ve kanserlerdir. Tümörler, kanser, tüberküloz, bronşektazi ve apse gibi bazı hastalıklarda kanamanın şiddetlenerek artma riski yüksektir. 

Balgamda Kanamaya Neden Olan Önemli Hastalıklar Nelerdir

Tüberküloz, halk arasında ince hastalık, verem v.s gibi isimlerle bilinen akciğer tüberkülozu da balgamda kanamaya neden olan hastalıkların nedenidir. Kesik kesik gelen öksürük, iştahsızlık, halsizlik, zayıflama, hafif ateş ve gece terlemesi hastalığın diğer belirtileridir. Tanısı için akciğer röntgeni ve balgamda Verem mikrobunun saptanması gerekmektedir. Doğru ilaçlarla yeterli sürede tedavi edildiğinde tamamen düzelen bir hastalıktır.

Zatürre; Başlıca belirtileri, üşüme, titreme, yüksek ateş, öksürük, cerahatli balgam, göğüs ağrısı ile birlikte balgamda kanama olmasıdır. Kesin tanısı için akciğer röntgeni yeterlidir. Uygun antibiyotiklerle yerinde hiçbir iz bırakmadan düzelme sağlar.

Akciğer embolisi, akciğer damarlarının pıhtı ile tıkanmasıyla oluşur. Pıhtının kaynağı bacakların derin toplar damarlarıdır. Aniden başlayan batar tarzda göğüs ağrısı, nefes darlığı, öksürük v.s akciğer embolisini düşündürmüştür. Tanısında röntgenden başka akciğer sintigrafisi ve özel durumlarda anjiografi yapılmalıdır. Tedavide kanı sulandıran ilaçlardan yararlanılır.

]]>
Kan Şekeri Değerleri https://www.kangruplari.gen.tr/kan-sekeri-degerleri.html Sat, 03 Nov 2018 19:55:08 +0000 Kan Şekeri Değerleri, Kan şekeri (glikoz) düzeyini gösteren tahlildir. Glikoz (GLU tahlillerde yazar) vücudun enerji ihtiyacını giderecek başlıca yakıtı olmak üzere kullanılan 6 karbonlu moleküldür. Her insanda kan Kan Şekeri Değerleri, Kan şekeri (glikoz) düzeyini gösteren tahlildir. Glikoz (GLU tahlillerde yazar) vücudun enerji ihtiyacını giderecek başlıca yakıtı olmak üzere kullanılan 6 karbonlu moleküldür. Her insanda kanın glikoz seviyesi belli bir aralık olması gerekmektedir, bunun altında olmasına hipoglisemi (düşük şeker düzeyi), normal aralığın üzerinde olmasına hiperglisemi (yüksek şeker düzeyi) denir. Glikoz tahlili (kan şeker düzeyi) başlıca diyabet yani şeker hastalığı taraması, teşhisi ve takibinde kullanılır. Bunun dışında bazı metabolik, hormonal hastalıklara bağlı glikoz düzeyinde değişiklikler görülmektedir. Diyabet yada Şeker hastalığı pankreas bezinden salgılanan insülin hormonunun yetersizliği yada iyi etki edememesi sonrası ortaya çıkan ve kendisi kan şekerinde yükselme ile gösteren bir hastalıktır. Kanda şeker yüksekliği ise vücudumuzda ve organlarımızda hasarlar meydana getirir. Bu nedenle kan şekerinin normal seviyelere getirilmesi büyük önem taşımaktadır. Kan şekeri değeri; Açlık glikoz seviyesinin 90'ın üzerinde olması bozulmuş glikoz toleransı olarak adlandırılır, bu sebeple normal değer 90'ın altında olmasıdır. 90-126 arasında olan değerler şeker hastalığına yatkınlık olduğunu gösterir. Açlık kan şekerinin 126'nın üzerinde olması ise şeker hastalığı (diyabet) geliştiğini gösterir.

Kan Şekeri Değerleri;

  • 70-99 mg/dL (3,9-5,5 mmol/L) ; Normal açlık kan şekeri
  • 100-125 mg/dL (5,6-6,9 mmol/L) ; Bozulmuş tolerans (pre-diyabet)
  • Birden fazla ölçümde > 126 mg/dL (> 7,0 mmol/L) ; Aşikar diyabet (şeker hastalığı)

Normal Kan Şekeri Değerleri Ne Olmalıdır

  • Koldan venöz kan alınarak bakılan plazma glikozu açlıkta 80-100 mg/dL normal değerler olarak kabul edilir.
  • Tokluk 2. saat tokluk değerleri 80-140 mg/dL arasında değerler sağlıklı insan normal değerleridir.
  • Sağlıklı insanda kan şekerinin düşük olduğunun kabul edildiği değer 60 ve altıdır. 60-80 aralığı güvenlik aralığıdır. Pek çok laboratuvar açlık kan şekerini 60-100, tokluk kan şekerini ise 60-140 arasında kalır.

Okul Öncesi Çocuklarda; 0-6 yaş

  • Açlık ve öğün öncesi kan şekeri; 100-180 mg/dL
  • Gece kan şekeri; 110-200 mg/dL
  • HbA1C %7.5-8.5 arasında olması önerilmektedir.

Kan Şekeri Değerleriİlkokul Çağındaki Çocuklarda; 8-12 yaş

  • Açlık ve öğün öncesi kan şekeri; 90-180 mg/dL
  • Gece kan şekeri; 100-180 mg/dL
  • HbA1C %8'in altında olması önerilmektedir.

Adolesanlarda; 13-18 yaş

  • Erişkinlerdekine yakın glisemik hedefe ulaşılmalıdır.
  • Açlık ve öğün öncesi kan şekeri; 80-120 mg/dL
  • Gece kan şekeri; 90-130 mg/dL
  • Öğün sonrası 2. saat kan şekerinin 150 mg/dL'nin altında olması
  • HbA1c'nin %6.5-7.0 değerleri arasında olması önerilmektedir.

Kan Şekeri Hastalığının Belirtileri;

Kandaki şekerin yükselmesine bağlı; Ağız kuruluğu, çok su içme, sık idrara çıkma, çabuk acıkma, ciltte kuruma, halsizlik, çabuk yorulma, bulanık görme, yaraların geç iyileşmesi olarak görülür. Şeker hastalığında glikozu kullanamayan hücreler enerji kaynağı olarak vücudun depolarındaki yağları kullanmaya başlar. Bunun sonucu; Hızlı kilo kaybı, yorgunluk, bulantı, kusma, karın ağrısı, nefeste aseton kokusu, baygınlık hissi, dalgınlık, komaya kadar giden tablo oluşmasıdır.

Kan Şekeri Hastalığının Bulguları;

  • Sık acıkma
  • Sık idrara çıkma
  • Çok su içme
  • Kilo alamama yada kilo kaybı
  • Tekrarlayan idrar yolu yada vaginal enfeksiyonlar

Kan Şekeri Nasıl Ölçülür

Kan şekerini ölçmek için, bir damla kana ihtiyaç vardır. Hemen bütün hastalar bunu, parmak uçlarını delici bir aletle delinerek sağlar. Kan şekerini düzenli bir şekilde ölçme alışkanlığını kazanmak son derece yararlıdır, Çü]]> Meniden Kan Gelmesi https://www.kangruplari.gen.tr/meniden-kan-gelmesi.html Sun, 04 Nov 2018 05:00:45 +0000 Meniden Kan Gelmesi, Spermin asıl yapı taşını su teşkil ettiği için, "bir damla su" olarak algılanmıştır. Kur'an-ı Kerimde Biz her canlıyı sudan yaratmışızdır, buyurulur. Meni sözcüğü bir ayette şöyle yer Meniden Kan Gelmesi, Spermin asıl yapı taşını su teşkil ettiği için, "bir damla su" olarak algılanmıştır. Kur'an-ı Kerimde Biz her canlıyı sudan yaratmışızdır, buyurulur. Meni sözcüğü bir ayette şöyle yer alır; "O, rahme dökülen meniden bir damlacık su değil miydi. Sonra o damla bir kan pıhtısı olmuş, derken Allah onu yaratıp güzel bir şekle koymuş, ondan erkek ve dişi iki cins yaratmıştır. Boşalma sırasında meni ile veya öncesinde ve sonrasında kan gelmesi durumudur. Ürolojik terminolojide Hemospermi şeklinde adlandırılır. Anormal boşalma tiplerinden biridir. Brüt kırmızı olabildiği gibi 'paslı renk' şeklinde de olabilir. Sık görülebilen bu durum çoğu zaman ağrısız bazen de ağrılıdır. Genç yaşta ve ileri yaşlarda görülebilir. Gençlerde ve yaşlılarda sebepler farklılık arz eder. İdrarda kan görülmesinden tamamen ayrı bir durumdur. Boşalma sırasında kan deneyimi, erkeklerde büyük bir endişeye neden olmaktadır. Ciddi bir hastalığın ilk belirtisi olabileceği unutulmamalıdır. Bu durumun yani hematosperminin sıklığı ülkemizde ve dünya genelinde bilinmemekte sık olduğu tahmin edilmektedir.

Meniden Kan Gelmesinin Tanısı;

Menideki en olası kan kaynağı prostat, komşu organ olan seminal vezikül ve diğer boşaltım kanallarıdır. Prostat idrar torbasının hemen altında yer alan kestane büyüklüğünde meni oluşumuna katkıda bulunan küçük bir organdır. Çeşitli patolojilerinde kanlı meni şikayeti görülebilmektedir. Seminal veziküller ise meninin taşınmasında ve depolamasında görev alan lümenli bir organdır. Meni kesesi olarak adlandırılır, iki adet olup prostat bezinin arkasında sağlı sollu yer alır. Testisten gelen sperm hücreleri burada prostattan gelen sıvılarla birleşir. Kesenin iltihabı durumunda kasıklarda, belde ve makatta ağrı bazen de kanlı meni görülür. Bu kesenin iltihabı dışındaki diğer patolojilerinde de kanlı meni şikayeti görülebilir. Sebebin bulunması önemlidir, tedavinin şeklini belirlemektedir.

Meniden Kan Gelmesi

Meniden Kan Gelmesinin Sebepleri;

  • Prostat ve seminal vezikülün nonspesifik inflamasyonu
  • Epididimit
  • Üriner taşlar
  • Tüberküloz
  • Üretral polip
  • Travma
  • Prostat Kanseri
  • Veziküloseminalis tümörleri
  • Prostatik enfarktlar

Meniden Kan Gelmesinin Nedenleri;

Hastanın kullandığı kanamayı kolaylaştırıcı (aspirin, plavix vb) ilaç kullanımı da meniden kan gelmesinin nedenlerindendir. Aynı şekilde hipertansiyon, karaciğer hastalığı ve kanama bozukluklarında da olabilir. Menide kan gören bir hasta enfeksiyona bağlıdır, kendiliğinden geçer diye doktora gitmemezlik yapılmamalıdır. Meniden kan gelmesinin durumunda idrar tahlili, üretral sürüntü kültürü, ejakülat mikroskobik değerlendirmesi, meni kültürü, hemogram, kanama bozukluğu ile ilgili testler (PT, PTT, INR), enfeksiyon göstergeleri (CRP) bakılmalıdır. Prostat ile ilgili tahliller (PSA) ve ultrason yapılmalıdır. Ultrasonik değerlendirmenin yetersiz kaldığı durumlarda Magnetik Rezonans (MR) görüntüleme yapılmalıdır.

Meniden Kan Gelmesinin Tedavisi;

Tedavide patolojik duruma göre uygulama yapılır. Enfeksiyon durumlarında uygun antibiyotik tedavisi verilir. Enfeksiyon sebeplerinden ürogenital tüberküloz tedavisi uzun süreli ilaç kullanımı gerektiren, sıklığı gittikçe artan bir patolojidir. Menide kırmızı veya kahverengi lekeler ile kendini belli eden hemospermi genç ve cinsellik ilişkide aktif olan yaşları 30-40 arasındaki erkeklerde daha sık görülen bir rahatsızlıktır. Erkeklerin yüzde 80-90'ında belirsiz aralıklarla tekrar eden hemospermi tedavisi çoğu zaman gerektirmez, çünkü sorun bir ay sonra veya 3-4 ay içinde kendiliğinden geçebiliyor. Hemospermi hastalığın nedeni çoğu zaman anlaşılamaz ve bu durum kanser veya cinsel yolla bulaşan hastalıklar konusunda endişe yaratmaktadır. Anormal PSA ve anormal rektal muayenede prostat biyopsisi yapılır. Üretra ve prostattaki]]> Kan Kusmak https://www.kangruplari.gen.tr/kan-kusmak.html Sun, 04 Nov 2018 23:51:28 +0000 Kan Kusmak, Kan kusmak, (hematemez), kusmak belirgin ölçüde kanı adlandırır. Tükürüldüğünde yada öksürüldüğünde gelen küçük kan lekeleri kan kusmak sayılmaz. Kusmadaki kan canlı kırmızı olabilir yada tel Kan Kusmak, Kan kusmak, (hematemez), kusmak belirgin ölçüde kanı adlandırır. Tükürüldüğünde yada öksürüldüğünde gelen küçük kan lekeleri kan kusmak sayılmaz. Kusmadaki kan canlı kırmızı olabilir yada telve gibi siyah yada koyu kahverengi görünebilir. Kan kusma yaşamı tehdit eden bir durum olduğunu ve üst solunum yollarından, ağızdan solunum sisteminden akciğerlerden bronşlardan ve gırtlaktan kan gelmesine aynı zamanda hemoptizi de denir. Halk arasında kan tükürme olarak da adlandırılır. Bu nedenle kusmanın neden meydana geldiğinin derhal belirlenmesi esastır. Kan kusma veya diğer adı ile hematemez, üst gastrointestinal (GI) yoldan kanın geriye doğru akmasıdır. Üst gastrointestinal sistem ise mide, ağız, boğaz, yemek borusu ve ince bağırsağın ilk bölümünü içermektedir. Üst gastrointestinal sistemdeki kanamalar, kan kusma ile sonuç vermektedir. Bazen kan kusma ile burun kanaması ve akciğerden gelen kanın birbirinden ayırt edilmesi zor olabilir. Kan kusmaya neden olan şartlar dışkıda da kan görülmesine neden olabilir.

Kusarken Kan Görülünce Ne Yapılır

Kusarken kan gelmesi, kusmukta kan görmek ve ağızdan tükürükle kan gelmesi, gırtlak kanaması durumlarında aşırı sıcak ve aşırı soğuk yiyecekler tüketilmemeli, bir hekim muayenesinden geçene kadar sıvı besinler kullanılmalı, olası bir ide, boğaz ülserini zorlayacak kanatacak sert gıdalar tüketilmemelidir.

Kan Kusmanın Sebepleri;

Kan kusmanın sebepleri arasında, mide, ağız, boğaz, yemek borusu ve ince bağırsağın ilk bölümünü içeren üst gastrointestinal sistemdeki kanamalar kan kusma olarak kendini belli eder. Yemek borusu veya mide ülseri kanamalarında, mide-bağırsak enfeksiyonlarında, mide-yemek borusu tahrişlerinde, burun kanamasından dolayı kan yutmada ve daha çok birçok durumda kan kusma görülebilir. Kan kusmanın bir diğer sebepleri ise, akut karaciğer yetmezliği, alkolik hepatit, mide ve yemek borusunda tümör olması, özofagus iltihabı, astrointestinal kan damarlarındaki bir kusur, özofagus varisleri yada mide varislerinin kanamasıdır.

Kan Kusmak

Kan Kusmanın Nedenleri;

Kan kusmanın çeşitli nedenleri vardır. Örneğin, kusma çok güçlü olduğunda veya çok uzun süre devam etmesi durumunda boğaz yada yemek borusundaki küçük kan damarlarında yırtılmaya neden olabilir. Bu da tükürük veya kusma durumunda kan görülmesine neden olabilmektedir. Diğer nedenler şunlar olabilmektedir;

  • İnce bağırsağın ilk bölümü, yemek borusu veya midedeki ülserlerin kanaması
  • Özofagus varisleri yada mide varislerinin kanaması
  • Mide ve bağırsak enfeksiyonları
  • Gastrointestinal kan damarlarındaki bir kusur
  • Mide yada yemek borusu zarının tahrişi yada erozyonu
  • Kan yutma (burun kanamasından sonra kanın yutulması)
  • Mide ve yemek borusu tümörleri
  • Akut karaciğer yetmezliği
  • Alkolik hepatit, pankreatit
  • Aspirin
  • Siroz
  • Duodenit, gastrit
  • Mallory-Weiss yırtığı
  • Steroid olmayan anti-enflamatuvar ilaçlar (NSAID)
  • Pankreas kanseri, mide kanseri, özofagus kanseri
  • Portal hipertansiyon
  • Uzun süreli yada şiddetli kusma

Bebeklerde ve küçük çocuklarda da bazı nedenlerden ötürü kan kusma oluşabilir. Bunlar;

  • Doğum kusurları
  • Kan pıhtılaşma bozuklukları
  • Süt alerjisi
  • Nesne yutulması

Kan Kusmanın Tedavisi;

Karaciğer yetmezliği, mide ve bağırsak rahatsızlıkları, burun kanamasından sonra kan yutma, siroz, pankreas kanseri, doğum kusurları, süt alerjisi, kan pıhtılaşma bozuklukları gibi sebeplerden kişilerde kan kusma görülebilir. Uzmanlar sebebi her ne olursa olsun kan kusmanın tedavisinin kısa süreli yapılmasının gerektiği konusunda hem fikirlerdir. Çünkü aşırı kan kusma meydana geldiği zaman kişi kendi kanında boğulabilir ve hayati önem taşımaktadır. Kişi şayet çok kan kusar ise bu, acil müdahaleye gerek olduğu]]> İlişkiden Sonra Kan Gelmesi https://www.kangruplari.gen.tr/iliskiden-sonra-kan-gelmesi.html Mon, 05 Nov 2018 06:07:50 +0000 İlişkiden Sonra Kan Gelmesi, İlişkiden hemen sonra yada ertesi günü beklenmedik bir şekilde kanama görülmesine post koital kanama denir. Cinsel ilişki sonrası oluşan vajinal kanama, rahim ağzının iltihaplanması, va İlişkiden Sonra Kan Gelmesi, İlişkiden hemen sonra yada ertesi günü beklenmedik bir şekilde kanama görülmesine post koital kanama denir. Cinsel ilişki sonrası oluşan vajinal kanama, rahim ağzının iltihaplanması, vajinal enfeksiyon, rahim ağzında yara, servikal polip yada rahim ağzı kanserinin belirtisi olabilir.

Jinekolojik muayene, pap smear testi, gerekirse kolposkopi, biyopsi yapılarak mevcut hastalık teşhisi edilir. Cinsel ilişki sonrası kanama normal değildir. Ancak, vajinal kuruluk ve servikal displazi gibi ilişki sonrası kanamanın altta yatan nedenleri erken tanı ve teşhis sayesinde tedavi olasılığı çok yüksektir. Cinsel ilişki sonrası kanamanın tedavisi değişkendir ve bireysel durumunuz, altta yatan nedenler, belirtilerin şiddeti ve herhangi bir belirtisinin komplikasyon varlığına bağlı olarak değişebilmektedir. Ayrıca, ilişki sırasında kötü koku, ağrı, yanma gibi kadınların en çok yaşamış oldukları için bu sorunlardan biri de, ya ilişki esnasında veya sonradan husule gelen kanamalardır. İlişki sırasında veya sonrasında vajinadan kan gelmesinin çok ciddi nedenlerine sahip olmaktadır.

İlişkiden Sonra Kan Gelmesi

İlişkiden Sonra Kan Gelmesinin Sebepleri;

Cinsel ilişkinizi bitirdiniz, hayal alemindeymiş gibi bir ruh hali içindeyken ve banyoya bir gidiyorsunuz ki kan içindesiniz. Cinsel ilişki sonrası kanama bir çok etkenden dolayı meydana çıkabilir. Bu sebepler arasında;

  • Servikal displazi; Servikal displazi, rahim ağzını çevreleyen epitel hücrelerin kanser öncesine bağlı değişimlerdir. Bu risk, birden çok cinsel partner, 18 yaşından önce cinsel ilişki, 16 yaşından önce çocuk doğurmak yada cinsel yolla bulaşan hastalık tarihçesiyle artmaktadır. Tedavi genelinde kriyoşirürji yada konizasyondur.
  • Klamidya; Klamidya, özellikle cinsel aktivite yada meni, vajinal sıvı veya kanla temas içinde bir bakteriyel enfeksiyonudur.
  • Gonore (bel soğukluğu); Bir bakteriden kaynaklanan, genelde cinsel yolla bulaşan bir hastalıktır. Birçok farmasötik tedavisi mevcuttur.
  • Vajinit yada servisit; Vajina yada rahim ağzının yangısı, şişmesi yada enfeksiyonudur. Tedavisi sebebine bağlı olmaktadır.
  • Servikal polipler; Servikal polipler, rahim ağzı yada servikal kanalından mukus tabakası ile oluşan pürüzsüz, kırmızı yada mor, parmak benzeri gibi urlardır. Servikal polipler aşırı hassastır. Rahim ağzından dışarı çıkarak, kolayca ve acı duymadan alınır.
  • Trikomonizyaz; Protozoandan oluşan, cinsel yoluyla bulaşan bir hastalıktır. Enfekte annelerin açısından doğum esnasında yenidoğan bebeklerinde de oluşumunu sağlayabilir. Nadiren görülse de bulaşması çeşme suyu, jakuzi, idrar, tuvalet oturakları ve yüzme havuzlarından bulaşarak vajinite nedenidir.
  • Vajinal maya enfeksiyonu; Vajinal bölgesinde bulunan normal mantarların olağandan büyümesine denir. Yaygın belirtileri arasında kaşınma, yanma ve kokusuz, beyaz, peynir benzeri akıntısı olmaktadır.
  • Endometrit veya adenomiyoz; Endometrit, endometriyumun (rahim içindeki tabakasının) yangısıdır. İki durumda da endometriyozla ilişkilidir. Adenomiyaz, endometriyal doku kendini rahme yada yumurtalık gibi bir organa bağlayıp rahim dışında büyümeye başladığında meydana gelmesidir.
  • Rahim polipleri; Rahim polipleri, endometriyum aşırı büyüme sağlayarak rahimdeki urlara neden olarak oluşmasıdır. Bu urların iyicil yada kötücül biçimdeki büyümeleri çok nadirdir. Rahim polipleri olan kadınlarda sık sık adet dönemlerinde kanama (metroraji), esnasında meydana gelerek kanama yaşarlar. Histeroskopi güdümlü küretaj tercih edilen tedavidir. Çünkü dilasyon ve küretaj, birçok rahim polipini kaçrabilen, temelinde güdüşüz işlemdir.
  • Fibroid tümörleri; Rahim fibroid tümörleri genelinde iyi huylu tümörler]]> Kan Orucu Bozar Mı https://www.kangruplari.gen.tr/kan-orucu-bozar-mi.html Tue, 06 Nov 2018 03:52:05 +0000 Kan Orucu Bozar Mı, Tüm İslam alemine oruç tutmak farz kılınmıştır. Ağzın içi, abdestin bozulmasında, iç organ sayılır. Orucun bozulmasında, bedenin dışı sayılır. Bunun için, dişten ve ağızdaki yaradan ç Kan Orucu Bozar Mı, Tüm İslam alemine oruç tutmak farz kılınmıştır. Ağzın içi, abdestin bozulmasında, iç organ sayılır. Orucun bozulmasında, bedenin dışı sayılır. Bunun için, dişten ve ağızdaki yaradan çıkıp ağızdan dışarı çıkmayan kan abdesti bozmaz. Ağızdan dışarı çıkınca, tükürükten fazlaysa bozar. Ağız bazen bedenin içi sayılır. Bunda, oruçlu kimse, tükürüğünü yutarsa, orucu bozulmaz. İnsanın içindeki necasetin mideden bağırsağa geçmesi gibi olur. Ağızdaki yaradan yahut mideden ağza kan çıkması, abdesti ve orucu bozmaz. Bu kanı tükürünce yada yutunca, tükürük kandan çok ise, yani sarı ise, yine bozulmaz. Mideden gelen başka şeyler ağza geldiği zaman da böyle olup, abdest ve oruç bozulmaz. Ağız dolusu, ağızdan dışarı çıkarsa, ikisi de bozulur. Ağzın içi, bazen de bedenin dışı gibi olur. Ağza su alınca oruç bozulmaz.

    Kan vermenin orucu bozup bozmaması, ile ilgili olarak birbirine zıt iki rivayet vardır. Bunlardan birine göre Hz. Peygamber (s.a.s.) "Hacamat yapanın ve yaptıranın (vücuttan tedavi maksadıyla kan alanın ve aynı amaçla vücudundan kan aldıranın) orucu bozulur." Buna göre Ramazanda oruçlu iken kan verenin orucu bozulmaz. Vücuda kan almak ise, beslenme, gıda alma kapsamına girdiği için orucu bozar. Kan vermekle kişi günahkar da olmaz. Ancak kendisi güçten düşerek oruç tutmasını zorlaştıracak derecede kan aldırmak mekruh olur. Mesela; Burun, göz damlası, astım hastalarının kullandığı spreyler, dilaltı ilacı gibi ilaçların orucu bozmadığı belirtilmiştir. Göz ve burun damlası da orucu bozmayan ilaçlar arasındadır. Kulak tedavisinde de damla kullanmak ve yıkatmak orucu bozmuyor. Ancak kulak zarının yırtılması ve buradan giren suyun mideye ulaşması, halinde oruç bozuluyor.

    Kan Orucu Bozar Mı

    Kalp rahatsızlıklarında, kullanılan dil altı ilacı da orucu bozmuyor. Dişlerin arasından çıkan kan boğaza gidecek olursa, bakılır; Eğer az olur da içeriye geçmezse, orucu bozmaz. Çünkü adet gereği bundan korunmak mümkün değildir. Çok olmakla beraber çoğunluğu tükürük teşkil ederse, hüküm yine böyle olacaktır. Ancak, çoğunluğu kan olur ve tadı duyulur bir halde yada kanla tükürük eşit bulunursa, yutulunca oruç bozulur. Çıkarılan diş için de bu haller geçerlidir. Endoskopi, kolonoskopi yaptırmak, makat yada felçten ultrason çektirmek ile ilgili ise cihazların kullanımı sırasında sindirim sistemine su, yağ ve benzeri gıda özelliği taşıyan bir madde girmemesi durumunda oruç bozulmuyor. İdrar kanallarına giren cihazlar yada akıtılan ilaçlar da orucu bozmazken anestezi ile ilgili lokal ve nefes yoluyla verilen anestezinin orucun sıhhatine engel olmadığı, iğne ile vücuda ilaç verilerek yapılan anestezinin orucu bozduğu kaydedilmektedir.

    İğne yaptırmak, hastaya serum ve kan vermek, kullanma amacına göre değişebilir. Ağrıyı dindirmek, tedavi etmek, vücudun direncini artırmak, gıda vermek gibi amaçlarla enjeksiyon yapılmaktadır. Gıda ve keyif verici olmayan enjeksiyonlar, yemek ve içmek anlamına gelmediklerinden orucu bozmazlar. Ancak gıda ve keyif verici enjeksiyonlar orucu bozar. Hastaya serum yada kan verilmesi de, aynı hükme tabidir. Diyaliz, böbrek yetmezliği hastalarına uygulanan diyaliz, periton diyalizi hemodiyaliz olmak üzere iki çeşittir. Periton diyalizi, karın boşluğuna verilen özel bir solüsyon aracılığı ile, hastanın kendi karın zarı kullanılarak kanın zararlı maddelerden arındırılması ve sıvı dengesinin sağlanması işlemidir. Hemodiyaliz ise, kanın vücut dışında bir makine yardımı ile temizlenip vücuda geri verilmesi işlemidir.

    Kan, bir iğne aracılığı ile hastanın kolundan alınır. Hemodiyaliz makinası, diyalizör denen bir filtreden kanı sürekli geçirerek zararlı maddeleri ve fazla suyu filtre eder. Filtre edilen temiz kan ikinci bir iğne ile hastanın damarına geri verilir. Bu işlem yapılırken bazen, gıda içerikli sıvı verilmesi gerekmektedir. Buna göre hastaya herhangi bir sıvı maddesi verilmeden gerçekleşt]]> Kan Nasıl Alınır https://www.kangruplari.gen.tr/kan-nasil-alinir.html Tue, 06 Nov 2018 14:51:34 +0000 Kan Nasıl Alınır, Kan alma işlemine geçmeden önce hastaya selam verilmeli ve kendisini tanıtmalıdır. Hastanın kendisini iyi hissettiğinden emin olmalıdır. Hastanede yatan hastanın adı soyadı, hastane numarası olan Kan Nasıl Alınır, Kan alma işlemine geçmeden önce hastaya selam verilmeli ve kendisini tanıtmalıdır. Hastanın kendisini iyi hissettiğinden emin olmalıdır. Hastanede yatan hastanın adı soyadı, hastane numarası olan bir bilezik olmalıdır. Hastaya adını soyadını adresini, hastane numarası yada doğum tarihi sorulmalıdır. Bu bilgileri bilezikte yazan bilgiler ile doğrulanmalıdır. Duvara, yatağa ve gece lambasına bağlı bileziklere güvenmemelidir. Bilezikte mutlak hastaya bedensel takılmalıdır. Hastaya siz Ali Bey misiniz gibi cevabı evet veya hayır olan sorular sorulmamalıdır. Çünkü hasta sinirli ise size hayır diyebilir. O zaman hastanın kimlik bilgilerini doğrulamalı, yapılacak test isteklerinin gerekliliğini hastayla görüşerek ve hastaya ve hasta yakınına yapacağı işlemleri anlatmalıdır. Bütün hasta kanların infeksiyöz olacağı düşüncesiyle standart önlemler alınmalıdır. Eldiven giyilmelidir. Doğru test sonuçları elde edebilmek için 8-12 saatlik açlık sonrası kanın alınması uygundur. Bununla birlikte tokluktan etkilenen (trigliserid, glukoz, demir vb) testlerin dışında kan örnekleri günün diğer saatlerinde de alınabilmektedir. Diürnal varyasyon gösteren (sabah ve akşam üzeri kan değerleri arasında belirgin fark olan) testler için (kortizol ACTH, demir, demir bağlama, aminoasitler vb) kan alma saatine özen gösterilmelidir.

    Kan Nereden Alınır

    Laboratuvar testlerini yapmak için genellikle bir toplardamardan kan alınır. Toplardamar olarak çoğunlukla dirseğin, iç tarafındaki damarlar tercih edilir. Buradaki damarlar genellikle daha geniştir ve kolayca ulaşabilir. Ancak bazı kişilerde damarlar ince ve derinde olabilir. Bu durumda diğer kol yada alternatif olarak el üzerindeki damarlardan kan alınabilir. Damarı ince olan kişilerden ve özellikle bebeklerden kan alımı daha zordur.

    Kan Nasıl Alınır

    Kan Alma İşlemi Nasıl Olmalıdır;

    • Kan alınmadan önce hasta en az 15 dakika oturarak dinlendirilir.
    • Hastaya adı-soyadı sorularak kimlik doğrulaması yapılır.
    • Etiketleme işlemlerinin doğruluğu denetlenir.
    • Testler ile tüplerin uygun olup olmadığı kontrol edilir.
    • Hastaya uygun oturma pozisyonu verilir ve hasta yapılacak işlem hakkında bilgilendirilir.
    • Kan alınacak bölge seçilir.
    • Kan alınacak bölgenin 7-10 cm üzerine turnike uygulanır.
    • Kan alınacak bölge %70 alkol ile temizlenir ve kuruması beklenir.
    • Hastanın kolunu ve bileğini düz tutması istenir.
    • Tüp tutamağına uygun iğne takılır.
    • Kol ve seçilen damar kan alacak kişi tarafından sabitlenir.
    • Tutamak baş ve orta parmaklar arasında desteklenir.
    • İğne, kesik üçgen ucu üste gelecek şekilde 15-20 derecelik açı ile yaklaşık 1 cm kadar deriye batırılarak damara girilir.
    • Uygun tüp seçilerek diğer elin işaret ve orta parmakları tutamağın kanatları üzerine, başparmağı ise iğne yaparmış gibi tüpün ucuna dayanır.
    • Tüp kauçuk tıkacı delecek şekilde iğneye doğru itilir.
    • Uygun tüplere sırası ile gerekli miktarda kan alınır.
    • Turnike çıkarılır.
    • İğne damardan çekilir ve hemen deliğin üzeri bası bandı ile kapatılır.
    • Hastaya bu bölgeye birkaç dakika daha bastırması ve kolunu düz tutması söylenir.
    • Tutamağa takılı iğne kapağı kapatılmadan atık kabına atılır.
    • Alınan kanlar uygun sporlara yerleştirilir.

    Venöz Kan Alımı Ve Kan Alınacak Bölgenin Seçimi;

    Kan alınacak bölge seçilirken eldiven giyilmiş olmalıdır. Kan alınacak toplardamarlar ile belirtilen sıralamayla tercih edilmesi;

    Dirseğin büküldüğü yerde; Medyan toplardamar (orta) Bazilik toplardamar (iç yan) Sefalik toplardamar Ön kolda; Sefalik toplardamar Elin üzerinde; Dorsal toplardamar

    Bu bölgelerden kan alınamıyorsa kişinin damarlarının en belirgin olduğu bölge kan alınması için tercih edilmelidir. Skar, fistül gibi kan alımının sakıncalı yada zor olduğu durumlarda lezyonun bulu]]> En Zor Bulunan Kan Grubu https://www.kangruplari.gen.tr/en-zor-bulunan-kan-grubu.html Tue, 06 Nov 2018 16:47:47 +0000 En Zor Bulunan Kan Grubu, Kan insanın yaşaması için gerekli olan en önemli unsurlardan birisidir. Kan, hayatın ta kendisidir. Tüm uygarlıklar, kan bağlarıyla kurulmuştur. İnsanlık tarihinde, çok önemli bir dinsel ve En Zor Bulunan Kan Grubu, Kan insanın yaşaması için gerekli olan en önemli unsurlardan birisidir. Kan, hayatın ta kendisidir. Tüm uygarlıklar, kan bağlarıyla kurulmuştur. İnsanlık tarihinde, çok önemli bir dinsel ve kültürel simge sayılır. Fiziksel ve figüratif olarak kansız asla yaşanmaz. Aslında kan grubu, bizleri birbirimize bağlayan kopmaz bir bağdır. Her kan grubu atalarımızın beslenme ve davranış özelliklerinin genetik mesajlarını taşır. Kanımız hücreleri besler, boşaltımını sağlar ve bunu herkes bilir. Dünya da en zor bulunan kan AB Rh ( - ) kan grubudur. Özellikle bu kan acil durumlarda çok zor temin edilmektedir. Bundan dolayı Kızılay'ın kurduğu çadırlarda kan vermek hastalar için çok iyi davranış halidir.

    Kan grubu, coğrafya ve ırkın birleşmesiyle insanların kimliğini oluşturur. Fakat bazı antropologlar, insanların kişiliklerini ırklarına göre değerlendirmenin meseleyi çok basite indirmek sayılacağını belirtmişlerdir. Derinin rengi, etnik töreler, yerleşim bölgeleri ve kültürel kökler, insanları birbirlerinden ayırt etmeye değildir. Aslında insanların ortak yanları, tahmin edilenden oldukça fazladır. Bir anlamda herkes kardeştir. Yani kan kardeşidir. Kan grubu, kişilik belirlemede ırktan çok daha önemli bir rol oynar. Atalarımız, her birimize kan gruplarımız aracılığıyla özel birer miras bırakmıştır. Bu miras, her hücremizin çekirdeğinde varlığını sürdürür. Genetik özelliklerimizi öğrenmek için kan gruplarımızı bilmemiz gerekmektedir.

    En Zor Bulunan Kan Grubu

    Kan grupları, insanlardaki kanın özelliklerini belirtmek amacıyla antikorlara bakılarak belirlenmiş olan sınıflandırma sistemidir. Kanda bulunan alyuvarlar, kana kırmızı rengi veren oluşumlardır. Alyuvarların üzerinde bulunan, kan proteinlerine göre gruplar oluşmaktadır. Bu proteinler üç gruba ayrılmıştır. A, B ve RH proteinleri aralarında 8 adet kan grubu oluşturur. Vücudun bağışıklık sisteminin ürettiği antikorlarda kanda bulunmaktadır. Bunlarda A, B ve RH antikoru olarak adlandırılır. Bilinen hiçbir kanın yapısında antikorlar ve protein yan yana bulunmaz. Bunlar birlikte bulunursa, birbirlerini tutarak katılaşırlar ve çökelirler. Kişiler arasında kan alışverişi yapılabilmesi için, alıcı ve vericilerin kanlarındaki protein ve antikorların incelenmesi gerekir. Farklı gruplara sahip kişiler arasında kan alışverişi yapılamaz. Kan grupları içerisinde sadece AB grubu olanlar genel alıcı, O grubu olanlar ise genel vericidir.

    RH Faktörü Nedir

    İnsanların kanlarında bulunan RH faktörü Eritroblastoz, bazı kişilerde bulunmayarak, RH negatif olarak adlandırılır. İnsanlarda görülmeme olasılığı %15 olan Eritroblastoz, özellikle anne ve bebeğin kan gruplarında görülecek uyuşmazlık neticesinde kırmızı kan gruplarının harap olmasına sebep olur. Irsi olan bu durum, doğar doğmaz bebeğin kanının değiştirilmesi ile tedavi edilmektedir. Eritroblastoz RH faktörü hastalığı; Eritroblastoz fetalis, yeni doğan çocuklarda had sarılık, yeni doğanlarda hemolyfic hastalık olarak da adlandırılır.

    Kan Grupları Nelerdir

    • A grubu RH negatif; Kan grubunu belirleyecek olan A genine sahip olan ve içeriğinde RH faktörü bulunan kan grubudur.
    • A grubu RH pozitif; Kanın içeriğinde A geninin bulunması, fakat RH faktörünün bulunmadığı kan grubudur.
    • B grubu RH negatif; Kan grubunu belirleyecek olan B genine sahip RH faktörünün bulunmadığı kan grubudur.
    • B grubu RH pozitif; Kan grubu içerisinde B geninin ve RH faktörünün bulunduğu gruplardır.
    • AB grubu RH negatif; Kanın içeriğinde hem A, hem B geninin olması RH faktörünün bulunmadığı gruplardır.
    • AB grubu RH pozitif; Kan gruplarını belirleyen A ve B genlerine sahip RH faktörünü bünyesinde bulunduran kan grubudur.
    • 0 grubu RH negatif; Kanın içeriğinde A ve B genlerinden hiç birinin bulunmadığı RH faktörünün de olmadığı gruplardır.
    • 0 grubu RH pozitif; Kanda A ve B genler]]> Kan Basıncı https://www.kangruplari.gen.tr/kan-basinci.html Wed, 07 Nov 2018 06:47:50 +0000 Kan Basıncı, Dolaşım sistemi atardamarları içindeki kanın basıncıdır. Kan basıncı ölçümü tansiyon aleti yardımı ile yapılır. Kan basıncı, kanın kalpten pompalanmasına, ara damarların direncine ve atardamar Kan Basıncı, Dolaşım sistemi atardamarları içindeki kanın basıncıdır. Kan basıncı ölçümü tansiyon aleti yardımı ile yapılır. Kan basıncı, kanın kalpten pompalanmasına, ara damarların direncine ve atardamar çeperlerinin esnekliğine bağlıdır. Kan basıncı, kendisine kulakçıklardan gelen kanı karıncıklar yolu ile büyük ve küçük dolaşıma pompalar. Bu pompalama boyun ve el bilekleri damarlarında nabız atması şeklinde hissedilir. Sol karıncıktan atılan temiz kan yüksek basınçla bütün vücuda dağılır. Burada bizim "tansiyon" diye ölçtüğümüz, damar içindeki bu kanın basıncıdır. Kan basıncı (veya tansiyon), yerleşik uygulamaya göre, önce kasılma basıncı (sistolik basınç), sonra gevşeme basıncı (diyastolik basınç) olarak yazılır. Kasılma basıncı, kalbin kasılması sırasında oluşan en büyük kan basıncıdır. Büyük tansiyon, gevşeme basıncı, kalbin gevşeme veya dinlenme durumunda ölçülen en düşük basınçtır. Küçük tansiyon, gevşeme basıncı, diastolik basınç yükselirse kalbin beslenmesi azalır. Büyük dolaşım sistemi ile dokuların gereksinimini karşılamak için dağıtılan bu kan kullanıldıktan sonra tekrar temizlenmek üzere, küçük dolaşım yardımı ile akciğerden geçer.

      Kan Basıncı Ölçümünde;

      İki sayı bulunur. Yüksek olan sayı "sistolik" basınç veya büyük tansiyon adı ile anılır. Bu basınç kalbin içindeki kanın damarlara pompalandığı anda meydana gelir. Bu pompalama nabız sayısı gibi dakikada 70-100 civarındadır. Pompalama arasında kalp kası içine kanı doldurmak için gevşer ve bu esnada damardaki basınç düşer, buna "diastolik" veya küçük tansiyon denir. Atardamar kan basıncı her bireyde farklıdır, aynı bireyde de zaman zaman farlılıklar gösterebilir. Çocuklarda yetişkinlere göre daha düşüktür, yaşla birlikte yükselir. Şişmanlarda yükselme eğilimi vardır. Uyku sırasında biraz düşer, egzersizden sonra, ayrıca heyecan yaratan durumlarda yükselir. Yüksek kan basıncının tersine, düşük kan basıncı bir hastalık belirtisi değildir. Sağlıklı bireylerde kan basıncı hiçbir rahatsızlığa neden olmadan, yaşam boyu düşük kalabilir. Kan plazmasının büyük miktarlarda damar dışına çıktığı yaygın kanama veya yanıklarda, aşırı terleme ve ishal gibi sıvı ve tuz kaybına neden olan durumlarda kan basıncı düşer. Otururken veya yatarken birdenbire ayağa kalkınca ortaya çıkan tansiyon düşmesi (ortostatik hipotansiyon) ise otonom sinir sistemindeki bir bozukluktan kaynaklanır.

      Kan Basıncı

      Kan Basıncı Nasıl Ölçülür

      Kan basıncı, sfigmomanometre (tansiyon aleti) ile ölçüldüğünde atardamarda ölçülen basınçtır. Üst kolda, dirseğin hemen üzerine uygulanan tansiyon aletinin manşeti şişirilip, daha sonra kademeli olarak azaltılarak, sistolik ve diastolik basınçlar ölçülür. Kan basıncı, kişinin yaptığı işe bağlı olarak belirli basınç aralıkları içinde sürekli değişir. Fiziksel çalışmalar sırasında kaslar daha fazla gıda gereksinimi duyarlar ve kalp bu talebi karşılayabilmek için hızını artırarak pompaladığı kan miktarını arttırır. Bunun da kan basıncının yükselmesine yol açar. Kan basıncı geceleri uyurken en düşük seviyesine iner, ancak uyku anında bile muhtemelen rüyaların etkilerine bağlı olarak kan basıncında dalgalanmalar görülebilir. Gün içerisinde bu dalgalanmalar daha sıktır ve kişinin yaptığı işi yansıtır. Gerek zihinsel, gerekse fiziksel stresler kan basıncını arttırabilir. Kan basıncında geçici bir yükselmeye neden olan özel bir durum olmadığı ve ölçülen kan basıncının hastanın gerçek kan basıncını yansıttığı kanısına varılırsa Hipertansiyon (Yüksek kan basıncı) tanısı konur. Böylece kan basıncının birkaç kez ölçülmesi, yüksek kan basıncının tanısını koymak ve eğer varsa nedenine bağlı kontrol yapılmasıdır.

      Kan Basıncının Yükseldiği Durumlarda;

      Kalp damar hastalığının risk faktörleri ve Belirtileri

      • Baş ağrısı,
      • Çarpıntı,
      • Nefes darlığı
      • Yorgunluk,
      • Burun kanaması,
      • Yol yürüme ve merdiven çıkmada zorlanma,
      • Bazen çok sı]]> Kan Çıbanı https://www.kangruplari.gen.tr/kan-cibani.html Wed, 07 Nov 2018 11:15:41 +0000 Kan Çıbanı, Derideki ter veya kıl bezlerinin bakteriler tarafından iltihaplanması sonucu oluşur. Yanlış beslenme (yağlı besinler) veya metabolizma hastalıkları (şişmanlık, şeker hastalığı) gibi durumlarda çıb Kan Çıbanı, Derideki ter veya kıl bezlerinin bakteriler tarafından iltihaplanması sonucu oluşur. Yanlış beslenme (yağlı besinler) veya metabolizma hastalıkları (şişmanlık, şeker hastalığı) gibi durumlarda çıbanlara karşı vücudun korunma gücü oldukça zayıftır. Kabızlık ve aşırı terleme gibi durumlarda kan çıbanlarının çoğalmasına neden olur. Kıl dibinde çıkan sancılı bir çıbandır. Bu nedenle bedenin her türlü bölgesinde, hatta saçlar arasında bile görülebilir. Bilhassa ense, yüz ve sırtta görülür. Kıl diplerinden başlayarak süratle büyüyen bir iltihaptır. Deri hastalıklarından sayılır. "Stafilokok" adı verilen bir mikrobun eseridir. Sert ve kırmızı bir şişlik meydana getirerek, büyüdükçe ağrısı çoğalır ve gerginleştirir. Daha sonra yerinde, çevik, sarı bir baş verir. Yumuşak yerlerden cerahat akmaya başlar. Tedavisi edilmediği ve temizliğine önem verilmediği zaman yayılmasını sağlar. Birkaç gün sonra kabuk bağlar ve kabuğu ortasındaki kılla birlikte döker. Kabuğun kalktığı yerde küçük bir çukur kalır. Ancak bu çukur suratle kapanır. Geride hafif bir iz bırakır. Kan çıbanının baş vermeyen ve iyileşmesi haftalar süren şekline "kör çıban" denilmektedir.

        Kör çıban, olarak tanımlanan kıl diplerinden başlayarak iltihaplanması, ense, yüz, boyun ve sırtta oluşan çıbanlar sertlik ve ağrı oluşturmaktadır. Bu tür çıbanlar ile sürekli uğraşmamak ve kesinlikle bu çıbanları sıkmamak gerekir. Özellikle baş vermeyen çıban türü büyüklüğü arttıkça orantılı biçim de ağrısı da artar. Kör çıban tedavisi bir hekim kontrolünde olmalıdır ve hekimlerin talimatına göre izlenmelidir. Küçük, kırmızı ve sert bir şişlik ile meydana gelerek, ağrıları da yoğunlaşır. Ancak çoğu kez baş verme görülmeyebilir. Kan çıbanı patlatılır mı, Çıban uç vermediyse patlatmaya çalışılırsa iltihap deri altına akacağından dolayı mikrobunu yayarak, kana karışmasını sağlamış olur ve kötü neticeler doğabilir.

        <Kan Çıbanıp>Kan Çıbanı Çıkmasının Belirtileri;

        İltihaplı bölgenin merkezinde kan dolaşımının yavaşlaması çevre dokuya sızarak şişkinlik yapmasıdır. Başka çıbanlar gibi kesinlikle ellenmemesi, sıkılmaması ve oynanmaması gerekmektedir. Önce deri kızarır, duyarlı hale gelir. Bir süre sonra ortasında, içinde irin bulunan bir çıban başı görülür. İrin ölü mikroplar, ölü akyuvarlar ve doku artıklarından oluşan akışkan bir maddedir. Çıban gözkapağı, burun ve kulak gibi derinin gergin olduğu yerlerde oluşursa, çok ağrı yapar.

        Kan Çıbanı Sonrası İz Kalır mı

        Küçük bir çıban ciltte iz bırakmaz, büyük çıbanlarda ise, ancak aylar sonra silinebilen, hatta ömür boyu kalan izleri olabilmektedir. Büyük bir çıbanın iz bırakmasını önleyebilmek için ilk önce, erken tedavi sürecidir. Hekime ne kadar erken başvurulursa, tedavi süreci o kadar hızlı ve başarılı olur. Genellikle, göz çevresi ve burun gibi kısımlarda oluşan çıbanların tedavisine önem verilmesi gerekir. Bu durumun oluşan yerlerdeki iltihabın, ilerlemesi halinde beyni etkilemesi sonucu neticelendirir.

        Kan Çıbanı Çıkmasının Nedenleri;

        Sivilce yerinde şişlik, yanma ve ağrı hissiyle başlar. Bir süre sonra hafif bir ateş yaparak, alakalı lenf bezinin iltihaplanması gözlemlenir. Sonucunda ucunun beyaz rengi olan büyük bir sivilce meydana gelir. Sivilcenin ucundaki beyazlanma bir süre sonra patlayarak, dışarısına iltihaplı sıvısını akıtır. İltihap kendini akıttıktan sonra, çıbanın dibinde sert ve sarımsı bir oluşum belirlenir ve halk dilinde bu çıbanın özü diye isimlendirilir. Çıbanı yapan başlıca bakterisi olan stafilokok'dur. Bu bakterisi, herhangi bir hastalığa sebebiyet vermeden, deri yüzeyinde de oluşabilirler. Derinin tahrişine neden olan kıl köklerine saldırarak, çatlaklık oluşturduğundan bunlar çoğalıp çıban haline gelirler. Diğer nedenleri ise şöyledir;

        Kan Çıbanı Çıkmasının Diğer Nedenleri;

        • Vitamin ve protein eksikliği
        • Sağlıksız beslenme
        • Hareketsizlik, sürek]]> Kan Kanseri Tedavisi https://www.kangruplari.gen.tr/kan-kanseri-tedavisi.html Wed, 07 Nov 2018 16:14:34 +0000 Kan Kanseri Tedavisi, Kanda, kan yapıcı ve diğer organlarda anormal kan hücrelerinin kontrolsüz olarak çoğalmasıyla ortaya çıkan bir hastalık türüdür. Tıp dilinde lösemi yada lökoz olarak adlandırılır. Vücudun Kan Kanseri Tedavisi, Kanda, kan yapıcı ve diğer organlarda anormal kan hücrelerinin kontrolsüz olarak çoğalmasıyla ortaya çıkan bir hastalık türüdür. Tıp dilinde lösemi yada lökoz olarak adlandırılır. Vücudun kemik iliği ve lenf sistemini de içeren kan yapıcı dokularının kanseridir. Kan kanseri sözcüğü Yunanca "beyaz kan" anlamına gelmektedir. Hastalık, çoğunlukla beyaz kan hücrelerinde başlar. Kan kanseri, çeşitli akyuvar hücrelerinin üretildiği dokuları etkileyen bir tümör hastalığıdır. Dolaşımdaki kan etkilendiği gibi, sonuçları çevre kanında belirgin biçimde görülmeyebilir. Hastalıktan etkilenen hücreler (granülosit-ler, lenfositler, retikülohistiyositler ve plazma hücreleri) denetimden çıkarak bağımsız hareket etmeye başlar ve kan hücrelerinin üretildiği organlara, ayrıca başka organ ve dokulara yerleşip yapısal yıkıma neden olurlar. Normal koşullar altında, sizin beyaz kan hücreleriniz güçlü enfeksiyon savaşçılarınızdır. Etkilenen hücrenin tipine göre myeloid ve lenfositer olarak kendi içinde de ikiye ayrılan hücre yapısına göre yapılan bu sınıflandırma özellikle hastalığın akut biçimlerinde daha ender olarak öteki hücre tipleri de etkilenmektedir. Bu hücreler, normal olarak, vücudunuz kendilerine gereksinim duyduğu sürece büyürler ve belli bir düzen içinde kontrollü olarak bölünürler. Ancak, kan kanseri bu uygulamayı bozmaktadır. Afrika ve Uzakdoğu kökenlilere göre, beyaz ırkta iki kat daha sıklıkla rastlanan bu kanser türü 10 yaş altı ve 50 yaş üzerindeki insanlarda daha sıklıkla görülür. Tüm lösemi türleri arasında akut tipler diğerlerine göre daha sık görülürler. Uzun vadeli benzol etkisinde kalmak ve radyasyon maruziyeti hastalığın genel sebepleri arasında görülmektedir. Lösemiler genellikle akut ve kronik olmak üzere ikiye ayrılırlar.

          Lösemi Nedir

          Lösemi halk arasında kan kanseri diye bilinen hastalıktır. Bu hastalıkta çoğunlukla kemik iliğinden kaynaklanan ve bir tek hücrenin kanserleşmesi, daha sonra bu hücrenin bölünerek çoğalıp, önce kemik iliğini, daha sonra tüm organları istila etmesi durumu söz konusudur. Şayet tedavi edilmezse olay kısa sürede hastada hayati önem taşır. Lösemi tipleri, löseminin akut ve kronik olmak üzere iki ana tipi vardır. Akut lösemi, birden ortaya çıkan, hızla ilerleyen ve hastayı düşkün bırakan lösemi tipi olup, akut lenfoblastik lösemi (ALL) ve akut myelobalstik lösemi (AML) olmak üzere iki ana tipten oluşmaktadır. Kronik lösemi ise, daha yavaş seyirli, hastayı birden kötüleştirmeyen tiptir. Kronik myelositer lösemi (KML) ve kronik lenfositer lösemi (KLL) olmak üzere iki ana tipi içermektedir. Akut lösemide kanda lökosit sayısı düşük, normal veya yüksek olabilirken, kronik lösemide kanda lökosit sayısını artırmıştır. Löseminin hangi tip olduğu, hastanın muayenesinin yanı sıra, kan ve kemik iliğindeki hücrelerin mikroskop altında incelenmesi ve özel boyalar ile boyanarak ileri laboratuvar incelemelerinin yapılması ile hematologlar tarafından belirlenir.

          Kan Kanseri Tedavisi

          Kan Kanseri Tanısı Nasıl Konur

          Lösemiden şüphelenilen her hastaya ilk basamak olarak hastanın hastalığı ve öz ve soy geçmişi hakkındaki bilgileri alındıktan sonra ayrıntılı bir fizik inceleme yapılmaktadır. Bu inceleme ile lösemide görülebilen hastalık belirtilerine bakılırken (kansızlık, anormal kanama bulguları, lenf bezlerinde büyüme, karaciğer ve dalakta büyüme) aynı zamanda enfeksiyonun ve lösemiye eşlik eden başka diğer bir rahatsızlığın da olup olmadığı araştırılmış olur. Fizik incelemeden sonra tam kan sayımı ile kan hücrelerinin (lökosit, trombosit, eritosit) sayısal değerine ve periferik kan yayması incelemesi ile de kan hücrelerinin yapısal bir anormalliği olup olmadığına bakılmaktadır. Tam biyokimya analizi, viral serolojiler, koagülasyon incelemeleri, enfeksiyon araştırmaları hastanemiz bünyesinde gerçekleştirilmektedir. Elde edilen bulgular ile lösemiden şüphelenildiğinde kesin tanı için kemik iliğinden ö]]> Açlık Kan Şekeri Kaç Olmalı https://www.kangruplari.gen.tr/aclik-kan-sekeri-kac-olmali.html Thu, 08 Nov 2018 07:26:21 +0000 Açlık Kan Şekeri Kaç Olmalı, Açlık kan şekeri düşüklüğüne Hipoglisemi denir. Fakat kan şekeri zaten, sürekli aynı değerde değildir, değişkendir. Yiyecek ve içecekler, hareket durumu, stres, alkol, kullanılan Açlık Kan Şekeri Kaç Olmalı, Açlık kan şekeri düşüklüğüne Hipoglisemi denir. Fakat kan şekeri zaten, sürekli aynı değerde değildir, değişkendir. Yiyecek ve içecekler, hareket durumu, stres, alkol, kullanılan bazı ilaçlar kan şekerinin değişimine neden olmaktadır. Hipoglisemi bu ilaç ve durumlara bağımlı veya bağımsız olarak kan şekerinin aniden düşmesi ve hastanın bunun belirtilerini algılayabilmektedir. Açlık kan şekeri, en az 8 saat aç kalındıktan sonra kandaki şeker değeridir. Bu değer diabet teşhisi için yapılan testlerde kullanılır. Gün içinde, kan şekeri değeri yemeklerden önce en düşük seviyededir. Diyabet hastalığı olmayan kişilerde yemeklerden önce açlık kan şekeri değeri genellikle 70-80 mg/dl arasındadır. Bazı kişilerde 60 mg/dl veya 90 mg/dl açlık kan şekeri de normal kabul edilebilir, diabet veya diyabet riski teşhisi koymak için kişinin açlık kan şekeri 100 mg/dl değerinin üzerinde olmalıdır. 60 mg/dl değerinin altındaki kan şekeri ise hipoglisemi yani düşük kan şekeri olarak değerlendirilir.

          Bir hastalık olmadığı sürece, çok uzun zaman aç kalan bir kişide dahi kan şekeri 60 mg/dl altına düşmez, aç kaldığınız veya oruç tuttuğunuzda karaciğeriniz, yağ veya kas yakarak şeker değerlerini dengede tutmaya çalışmaktadır. Daha önce yapılan araştırmalar ve kriterler ile açlık kan şekeri 100-126 mg/dl arası ise gizli şeker, 126 mg/dl ve üzeri ise şeker hastalığı (diyabet) tanısı konmaktadır. Yapılan yeni araştırmalara göre açlık kan şekeri 90 mg/dl ve üzerinde olan kişilerde de gizli şeker hastalığının önemli bir oranda olduğunu gösterir. Genelde kilosu olan, ailesinde şeker hastalığı olan kişilerde gizli şeker hastalığı daha fazla olduğu gözlemlenmektedir. Bu sebeple açlık kan şekeri 90 mg/dl ve üzerinde ise (90-126 mg/dl arası) OGTT denilen şeker yükleme testinin yapılması ve şeker hastalığından korunmak için beslenme ve yaşam tarzı değişikliği önem taşımaktadır.

          >

          Açlık Kan Şekeri Ölçümü Nasıl Yapılmalıdır

          Kısa ve hızlı insülin tedavisinin ve beslenme tedavisinin değerlendirilmesi için öğün öncesi ve öğüne başladıktan sonra kan şekeri ölçümü yapılması istenir. Bu izleme şekli, öğünde tüketilen karbonhidrat miktarı ile öğün öncesi uygulanan insülin dozuna karşı bireysel kan şekeri yanıtının görülmesi ve tedavinin yeniden değerlendirilmesi için önem taşımaktadır.

          Açlık Kan Şekeri Tanısı Nasıl Konur

          Hipogliseminin en önemli özelliği, hepsinde olmasa da ileride diyabet adayı olmaya yatkınlık göstergesi olabileceğidir. Bu nedenle bu belirtileri yaşayan, ailesinde diyabet öyküsü bulunan hastalar, mutlaka bir doktora başvurup, halk arasında bilinen adıyla yükleme yani oral glukoz tolerans testi (OGTT) yaptırmalıdırlar. Bunun sonucuna göre de mutlaka diyet ve egzersiz, gerekirse de ilaç tedavisi almalıdırlar.

          Açlık Kan Şekeri Kaç OlmalıAçlık Kan Şekeri Belirtileri Nelerdir

          Adrenalin (insülin karşıtı bir hormon) salınmasına bağlı olarak terleme, titreme, çarpıntı, açlık, endişe hali, karıncalanma. Beyinde şeker azalmasına bağlı olarak konfuzyon mental (kişileri tanıyamama, bulunduğu mekanı bilememe), baş dönmesi, halsizlik, davranış değişiklikleri, konuşamama, baş ağrısı, yorgunluk gibi şikayetler meydana gelebiliyor. Diğer belirtiler ile;

          • Sinirlilik
          • Titreme
          • Yorgunluk
          • Terleme
          • Açlık hissi
          • Baş ağrısı
          • Bulanık görme
          • Çarpıntı hissi
          • Dikkat dağılması

          Açlık Kan Şekeri Düşmesinin Nedenleri Nelerdir

          Kan şekerinin normalin altına düşmesidir. İnsanın normal açlık kan şekeri 85-100 mg/dl arasında seyir ederken, bu rakam toklukta 120-130 mg/dl arasında seyir eder. Uzun süren açlık durumunda yada tokluk sonrasında, özellikle şeker ve unlu mamullerden zengin bir yemek yedikten 2-3 saat sonra kan şekerinin düşmesi sonucu hipoglisemi yaşanır. Aşırı terleme, çarpıntı, ellerde t]]> Kan Üre Azotu https://www.kangruplari.gen.tr/kan-ure-azotu.html Thu, 08 Nov 2018 15:16:05 +0000 Kan Üre Azotu, Kan üre azotu bir protein metabolizmasının ürünüdür. Böbrekler yoluyla idrarla atılır. Sıklıkla kan üre azotu (BUN) olarak ölçülür. Vücutta, kan proteinleri dışındaki bütün azotlu maddelerin Kan Üre Azotu, Kan üre azotu bir protein metabolizmasının ürünüdür. Böbrekler yoluyla idrarla atılır. Sıklıkla kan üre azotu (BUN) olarak ölçülür. Vücutta, kan proteinleri dışındaki bütün azotlu maddelerin ihtiva ettikleri toplam azot miktarının normal değeri % 20-40 mg'dır. Azotemi içinde en önemli yeri işgal eden üredir. Çünkü kandaki oranı diğer azotlu maddelere nazaran çok daha fazladır. Ortalama normal miktarı % 30 mg kadardır. % 50 mg'ın üstü anormal olarak kabul edilir. Ağır üremi vaka'larda kan üresinin % 500 mg'a kadar yükselmesi mümkündür. Böbrek fonksiyonlarını değerlendirmede önemli bir ölçüttür. Fakat böbrek fonksiyonları dışında vücuttaki azot yükü, günlük sıvı alımı ve idrar akım hızından da etkilendiğinden tek başına karar verici değildir. Trombosit sayısı için 150.000 değeri düşük sayılmaz. Kan üre azotunun yüksek olması böbrek yetersizliğini düşündürmektedir. Böbreklerin süzme kabiliyetinin azalmasıyla kanda, azot metabolizmasının son ürünleri artmaktadır. idrarla atılması gereken azot metabolizması son ürünlerinin başlıca üre, ürik asit ve kreatinindir. Üre, vücudumuz için son derece zararlıdır. Yediğimiz ve içtiğimiz tüm besinlerle vücudumuza giren azotlu maddenin yanması ile üre meydana gelir. Üre, böbrekler tarafından idrar yoluyla atılır. Ancak böbreklerin işlevini yerine getirmemesi durumunda kanda birikir ve ciddi sağlık problemlerinin görülmesine neden olmaktadır. Nasıl ki atıklar çevreye zarar veriyorsa, üre de vücuttan uzaklaştırılmadığı takdirde bizim vücudumuza zarar vermektedir.

          Arttığı Durumlar; Böbrek fonksiyon bozukluğu dışında kalp yetmezliği, tuz ve su alımındaki dengesizlikler (kusma, ishal, sık idrara çıkma, terleme), bağırsaklarda kanama, stres, yanıklar, diyetle fazla protein alımı ve akut myokard enfarktüsü gibi nedenlerle de kan değerleri yükselebilmektedir.

          Yüksek Kan Üre Azotu Nasıl Böbrek Hastalığı Meydana Gelir

          Üre, nitrojen proteinlerinin dökümünü, bu numaralar laboratuvar tarafından değişebilir, ama normal kan üre nitrojen düzeyi, 7-20 mg/dL arasındadır. Böbreklerden değilse, proteinlerin yan yüksek kan üre nitrojen düzeyinin sonuçlanan kan kurulacaktır. Daha böbrek fonksiyon yarısından kayboluncaya kadar böbreklerin güçlü telafi kapasitesi nedeniyle, düzeyi artmaz. Ancak, tek başına bir yüksek kan üre azotu her zaman bir böbrek bozukluğu olduğu anlamına da gelmemektedir.

          Kanda Azot Düzeyinin Normal Değerleri;

          Kanda azot düzeyi denilince, kandaki serbest veya çözünmüş azot değil, azotlu bileşiklerin düzeyi anlaşılır. Bileşik halinde bulunmayan azot kanda ölçülemeyecek kadar düşük miktarlardadır. Azot içeren maddeler arasında ölçüm için en çok üre kullanılır. Üre kandaki azotun en büyük bölümünü içerir ve uygulamada kan üresi azotu yerine kan azotu demek yanlış olmaz. Bileşiminde azot miktarı çok yüksek olan üre protein metabolizmasının bir yıkım ürünüdür. Ürenin % 90'ı idrarla atılır. Geriye kalan % 10'luk ise ter, dışkı ve tükürük salgısıyla vücuttan uzaklaştırılır.

          Kan Üre Azotu

          Üre Nedir;

          Yediklerimiz ve içtiklerimiz ile vücudumuza vitamin ve madensel tuzlar girmektedir. Vücudumuza yediklerimizle birlikte giren azotlu maddenin yanması ile üre oluşur. Bu üre idrar yolu ile vücuttan atılır. Vücuttan atılmaması durumunda ortaya çıkan hastalığa üre veya tıp dilinde ismiyle üremi denir. Üre kanda birikir ve üremi hastalığına sebebiyet verir. Üreyi vücudumuzdan uzaklaştırılması gerekir. Şayet vücuttan atılmaz ise tıpkı atık maddelerin çevreye verdiği zarar gibi üre de bedene zarar vermesidir. Şayet üre idrar ile uzaklaştırılamaz ise böbrekler iflas eder ve kişi hayati fonksiyonlarını kaybeder.

          Üreminin Belirtileri Nelerdir

          İlk belirtiler, halsizlik ve kas zayıflığıdır. Gündüz dalgınlık içinde bulunan hasta, geceleyin uyuyamaz. Bazı durumlarda saldırganlık ve anlamsız bağırıp çağırmalar görülür. Şuur bulanıklığı, komaya dö]]> İlişki Sırasında Kan Gelmesi https://www.kangruplari.gen.tr/iliski-sirasinda-kan-gelmesi.html Fri, 09 Nov 2018 08:22:25 +0000 İlişki Sırasında Kan Gelmesi, İlişki sırasında veya ilişkiden hemen sonra beklenmedik bir şekilde kanama görülmesi durumudur. Adet dönemi dışında ilişki sırasında yada sonrasında vajinal kanama hiçbir zaman no İlişki Sırasında Kan Gelmesi, İlişki sırasında veya ilişkiden hemen sonra beklenmedik bir şekilde kanama görülmesi durumudur. Adet dönemi dışında ilişki sırasında yada sonrasında vajinal kanama hiçbir zaman normal değildir, fakat çoğunlukla kanserle ilişkili de değildir. Kanamalar genellikle rahim ağzındaki bozuklukların tahrişi sonucunda oluşur. En muhtemel neden rahim ağzında klamidya adı verilen bakterinin ve diğer bazı etkenlerin yarattığı rahim ağzı enfeksiyonlarıdır. İlişki sırasında veya sonrasında vajinada kanama çok önemli bir sorunun habercisi olabilir. Genelde rahim ağzı kanseri ve türevi büyük sorunların belirtisi olabilir. Servis olarak da tanımlanan bu hastalık tedavi edilmelidir. Tedavinin ihmali sonucunda rahim ağzı yaraları oluşmakta olup yaranın varlığı jinekolojik muayene ile kolayca tespit edilmektedir. Adet dönemine denk düşen günlerde ilişki sırasında fark edilen kanamanın sebebi aslında henüz başlamakta olan ve daha vajina dışına kanın akmamasından dolayı anlaşılamayan normal adet dönemi de olabilir. Bu nedenle bu dönemde ara kanamanın hemen ardından adetin başlayıp başlamadığı takip edilmelidir. Rahim ağzında kanser öncüsü lezyonlar yada rahim ağzı kanseri ilişi sırasında kanama şeklinde belirti verebilir. Bu nedenle ilişki sırasında da ciddiye alınması gereken bir belirtidir.

          Rahim Ağzı Enfeksiyonları Ve Sebepleri;

          Servisit rahim ağzı dokusunun çeşitli etkenlere bağlı inflamasyonu yada enfeksiyonu, iltihabıdır. Kadınların neredeyse yarısında görülen sık rastlanan bir durumudur. Bu inflamasyonu yada enfeksiyon çeşitli bakteriler özellikle seksüel geçişli mikrobik etkenlere bağlı yada vajendeki diyafram gibi yabancı maddelerin travmasına bağlı oluşmasıdır.

          • Vajinal enfeksiyon yada seksüel geçişli enfeksiyonlar (gonore, klamidya, trikomonas)
          • HIV yada HPV ile enfekte olanlar servisit açısından daha risklidir
          • Birden fazla cinsel partneri olan kişiler ve partnerlerinde cinsel ilişki ile geçebilecek hastalığı olan risk grubundandır
          • Vajinaya uygulanan her tür yabancı madde, krem, tampon, diyafram, vajinal duş
          • Prezervatifteki latex maddesine yada spermsitlere alerjisi olanlarda da buna bağlı servisit gelişmesi

          İlişki Sırasında Kan Gelmesiİlişki Sırasında Kan Gelmesinin Sebepleri;

          • Vajinal enfeksiyon
          • Vajina içerisinde lezyon
          • Cinsel yolla bulaşan hastalıklar
          • Erkeğin penisinden olan bir kanamanın vajinaya bulaşmış olması nadiren yanıltabilir
          • Cinsel ilişki sırasında vajinada yırtılma olması
          • Semende (menide) kan olması da aynı yanılgıya düşürebilir
          • Servisit (rahim ağzı iltihabı)
          • Servikal polip
          • Servikal erozyon (rahim ağzında yara)
          • Kanama bozuklukları ve bazı kan hastalıkları

          İlişki Sırasında Kan Gelmesinin Nedenleri;

          Menopoz döneminde östrojen hormonunun azalması vajina duvarında incelmeye ve kuruluğa neden olmaktadır. Vajinal atrofi olarak tanımlanan bu durum ilişki sırasında görülen kanamaya yol açabilir. Atrofiye bağlı kanamalarda lokal östrojen tedavisi yeterli olmaktadır. Bayanlarda kadın doğum bölümüne başvurma nedenleri arasında en çok kanama, ağrı ve akıntı olmasıdır. Bunlar birçok hastalığın belirtisi olabilir. Tek başına yada birlikte görülebilir. Servikal polip olarak tanımlanan rahim ağzı poliplerinin varlığında da ilişki sırasında kanama görülür. Polipler iyi huylu olup et beni olarak bilinirler. Basit bir müdahale ile polipin alınması problemi çözmektedir.

          Kanamada Tedavisi;

          Gebelik durumu, gebeliğe bağlı kanama tespit edilirse, bu kanamanın dış gebeliğe, ölü gebeliğe veya düştükten sonra rahimde parça kalmasına bağlı bir kanama olup olmadığı dikkatli bir pelvik muayene ile ortaya çıkarılmalıdır. Tedavide laparoskopi, medikal tedavi veya kürtaj gibi müdahaleler yapılmalıdır. Tüm bu işlemlerden önce antimikr]]> Kan Vücutta Neden Dolaşır https://www.kangruplari.gen.tr/kan-vucutta-neden-dolasir.html Fri, 09 Nov 2018 18:16:48 +0000 Kan Vücutta Neden Dolaşır, Kan damarları vücudun her noktasını dolaşır. Bilhassa damarlarımız o kadar uzundurlar ki düz bir alana yayılacak olsalar toplam uzunlukları yaklaşık 100 bin kilometre olur. Kan damarları Kan Vücutta Neden Dolaşır, Kan damarları vücudun her noktasını dolaşır. Bilhassa damarlarımız o kadar uzundurlar ki düz bir alana yayılacak olsalar toplam uzunlukları yaklaşık 100 bin kilometre olur. Kan damarlarının vücutta her yerini kapladığını anlayabilmek zor değildir. Vücudun uzun herhangi bir yerinde ufak bir çizik bile olsa hemen kanamaya başlar. Bu, kan damarlarının her yerinizi sardığını gösterir. Kan damarlarının vücudun her noktasında olması çok önemlidir. Kan damarları sayesinde hücrelerin ihtiyacı olan besinler taşımaktadır. Hücrelerin çalışması için gerekli olan oksijen de damarlardan akan kan sayesinde hücrelere ulaşır. Soluk alıp verme ve kalp atışı, insanın hayatı boyunca devam eden vücut faaliyetleridir. Kalp atışı ve soluk alıp verme birbirinden bağımsız gibi görünse de birbirinin görevlerini tamamlayan özellikleri vardır.

          Soluk alma ve dolaşım, vücudun her yerine oksijenin ulaşmasını sağlamasını sağlamada birlikte etkili olur. Soluk alma ile kana alınan oksijenin organlara ulaşması dolaşım sayesinde gerçekleşir. Kanla yalnızca oksijen taşınmaz besinlerin vücudun her yerine ulaşması dolaşımla gerçekleşir. Yaşamamız için gereken enerjiyi her gün yediğimiz besinlerden sağlarız. Besinlerden enerji elde edebilmek için soluduğumuz havadaki oksijeni kullanırız. Bu besin ve oksijeni kan vücudumuzun her yerine ulaştırır. Oksijen enerji üretiminde kullanılırken karbondioksit ortaya çıkar. Karbondioksit vücut için zararlı bir gazdır. Bu yüzden vücuttan uzaklaştırılması gerekir. Karbondioksit damarlarda dolaşan kanla kalbe döner. Kalpten de akciğerlere giderek soluk vermeyle dışarı atılır. Organ ve yapılardan alınan karbondioksit ve diğer bazı zararlı maddeler kanla taşınıp akciğer ve böbrek gibi organlara getirilir. Zararlı maddeler bu organlardan dışarı atılır.

          Kan Vücutta Neden Dolaşır

          Kanın Vücutta Dolaşımında Görevli Yapı Ve Organları;

          Dolaşım Sisteminin Kısımları; Dolaşım sistemini kalp, damarlar ve kan dokusu oluşturur.

          Kalp, göğüs boşluğunda bulunan çizgili kaslardan oluşmuş bir organdır. İstemsiz, hızlı, güçlü ve uzun süreli olarak çalışır. Böylece kan sıvısının damarlarda akmasını sağlar. Kalp, kulakçık ve karıncık olmak üzere 2 kısımdan oluşur.

          Kulakçık, kan sıvısını kalbe doğru çeken kısmıdır. Sol kısmı vücut toplar damarına, sağ kısmı akciğer toplar damarına bağlıdır.

          Karıncık, Kan sıvısını organlara doğru pompalayan kısımdır. Sol kısmı vücut atar damarıyla, sağ kısmı akciğer atardamarıyla bağlantılıdır.

          Kalbin sağ tarafında kirli kan (CO2 oranı fazla), ve sol tarafında da temiz kan (O2 oranı fazla) bulunur. Kalbin çevresinde koruyucu olan perikard adlı kaygan zar bulunur. Bu zar kalbi dış etkilerden korur. Kalp üzerinde bulunan damarlara koroner damarlar denir. Bu damarlar kalbin hızlı bir şekilde beslenmesini sağlar. Kalbin kulakçık ve karıncıkları art arda ritimsel olarak kasılıp gevşerler. Kulakçıklar kasılırken karıncıklar gevşer ve kan sıvısı kulakçıktan karıncığa doğru akar. Karıncıklar kasılırken kulakçıklar gevşer ve kan sıvısı organlara doğru pompalanır. Kalbin kulakçık ve karıncıklarının kasılması dakikada ortalama olarak 70-80 kez gerçekleşir. Kasılma hızı hormon ve sinirler etkisiyle artırılıp azaltılabilir.

          Kan Damarları;

          Kanın kalpten pompalandıktan sonra durağı damarlardır. Damarlar sayesinde vücudun en uç noktalarına kadar kan ulaştırabilir ve dokuların ihtiyaçları karşılanabilir. Vücudumuzda taşıma işlevi gören 3 çeşit damar vardır; Atardamar, toplardamar ve kılcal damarlar. Bu damarlardan büyük olanların içinde kanın ters yönde akışını engellemek amacıyla kapakçıklar yer almaktadır. Bu kapakçıklar ile kan akış yönü bozulmaz, yer çekimine karşı hareket eder.

          • Atardamar, atardamarlar kalpten çıkan kanın uğradığı ilk yerler olarak basıncı karşılay]]> Kan Sulandırıcı İlaçlar https://www.kangruplari.gen.tr/kan-sulandirici-ilaclar.html Sat, 10 Nov 2018 04:07:19 +0000 Kan Sulandırıcı İlaçlar, Sodyum pıhtılaşmayı önleyen ilaçlara kan sulandırıcı (Coumadin) denir. Bu ilaçlar, pıhtı oluşmasını ve oluşan pıhtının büyümesini engeller. Ancak daha önceden oluşmuş pıhtıl Kan Sulandırıcı İlaçlar, Sodyum pıhtılaşmayı önleyen ilaçlara kan sulandırıcı (Coumadin) denir. Bu ilaçlar, pıhtı oluşmasını ve oluşan pıhtının büyümesini engeller. Ancak daha önceden oluşmuş pıhtıları eritmez. Kan damarları içinde istenmeyen kan pıhtılarının oluşumunu önlemede kullanılan ilaçlardır. Hali hazırda oluşmuş kan pıhtılarını stabilize etmekte ve böylece kopup kan dolaşımına karışmalarını (emboli) engellemek için de kullanılır. Tersine olursa kan dolaşımına geçen pıhtılar (emboli) hayati bir organın damarını tıkayabilir. Antikoagülan ilaçlar oluşmuş kan pıhtılarını eritemez. Kan pıhtılarını vücutta bazı kimyasal reaksiyonlar sonucunda oluşur. K vitamini vücutta pıhtı üretebilmesi için gerekli olan bir vitamindir. Kan sulandırıcı ilaçlar K vitaminin aktivitesini azaltmak suretiyle işlev görür, bu durumda kanın pıhtılaşmasını engellemiş olur. Kanın pıhtılaşma süresini gösteren "protrombin zamanı" testi pıhtı oluşumunu takibi için önemlidir. Bazı tıbbi durumlar kanın pıhtılaşmasını kolaylaştırabilir yada hızlandırabilir. Oluşabilecek pıhtılar kan yoluyla beyne yada kalbe giderek tıkanıklık yaratabileceği için ciddi sağlık sorunları meydana gelir. Mesela pıhtı beyine giderse inmeye (felç) neden olabilir. Kan sulandırıcı ilaçlar içeriğindeki etken Hopidogrel maddesi, kan hücrelerinin kümelenip bir araya gelmesini engeller. Damar sertliği tedavisinde, kalp krizi ve felç riski bulunan hastaların tedavisinde, periferik arter hastalığının tedavisinde ve karasız anjina hastalığında uygulanmaktadır.

            Kimler Kan Sulandırıcı İlaçlar Kullanamaz

            • Kanama eğilimi olan hastalar (trombosit sayı ve fonksiyon bozuklukları, hemofililer gibi),
            • Yakın zamanda mide, bağırsak kanaması geçirenler,
            • Çok kısa bir zaman önce ameliyat olanlar,
            • Kontrolsüz hipertansiyonu olanlar,
            • Anevrizma saptanan kişilerde de kullanılamaz.

            Kan Sulandırıcı İlaçlar Ve Yan Etkileri;

            Kan sulandırıcı ilaçlar diğer ilaç grupları gibi bazı yan etkilere neden olmaktadır. Bu yan etkiler genel olarak hafif düzeyde görülür ve kullanıcının yaşam kalitesinde olumsuz etki yaratmaz. Fakat bazı uygulamalarda, kullanıcının bünyesine bağlı olarak daha ciddi yan etkilerde görülebilmektedir. Kan sulandırıcı ilaçlar hafif yan etkileri, ishal, hazımsızlık, karın ağrısı, mide bulantısı ve kusmadır. Kullanıcıların bir kısmı bu aşamada mide yanması veya mide ekşimesinden şikayet edebilirler. Ayrıca cilt üzerinde kırmızı küçük noktalar görülebilmekte, kullanıcı bu süreçte baş ağrısı yaşayabilmektedir. Bu yan etkiler hekimler tarafından hafif olarak değerlendirildiği için bu aşamada ilaç tedavisine son verilmesi önerilemez.

            Kan Sulandırıcı İlaçlar

            Bazı Kan sulandırıcı ilaçlar şunlardır; ultrox, vigranda, tezanol, planör, plafix, diporel, diloxol, coumadin, coraspin, clopra, clopirto, clogan ve terviz'dir.

            K Vitamini Ve K Vitaminin faydaları Nelerdir

            K Vitamini (diğer adıyla Naftakinon), kanın pıhtılaşmasında görev alan önemli bir vitamindir. K vitamininin bilinen en önemli görevi kanın sağlıklı bir şekilde pıhtılaşmasını sağlayarak kanamaların durdurulmasında aldığı görevdir. K vitamini kanın pıhtılaşması için gerekli olan protrombinin yapımında görev alır. Karaciğerde glikozun glikojene çevrilmesine yardım eder. Bazı kanser türlerine karşı koruyucu etki gösterir. K vitamini bağırsaktaki bakteriler tarafından üretilir. Antibiyotik kullanımı bu bakterilerin ölmesine neden olacağı için uzun süreli antibiyotik kullanımı K vitamini eksikliğine neden olabilir. K vitamini eksikliği kanın pıhtılaşmasının azalmasına neden olur ve anormal kanamalar görülebilir. İdrarda kan, burun kanamaları k vitamini eksikliğinde görülür.

            K Vitamininin Faydaları; K vitamini, kanın pıhtılaşmasındaki görevi, vitamin olarak öne çıkar ve en önemli görevi de budur, kanın pıhtılaşmasını sağlar.

            Kan Yapan Meyveler https://www.kangruplari.gen.tr/kan-yapan-meyveler.html Sat, 10 Nov 2018 19:38:24 +0000 Kan Yapan Meyveler, Meyve tüketiminin hafızayı canlandırdığı ve sinir hücrelerini geliştirdiği bilinmektedir. Vücudun başlıca düşmanı olan kolesterolün hiçbir meyvede olmadığını belirten uzmanlar, "Meyveler d Kan Yapan Meyveler, Meyve tüketiminin hafızayı canlandırdığı ve sinir hücrelerini geliştirdiği bilinmektedir. Vücudun başlıca düşmanı olan kolesterolün hiçbir meyvede olmadığını belirten uzmanlar, "Meyveler doğal şeker içerir, ne kadar çok meyve tüketilirse beyindeki sinir hücreleri de o kadar gelişir, meyve yemek hafızayı canlandırır" demişlerdir. Meyvelerin mükemmel lif kaynağı olduğunu kaydeden uzmanlar, "Meyveler vitamin ve Mineral açısından çok zengindir. Az kalorilidirler ve kilo aldırmazlar. Fakat rejim sırasında kalorisi nispeten yüksek olan incir, muz ve üzümden uzak kalmak gerekir. Bol miktarda antioksidan içerirler. Meyveleri aç karnına yemek sindirimi kolaylaştırır" diye konuştular. Kansızlık genelde kan yapıcı özellikleri bulunan B9, B12 ve demir minerali eksikliğinde görülen bir çeşit rahatsızlıktır. Bu minerallerin eksikliğinde, bitkinlik, çabuk yorulma, iştahsızlık, el ve ayaklarda şişmeler, deride renk solgunluğu, sürekli uyku hali, baş dönmesi, nefes darlığı, dudaklarda çatlamalar ve saç dökülmesi gibi bir takım belirtiler baş gösterir. Bunlar önemli işaretlerdir ve bir çok hastalığın da habercisidirler. Bunlardan bazıları şunlardır;

            Kansızlık Belirtileri;

            • Kronik yorgunluk ve çabuk yorulma, halsizlik
            • Nefes darlığı şikayetleri
            • Göğüs ağrısı (angına pektoris benzeri)
            • Demir eksikliğine bağlı olarak metabolizmada yavaşlama
            • Dudaklarda morarma
            • Ağız içi ve göz altı morarmaları
            • Sinirlilik ve asabiyet halleri
            • Sürekli ve asabiyet halleri
            • El ve ayaklarda karıncalanmalar
            • Yüzün ve benzin solgun olması

            Kan Yapan Meyveler Ve Yararları;

            Ne şekilde tüketilirse tüketilsin çok iyi bir kan yapıcıdır. Sabahları aç karnına yiyerek ve üzerine su içilirse bağırsakların çalışmasını tetikler. Beyaz Dut'un 15-20 gram yaprağı 3 su bardağı ile kaynatılırsa iyi bir idrar söktürücü olduğu görülür. Bu terkip aynı zamanda ateş de düşürmektedir. İştahı artırır ve enerji verir. Kara dut şurubu veya kara Dut'un yaprak ve kabuklarının kaynatılması ile elde edilen sıvı ağız ve boğaz antisepsisinde, diş eti iltihaplarında kullanılmaktadır.

            Kan Yapan Meyveler

            Kiraz; Güçlü bir ağrı kesicidir, 20 kirazda 12-25 miligram arası antosiyanın maddesi bulunduğu ve bu maddenin ağrı kesici etkisinin Aspirinden on kat daha fazla olduğu tespit edilmiştir. Kolesterolü ve kan şekerini düşürür. Kirazlarda bulunan flavanoidler vücuttaki zehri temizler, antioksidan etkisi yapar, kabızlık gidericidir. Nikotinin vücuttan atılmasına yardımcı olur. Böbreklerin taş ve kum yapmasını önler ve varsa zamanla döker. Safra kesesi taşının dökülmesine de yardımcı olur. Yüzde oluşan sivilcelerin giderilmesini sağlamaktadır. 100 gr. Kiraz=70 kaloridir.

            Üzüm; Böbreklerin çalışmasını uyararak kalp atışını düzenler. Karaciğeri temizler, siyah üzüm, kabukları ve çekirdekleriyle yenilirse hücre yenileyicidir. Sindirimi kolaylaştırır, kansızlığı giderir. Bebeklerin gelişimi için çok faydalıdır. Ancak kalorisi yüksek olan üzümün bir günde 15-20 adetten fazla tüketilmemesi gerekmektedir. 100 gr. Üzüm=65 kaloridir.

            Şeftali; Kalp rahatsızlıklarına ve kansere karşı korur. Sindirim sistemini çalıştırır, hazmı kolaylaştırır. Böbreklerin ve safra kesesinin düzenli çalışmasını sağlar. İdrar söktürücüdür. 1 adet orta şeftali=42 kaloridir.

            Kayısı; Kan yapıcıdır. Kansızlığa iyi gelir. Güzel bir cilt ve saç için olumlu etkileri vardır. Özellikle Akciğer Kanserinin önlenmesinde yardım eder. Kalp hastalıklarının ve kataraktın önlenmesinde yardımcıdır. Kemik erimesinin önlenmesine faydalıdır. Sinirleri gevşetip uyku verir. Kabızlık çeken ve sindirim sisteminde sorun yaşayanlar için faydalıdır. Sabahları aç karnına yenilen kuru kayısı sindirim açısından faydalı olmanın yanı sıra cilde de canlılık katar. 1 adet Kayısı=15 kaloridir.

            Kan Şekeri Normal Değerleri https://www.kangruplari.gen.tr/kan-sekeri-normal-degerleri.html Sat, 10 Nov 2018 23:32:52 +0000 Kan Şekeri Normal Değerleri, Vücut, sürekli olarak kanda bir miktar şekere (glikoza) ihtiyaç duyar. İnsülin kan dolaşımındaki glikozu hücrelere taşımakla görevlidir. İnsülin pankreas tarafından üretilen bir horm Kan Şekeri Normal Değerleri, Vücut, sürekli olarak kanda bir miktar şekere (glikoza) ihtiyaç duyar. İnsülin kan dolaşımındaki glikozu hücrelere taşımakla görevlidir. İnsülin pankreas tarafından üretilen bir hormondur. Hücrelerdeki glikoz, günlük yaşamımızı devam ettirmeyi sağlayacak enerji kaynağıdır. Vücudun şeker yakmasında ortaya çıkan bozukluğun neden olduğu bir hastalıktır. Tıp dilinde diyabet denir. Pankreas, kandaki şeker miktarını kontrol eden ve adına insülin denilen bir madde salgılar. Pankreas bu görevini yerine getirmezse, kandaki fazla şeker, karaciğere depo edilir. Diğer adıyla Diyabet, sık görülür ve ciddi sonuçlara yol açar. Pankreasın ürettiği insülinin yetersizliği yada etkisizliğinden kaynaklanır. İnsülin olmayınca, besinlerle aldığımız şeker ve diğer besin unsurları, ihtiyaç duyan hücrelere giremez. Böylelikle, hücreler şekersizlik çekerken, kanda şeker normal değerlerinin üstüne çıkar. Kanda şekerin çok artması, zehir etkisi yaratır ve vücudun tüm hücrelerini tahrip eder.

            Diyabet, başta karbonhidratlar olmak üzere protein ve yağ metabolizmasını ilgilendiren bir metabolizma hastalığıdır ve kendisini kan şekerinin sürekli yüksek olması ile gösterir. Diyabet hastalarındaki temel metabolik bozukluk, kan yoluyla taşınan glikozun (şekerin) hücrelerin içine girememesidir. Normal koşullarda besinlerden elde edilen yada karaciğerdeki depolardan kana salınan glikoz pankreas tarafından salgılanan insülin hormonunun yardımıyla hücre içine girer ve orada yakılarak enerjiye dönüşür. Hücrelerin üzerinde değişik maddelerin girmesine izin verilen "kapılar" vardır. Bu kapılar normalde kilitlidirler ve uygun "anahtar" varlığında açılırlar. Diyabet, hücrelerin üzerindeki glikoz "kapısının" açılamaması durumudur. Bu örnekten ilerlediğinde diyabet, anahtar işlevi gören insülin hormonu yetersizliğine yada insülinin etkilediği reseptörlerin bozukluğuna bağlı gelişmektedir.

            Kan Şekeri Normal Değerleri

            İnsülin Nedir

            İnsülin pankreasta üretilen ve kan şekerini düzenleyen bir hormondur. Vücutta hücreleri küçük birer makine olarak düşünülür. Bütün makinalar işleyebilmek için yakıt almak zorundadırlar. Yenilen yiyeceklerle alınan karbonhidrat protein ve yağlar vücutta dönüşümüne uğrayarak hücreleri çalıştıracak yakıt haline dönüşürler. Hücreler tarafından kullanılan esas yakıt basit şeker olarak adlandırılan glikozdur. Hücreler büyümek ve fonksiyonlarını yürütmek için gerekli enerjiyi glikozu kullanarak üretirler. İşte hücrelerin yakıtı olan kandaki glikozun hücrelere geçebilmesini ve hücrelerin bunu yakarak enerji üretebilmesini İnsülin sağlamaktadır.

            Kan Şekeri Normal Değerleri Nasıl Olmalıdır

            Normal bir kişide; Açlık kan şekeri, 100 mg yada daha düşük. 2 saatlik tokluk kan şekeri; 140 mg yada daha düşük olmalıdır. Diyabetik demek için açlık kan şekeri; 125 mg yada daha yüksek, tokluk kan şekeri ise 200 mg üzerinde olmalıdır. Normal olarak insan yaşlandıkça organları yorulur, yaşlanır ve çalışmaları azalır. Böylece ihtiyarlayan kişilerin gençlikteki güçleri ve enerjileri kalmaz. Bilhassa gençliğinde şişman olan, abur, cubura meraklı olanlar zamansız ve karışık gıdalarla beslenenler, pankreas bezini daha çok yorarlar ve bunlar orta yaşta genellikle şeker hastası olurlar. Açlık kan şekeri normalde 80-120 mg arasındadır. Bu durum bazı kişilerde hep alt seviyede bazı kişilerde de hep üst seviyede seyreder. Tok iken bu seviye 170 mg'a kadar çıkar. Fakat kısa sürede vücutta bu ayarlanır ve 120 mg seviyesine düşer.

            Kandaki şeker miktarı, uzunca bir süre 140 mg'mın üzerinde kalır. Kandaki fazla şeker böbrekler vasıtasıyla idrarla birlikte dışarı atılır. Buna idrarda şeker çıkması denir. Sağlıklı kişilerde idrarda şeker çıkmaz. Şeker kana geçince, kanda şeker seviyesi yükselir ve hormonlarla bu seviyede düşürülür ve normal seviyeye getirilit. İşte bu yükselen şekerin normal seviyeye düşür]]> Kan Fizyolojisi https://www.kangruplari.gen.tr/kan-fizyolojisi.html Sun, 11 Nov 2018 03:23:54 +0000 Kan Fizyolojisi, Kan, insanda ve üstün yapılı hayvanlarda yaşamın sürmesini sağlayan en önemli vücut sıvısıdır. Fizyoloji en kolay tanımıyla, yaşamın mantığını araştıran bir bilim dalıdır. Yunanca doğa a Kan Fizyolojisi, Kan, insanda ve üstün yapılı hayvanlarda yaşamın sürmesini sağlayan en önemli vücut sıvısıdır. Fizyoloji en kolay tanımıyla, yaşamın mantığını araştıran bir bilim dalıdır. Yunanca doğa anlamına gelen "physis"" kelimesi ile, bilim anlamına gelen "logos" kelimesinin birleşmesi ile ortaya çıkan fizyoloji terimi, moleküler düzeyden hücre, doku, organ, sistem ve organizma düzeylerine kadar fonksiyonu ve bu fonksiyonun altında yatan mekanizmaları araştırır. Vücudumuzun yapı ve işleyişini anlamada temel bilgileri sağlayan iki bilim dalı, anatomi ve fizyolojidir. Anatomi, canlı vücudunu oluşturan ve belli görevleri üstlenen organ ve oluşumların yerini ve yapısını inceler. Fizyoloji ise bu yapıların işlevlerini incelemekte ve açıklamaktadır. Kan, hücrelerden ve "plazma" adı verilen bir sıvıdan oluşmuştur. Hücreler eritrositler (kırmızı kan hücreleri), lökositler (beyaz kan hücreleri) ve trombositlerdir. Hücrelerin % 99'unda fazlasını eritrositler oluşturur. Eritrositler kanın oksijen taşıyan hücreleridir. Lökositler vücuttaki enfeksiyonların ve kanserin oluşmasına karşı koruyucu hücreler olmasıdır. Trombositler ile kandaki pıhtılaşmasının görevini üstlenirler.

            Çok hücreli organizmalarda hücre, doku ve organların birbirine ve dış ortamdaki bağlantısını sağlayan kan, vücudun kalp ve damar sistemindeki kapalı devre içerisinde bulunur. Böylece doğuştan ölüme deyin bu sistem içerisinde devamlı dolaşarak görevini yapmaktadır. Asıl memeli kalp ve damar sistemine bağlı sol ventrikülden çıkan kan, arterler ve arteri yollardan geçişiyle kapillere pompalar ve burada doku sıvısıyla denge sağlar. Tanımı, taşıdığı O2 ve metabolik maddesi dokunun aralığına vermesiyle, orada biriken CO2'i, metabolik artıklarının ve suyunun kalanını alır. Kılcalların taşıdıkları kan venülleri aracılığıyla venlere boşaltma sağlar. Bu boşaltma ile sağ atriyuma geri dönüşümünü sağlamaktadır. Bu sistem adına büyük veya sistemik dolaşım terimi denilir. Kan, sağ atriyum ile sağ ventriküle geçerek buradan akciğer damarları üstünden sol atriyum ve sol ventriküle pompalama sağlar. Buna da küçük veya akciğer dolaşımı terimi denir.Akciğer kılcallarının içinde olan kan, alveol O2 ve CO2 ile dengesini sağlar. Kapillerdeki yatak kalp damar sistemine geçemeyen bir kısım doku sıvısı ise bir başka kapalı devre meydana getiren lenfatik dolaşıma katılır ve burada duktus torasikus ve sağ lenfatik kanal aracılığı ile venöz sistemine boşalma sağlar. Kanın tüm vücudun dolaşımını çok sayıdaki düzenleyici mekanizmalar tarafından böylece denetleme olmaktadır.

            Kan Fizyolojisi

            Kan Fizyolojisi Plazması Ve Görevi;

            Plazma; Fibrinojen serumu denilir. Kan hücreleri (eritrositler) bikonkav disk şeklinde yapılardır. Kan plazması, kanın sıvı kısmıdır. Plazma hafif sarı renklidir. İçinde su, kan proteinleri, tuzlar (elektrolitler), glukoz, hormonlar, değişik metabolizma artıkları ve lipitler bulunmaktadır. Oksijen ve karbondioksit alyuvarlardaki hemoglobin tarafından taşınır ve az miktarda da plazmada bulunmaktadır. Esasen her iki tarafında da basık daire şeklindedir. 7 mm çapındadır. Eritrositlerin yapım yeri yassı kemiklerin iliğidir. Eritrositlerin hücre zarı, kişiden kişiye değişiklik gösteren özel proteinler içermektedir. Bu proteinler sayesinde kan, ABO denilen kan gruplarında yer alır. Eritrositler hemoglobin ve eritrosit ağırlığının üçte birini meydana getiren bir protein içermektedir. Proteinin görevi O2 taşır, oksijenin yaklaşık % 99'u hemoglobin ile taşınır, geri kalanı % 1'lik kısmı kanda çözünmüş olarak taşımaktadır.

            Plazmanın görevi; Vücut dokularını besler. Bazı işlevlerinin içerdiği cisimciklerle birlikte etkinlik göstererek gerçekleşir. Mesela, pıhtılaşma olayında trombositlerle plazma proteinleri birlikte çalışırlar. Vücuttaki hastalıklara karşın savunması, akyuvarlar ile plazma tarafından sağlanır. Asıl akciğerlerden alyuvarlara giden oksijen ilk önce plazmadan geçer. P]]> Rahimden Kan Gelmesi https://www.kangruplari.gen.tr/rahimden-kan-gelmesi.html Sun, 11 Nov 2018 10:04:37 +0000 Rahimden Kan Gelmesi, Hormonal bozukluk sonucu oluşan kanamalar, gebelik ile alakalı kanamalar veya diğer hastalıkların tetiklediği kanamalar haricinde, adet döneminin dışında görülen kanamaların en önemli nedeni myo Rahimden Kan Gelmesi, Hormonal bozukluk sonucu oluşan kanamalar, gebelik ile alakalı kanamalar veya diğer hastalıkların tetiklediği kanamalar haricinde, adet döneminin dışında görülen kanamaların en önemli nedeni myom, kist polip ve yara gibi iyi huylu oluşumların olarak tespiti ve tanısı edilirken bu tip rahatsızlıklardan ilaç tedavisi veya bir cerrahi müdahale yardımı ile tedavi edilmesi mümkündür. Ancak bazen bu hastalıkların dışında jinekolojik kanserlerde kanamaya yol açmaktadır. Bu durumun genelde orta ve ileri yaş gruplarında kadınlar için ciddi rahatsızlıklar önem taşır. Adet döneminin dışında gelişen kanamalar özellikle 35 yaş üstü kadınlar için rahim kanseri, myom, enfeksiyon veya kist oluşumu gibi hastalıkların habercisi denilmektedir. Ayrıca menopoz dönemi öncesi kadınlar arasında adet dönemi düzensizlikleri ile oldukça yaygındır. Fakat bu dönemde gerçekleşen kanamalar kolorektal kanserlerin belirtisi olarak gastrointestinal kanamalar da görülebilir. Genelde adet dönemi içinde veya dışında görülen anormal kanamalar kadınlarda jinekolojik kansere bağlı rahim kanserinin belirtisi olmaktadır.

            Rahimden Kan Gelmesinin Kaynağı Ne Olabilir

            Vajen; Vajinal atrofi ve kuruluk sonucunda ve ilişkiye bağlı travma ile kanamalar görülebilir. Vajinadan kaynaklanan bir kitle kanamaya sebep olabilir.

            Rahim ağzı (Serviks); Bunun oluşumundan polip (et parçası denir) veya başka tür iyi veya kötü huylu kitleler kanama oluşturabilir.

            Rahim (uterus)'a bağlı kanamalar; Rahim iç tabakasının (endometrium) aşısı veya aşırı kalınlaşması (endometrial hiperplazi), burada oluşan bir polip, myom veya başka tür iyi veya kötü huylu kitleler kanama oluşturabilir.

            Rahimden Kan Gelmesi

            Myomlar; Rahimin düz kas tabakasının içinde gömülü vaziyette yer alırlar. "İntramural", duvar içi myomlar, çoğunluğuna göre rahimin dışına doğru büyümesiyle "subseröz", rahimin dış kılıfının hemen altındadır. Rahim iç tabakasına doğru büyüyen "submükoz", rahim içini kaplayan "mukoza" tabakasının altındadır. Yada rahimin yanlarında "intraligamenter" bulunurlar.

            Myom; Rahim adalesinde gelişen, tıp dilinde "ur" diye adlandırılır. Bu iyi huylu tümördür. 20-35 yaş arasında kadınlarda % 20'sinde görülmektedir. Yaş ilerledikçe, myom insidansında da artış oluşmasıdır. 45 yaş üzerindeki kadınlarda % 40'ında myom vardır. Myom, rahim duvarına yerleştiği yere göre bazı belirtilere sebep olmaktadır. Myomlar, büyüklükleri, sayıları ve rahimdeki yerleştikleri yere göre genelde üç belirtisi vardır. Bunlar kanama, ağrı ve infertilite (kısırlık)'dır.

            Rahimden Kan Gelmesi İle Myomun Yerleşim Yeri Ve Neden Olabildiği Durumlar Nelerdir

            Rahim iç duvarına (submükoz) yerleşen myomlar; En fazla kanamaya neden olan myom yerleşimidir. Rahimdeki myom olduğu zaman, kadında adet kanamaları artar ve pıhtılı bir kanama meydana gelebilir. İlave olarak bebeğin anne rahmine yerleşimini bozması nedeni ile kısırlığa ve düşüğe neden olabilmektedir.

            Rahimin duvarının içindeki myom (intramural); Bu durum ile adet kanamaları artar ve adetler ağrılı bir hale gelir. İlave olarak sık idrara çıkma, kabızlık, kanamanın fazla olmasına bağlı kansızlık ve kansızlığa bağlı vücut değişiklikleri görülebilir.

            Rahim duvarının dışında yerleşim gösteren myom (subseröz); Bu yerleşim tipli myomlar içerisinde en iyi olanıdır. Kanama üzerinde etkisi yoktur. Fakat kasık ağrısı ve sık idrara çıkmaya neden olabilmektedir.

            Rahimden dışarı yani vajene doğmuş myom; Bu myom tipinin kanamaya neden olabilmesi, hem ilişki esnasında ağrı ve kanama yapabilmesi ve hem de enfekte olabilmesi açısından diğer yerleşim yerlerinden farklıdır. Böylece saptanır saptanmaz alınmalıdır.

            Rahimden Kan Gelmesiyle Rahim ve Rahim Ağzı Polipleri;

            Kan Kurdu https://www.kangruplari.gen.tr/kan-kurdu.html Sun, 11 Nov 2018 19:42:36 +0000 Kan Kurdu, Kan kurdu, İngilizcesi "blood worms" olarak geçmektedir. Bir tip kanatlı kurttur. Bu kurtlar özellikle protein değeri çok yüksek olduklarından balıklara besin takviyesi olarak özellikle tatlı su balığı çi Kan Kurdu, Kan kurdu, İngilizcesi "blood worms" olarak geçmektedir. Bir tip kanatlı kurttur. Bu kurtlar özellikle protein değeri çok yüksek olduklarından balıklara besin takviyesi olarak özellikle tatlı su balığı çiftlikleri, akvaryumculuk ve deniz suyu balık çiftliklerinde bulunmaktadır. Avrupa da tablet haline getirilmiş olanları akvaryumlarda kullanılmaktadır. Dünya genelinde iki tipi canlısı ve kurutulmuşu balık besini olarak kullanılmaktadır. Canlısı, yaşam ortamından alındıktan sonra akvaryumlarda sürekli temizlenerek muhafaza edilerek kullanılabilir ve bakımı zordur. Bu sebepten çabuk tüketilmesi tercih sebebidir. Temizlenmiş ve taze dondurulmuş kan kurdu tropikal balık türlerinin ve discuslarınızın lezzetli bulduğu oldukça yüksek besleyiciliği olan bir yemdir. İçeriğindekiler, yağ asitleri, zengin protein ve doğal pigmentler sayesinde balıklarınızın zevkle tüketip ve aynı zamanda hastalık durumlarında (iç parazit gibi) kuru yemlere ilgisiz olan discuslarınızın hayır diyemeyeceği bir besindir.

            Kan Kurdu Ve Dondurulmuş Yem;

            Kan kurdunun hastalık riski tabii ki vardır. Özellikle dondurulmuş olarak satılan bloodwormlar ya doğadan toplama yada doğada yetiştirmelidirler. Kesinlikle hastalık olasılığı bulunur. Akvaryum koşullarında veya steril koşullarda yetiştirilen kan kurtları genellikle yurtdışında canlı olarak satışa sunulmaktadırlar ve fiyatları yüksektir. Dondurulmuş yemin diğer bir riski satıcının hatası sonucu kontaminasyona uğramasıdır. Kaza ile çekilen bir fiş, veya uzun süreli bir elektrik arızası, yemlerin çözülmesine sebep olmaktadır. Satıcı doğal olarak yemleri atmayacağına göre, onları tekrar donduracaktır. Şayet soğuk zincir bir kez kırılırsa yem bozulmaya başlar. Sonuçları da tabi ki kaçınılmaz olacaktır. Kan kurdu discuslar için iyi bir yemdir, hatta bağırsak temizleyici özelliği olduğu bile söylenir. Tabi soğutma zinciri kesilmemiş olması şarttır. Hastalık riskine gelince bu her türlü canlı, dondurulmuş yemlerde vardır. Kan kurduna has bir özellik değildir.

            Kan Kurdu

            Suda Bulunan Canlı Yemler;

            Su piresi; Daphnia. Kırmızı ve beyaz türleri vardır. Su piresi denmesinin sebebi su içinde kısa sıçramalar yapmasındandır. Toplanan su pireleri bir saat kadar temiz suda bekletilip atıklardan arıtıldıktan sonra canlı olanları toplanarak balıklara verilir.

            Cylops; Büyük balıklar için, suyun orta katmanlarında bulunurlar.

            Saydam kurt; Büyük balıklara verilir. Suyun üst tabakalarında bulunurlar. Bir cm, uzunluğunda iplik inceliğindedirler. Şeffaf bir beyazlığı vardır. Suda dikine dururlar. Ani kıvrılışlarla süratli yüzerler.

            Sivrisinek ve larvalar; Bahçe havuzlarında ve su birikintilerinde bulunurlar. Bir cm, uzunlukta çamura gömülü dururlar, karanlık ve nemli bir ortamda uzun süre saklanabilirler.

            Tubifex; Kirli sularda gelişirler, sularda ve havuzlarda bulunur, suyun dibinde bir kısmı zeminin içine gömülüdürler. Solucana benzer koyu kırmızı renktedir. 3 cm. uzunlukta, kıl gibi ince, sürekli hareketlidirler. Yarısı toprakta gömülü olduğu için toprakla birlikte alınmalı ve temizlenerek balıklara verilmelidir. Yemlikle verilmesi önerilir, akvaryuma serbest bırakılan canlı kuma gömülür ve balıklar üstteki kısmı kopararak yerler kum içerisinde kalan kısım kirliliğe sebep olmaktadır.

            Kan kurdu; Havuz ve sularda bulunur, yüzen larvalardır, suyun dibinde gelişirler.

            Kan Kurdu Ve Balıkların Besin Gereksinimleri;

            Balıklar, protein, karbonhidrat, yağ, mineraller, vitaminler ve su isterler. Proteinlerle balıkların kemikleri, kasları ve diğer organik unsurları gelişir. Karbonhidratlarla enerji sağlanırken, vitamin sağlığın oluşumuna katkıda bulunur, direnç'i ve kemik gücünü arttırır.

            Besin Temini;

            Balıklar için kullanılacak besinleri hazır alınabileceği gibi kendinizde haz]]> Kan Gruplarına Göre Beslenme https://www.kangruplari.gen.tr/kan-gruplarina-gore-beslenme.html Mon, 12 Nov 2018 19:13:33 +0000 Kan Gruplarına Göre Beslenme, Kan gruplarına göre beslenme, büyüme, gelişme, sağlıklı ve üretken olarak uzun süreli yaşamamız için gerekli olan besin öğelerini yeterli miktarlarda alıp vücudunda kullanmasıdır. Kan Gruplarına Göre Beslenme, Kan gruplarına göre beslenme, büyüme, gelişme, sağlıklı ve üretken olarak uzun süreli yaşamamız için gerekli olan besin öğelerini yeterli miktarlarda alıp vücudunda kullanmasıdır. Bu öğelerin herhangi biri alınmadığında yada gereğinden az veya çok alındığında, büyüme ve gelişmenin engellendiği ve sağlığın bozulduğu bilimsel olarak ortaya konmuştur. Vücudun büyümesi ve gelişmesi, verimli çalışması, dış etkenlere ve hastalıklara karşı dirençli olabilmesi için sağlığın temelini oluşturan yeterli ve dengeli beslenme önemlidir. İnsanların kan gruplarının sağlığı ve hastalıkları üzerine uzun yıllardan süre gelen çalışmalarda, kişilerin kan gruplarında, beslenmelerinde kilo vermelerine yada alımlarına neden olarak tanısı yapılmıştır. Kan grubuna göre beslenme son zamanların en dikkat çekici konusu olarak değerlendirme yapılmaktadır. İnsanların kan gruplarına göre yapılan araştırmalara göre beslenmek sindirime, enerji düzeyine, stresi azaltmaya ve kilo vermeye yardımcı olduğu kanısına varılmıştır. Beslenme alışkanlıklarına ve genetik faktörlerin kilolar üzerinde büyük etkisi olduğu aşikar bir şekilde ortaya çıkmıştır. Bilim adamlarının son çalışması adı altındaki konusunun biriside kan gruplarının kilo almada etkisinin kan gruplarına ve beslenme alışkanlıklarına deyinmiş olmalarıdır.

            Kan Gruplarına Göre Beslenme Öğeleri Nelerdir

            AB Grubu;

            Özellikleri; A ile B'nin modern karışım olmasıdır. Çevresel değişikliklere göre beslenme özelliği göstermektedir. Sindirim sistemi çok duyarlı olmasıyla bağışıklık sistemi oldukça güçlüdür. Stresi yenebilmek için zihnin açılması yönünden bazı faaliyetler açısından yararlı olacaktır.

            Yemesi gereken besinler; Koyun ve hindi eti, kırmızı levrek, sardalya, morina, bey balığı, uskumru ve ton balığı, taze yumurta, yoğurt, beyaz peynir, eski kaşar, keçi ve koyun sütü ve peyniri, zeytinyağı, ceviz yağı, yerfıstığı, zencefil, kuşburnu, papatya, yeşil çay, kimyon, ıspanak, karalahana, marul, havuç, brokoli, sarımsak, soğan, kereviz, maydanoz ve her türlü yeşil yapraklı sebzelerdir. İncir, üzüm, kiraz, vişne, erik, greyfurt, limon, karpuz, ananas, yerelması, pekmez, mürdüm eriği, magnezyum sülfat (İngiliz tuzu).

            Yememesi gereken besinler; Tavuk ve her et (koyun ve hindi hariç), deniz hayvanlarıdır. Mısır ve ürünleri, çavdar ekmeği, susam ve ürünleri, kavrulmuş ve bekletilmiş kuru yemiştir. Börülce fasulye, ayçiçeği çekirdekleri, pul biber ve her biber, kara ve beyaz biber, domates salçası, enginar, turp, her türlü yağ ve katı yağ (zeytinyağı ve ceviz yağı hariç). Siyah çay, kahvedir. Portakal ve suyu, nar ve suyu, muz, hazır yiyecek ve içecekler, mide ve bağırsaklarda gaz oluşturan her yiyecek türleridir.

            Kan Gruplarına Göre Beslenme

            A Grubu;

            Özellikleri; Onlar ilk vejetaryenleridir. Sindirim sistemi oldukça duyarlıdır. Bağışıklık sistemi dayanıklıdır. Yerleşik beslenme ve çevre koşullarına kolayca uyum sağlayabilirler. Stresi yenebilirler. Güçlü ve sağlıklı kalabilmesi için sebze ağırlıklı besinler tüketmelidirler.

            Yemesi gereken besinler; Balık, zeytinyağı, yerfıstığı, ceviz, kabak çekirdeği, badem, hardal (sirkesiz), kedi otu, papatya, kahve, yeşil çay, kimyon, kekik, biberiyedir. Börülce fasulye, her türlü mercimek, soya ve ürünleri (doğal, genetiği değiştirilmemiş), çavdar ürünleri ve ekmeği, yulaf ürünleri ve ekmeği, karabuğday ürünleri ve ekmeği, eski tip buğday ürünleri ve ekmeği (amarant yada eski turk buğday). Enginar, karalahana, marul, havuç, kabak, pırasa, ıspanak, beyaz lahana, brokoli, sarımsak, soğan, kereviz, maydanoz ve bütün yeşil sebzelerdir. Kayısı, dut, incir, üzüm, kiraz, vişne, erik, limon, mürdüm eriği, zencefil, pekmez, aloe vera, yerelması, Magnezyum sülfat (İngiliz tuzu).

            Yememesi gereken besinler;]]> Boğazdan Kan Gelmesi https://www.kangruplari.gen.tr/bogazdan-kan-gelmesi.html Tue, 13 Nov 2018 17:59:30 +0000 Boğazdan Kan Gelmesi, Ağız boşluğundan sonra gelen geçide "boğaz" denir. Akciğerlere gidecek olan hava mideye gidecek olan yiyecek lokması orta kulağa ulaşacak olan ses dalgaları buradan geçmektedirler. Ayrıca boğaz Boğazdan Kan Gelmesi, Ağız boşluğundan sonra gelen geçide "boğaz" denir. Akciğerlere gidecek olan hava mideye gidecek olan yiyecek lokması orta kulağa ulaşacak olan ses dalgaları buradan geçmektedirler. Ayrıca boğazın iki yanındaki lenf sistemi ağız yolu ile alınacak mikropların daha ileriye gitmesine neden olmasıdır. Boğazın uzunluğu 5-14 cm. kadardır. Boğazın solunum, yutma, ses ve konuşma, vücudu mikroplara karşı koruma ile ilgili önemli görevleri vardır. Boğazdan kan gelmesi, tıbbi literatüründe "hemoptizi" olarak bilinen kan tükürme, solunum sisteminden yani akciğerlerden, bronşlardan, trakeadan ve boğazdan gelen kanın ağızdan çıkışına hemoptazi yada kan tükürme denilmektedir. Mideden gelen yada kusulan kana ise, hematemez denilmektedir. Kanamanın kaynağı çoğunlukla 3 bölgeden birisidir; Bunların birisi burun boşluğu, ağız içi ve boğazda oluşan üst solunum yollarıdır. Hem tükürmekle hem de burundan kan geliyorsa kanamanın kaynağı üst solunum yolları olabilir. Öncesinde yoğun alkol alımı olan, hepatit, siroz gibi karaciğer hastalıkları olan kişilerde ise mide kanaması yada yemek borusunda varis kanaması ilk akla gelmesi gereken durumlardan birisidir. Akciğerler kaynaklı olan kanama hava ile daha fazla temas ettiği için köpüklüdür. Kanın rengi ve miktarı da sebebi hakkında önemli tetkikler verebilmektedir. Parlak kırmızı renkli, az miktardaki kan daha üst kısımlardan (burun, boğaz bölgesi) kanama ihtimalini arttırırken kahve telvesi renginde bir kan, midede beklemiş kanı gösterir. Aşırı miktarda kan genelde mide ile ilgili ciddi kanamalar kaynaklıdır.

            Boğazdan Kan Gelmesi Belirti Ve Bulguları;

            Bazı hastalarda zaman zaman öksürürken tükürükle kan geldiği görülmektedir. Bunlar diş etlerinden, burnun arka tarafından veya boğazdaki kılcal damarlarının çatlamasından kaynaklanmasıdır. Şiddetle sümkürmek ve aksırmak da bunu yapmaktadır. Alerji, kronik bronşit ve sigara tahrişleri de bu tür kanamalara sebebiyet unsurlarıdır. Kanamaya bağlı olan etkenler ortadan kaldırılırsa, kan tükürme olayı geçer.

            • Bitmek bilmeyen ve zamanla daha kötüye giden öksürük
            • Kalıcı göğüs ağrısı
            • Kan tükürmek
            • Nefes darlığı
            • Hırıltılı nefes alıp-vermek
            • Sık sık zatürre yada bronşit olması ve geçmemesi
            • Boyun ve yüzde şişkinlik
            • İştahsızlık ve kilo kaybı
            • Yorgunluk

            Boğazdan Kan Gelmesi Ve Nedenleri;

            Hemoptiz, solunum yolunun bir kısmından kan tükürmeyi anlatır. Mide gibi herhangi bir yerden gelen kan tükürmeye benzemektedir. Kan tükürmenin esas nedeni kronik bronşit yada bronşiyektazidir. Kan öksürmenin diğer olası nedenleri arasında şunlar vardır;

            • Kronik obstrüktif pulmoner hastalığı
            • Kistik fibroz
            • Uyuşturucu kullanımı, mesela kokain
            • Amfizem
            • Yabancı nesne
            • Akciğer apsesi
            • Akciğer kanseri
            • Mitral darlık
            • Parazit enfeksiyonları
            • Zatürre
            • Pulmoner emboli
            • Göğüs travması
            • Tüberküloz

            Boğazdan Kan GelmesiBoğazdan Kan Gelmesi Ve Tedavisi;

            Kanın taze olup olmadığı önemli, kan pıhtı şeklinde yani koyu renkteyse, sinüzitten olması, şayet taze kanın rengi açık kırmızı ise boğazınızı temizlerken veya zorlarken kılcal damarlardan olmasıdır. Boğazdan kan gelmesi ciddi bir hastalıktır. Bazen kötü hastalıklarda yapabilir, dolayısıyla endoskopik inceleme gerektiren bir durumdur. Kan tetkiki ve film gerekebilir.

            Tedaviye Yardımcı Aşağıdaki Reçeteler de Kullanılabilir;

            Bir su bardağı kaynak suya kahve kaşığı kuru nane konur.  dakika bekletildikten sonra süzülür. Suyuna bir kahve kaşığı saf sirke ilave edilip, içilir.

            Bir çay fincanı kaynar suyun içine ince kıyılmış bir çay kaşığı mersin ağacı yaprağı katılıp demlenmesi için kısa bir süre beklendikten sonra süzülerek günde iki kez tok karnına içilir.

            Bir miktar ayva kabukları soyulup miks]]> Tam Kan Sayımı https://www.kangruplari.gen.tr/tam-kan-sayimi.html Wed, 14 Nov 2018 01:12:54 +0000 Tam Kan Sayımı, Tan kan sayımı en çok yapılan tetkikidir. Tam kan sayımı (hemogram) ile akyuvar sayımı, alyuvar ve kan pulcukları sayımı, ayrıca hemoglobin ve hematokrit değerleri ölçülür. Anemi ve diğer hemato Tam Kan Sayımı, Tan kan sayımı en çok yapılan tetkikidir. Tam kan sayımı (hemogram) ile akyuvar sayımı, alyuvar ve kan pulcukları sayımı, ayrıca hemoglobin ve hematokrit değerleri ölçülür. Anemi ve diğer hematolojik hastalıklar, enfeksiyon, kanama bozuklukları, alerjik durumların değerlendirilmesinde yarar sağlamasıdır. Yanına yıldız konulmuş anormal değerleri gören hastalar ne anlama geldiğini bilmediklerinden, bir tam kan sayımı raporuna göre çıkan sonuçlardan birisi de trombosit değeri. Trombosit, kanın pıhtılaşmasını sağlayan hücrelerdir. Normal değerleri 150 ile 440.000 milimetre arasındadır. Kan sayımı öncelikle hastada anemi (kansızlık) veya vücutta bir enfeksiyon olup olmadığı, hakkında bilgi veren bir tetkiktir. Dolaylı olarak anlatım kan kanseri, kemik iliği kanseri ve pek çok ciddi hastalık hakkında da bilgilendirir. Tam kan sayımı (CBC), genel sağlık durumunun değerlendirilmesi ve anemi, enfeksiyon ve lösemi gibi geniş aralıktaki bozuklukların saptanması için kullanılan bu kan testidir.

            Hemoglobin Ve Hematokrit Testi;

            Hemoglobin; 14-18 g/dL (erkek); 12-16 g/dL (kadın) Hemotokrit; %42-52 (erkek); %36-46 (kadın) PV tanısı koymak ve hastanın tedavi cevabını ölçmek için genelde hemoglobin ve hematokrit konsantrasyonları kullanılmaktadır.

            Anlatımı; Hemoglobin ve hematokrit sıklıkla beraber istenen ve kanın oksijen taşıma kapasitesini ölçmek için kullanılan testlerdir. Hemoglobin kırmızı kürelerde bulunan ve temel olarak oksijenin taşınmasından sorumlu maddedir. Hematokrit ise kırmızı kürelerin kan içerisindeki yüzdesini göstermektedir. Genelde hematokrit değeri hemoglobin değerinin üç katıdır. Hemoglobin ve hematokrit bebeklerde, gebe kadınlarda, bakım evlerinde yaşayan yaşlılarda, adet gören kadınlarda mutlaka kontrollerinin yapılmasıdır. Bu testlerin en önemli yanı aneminin tespit edilmesini sağlamasıdır.

            Arttırdığı durumlar; Polisitemilerde, doğuştan var olan kalp hastalıklarında, aşırı su kaybında yüksektir. Orak hücre anemisi gibi kırmızı küre şekil bozukluklarında hemotokrit hatalı olarak yüksek çıkar, bunlarda hemoglobin miktarına bakılmalıdır. Azaldığı durumlar; Anemilerdedir.

            Tam Kan Sayımı

            Kan Tahlilinde Hangi Değerler İncelenir

            Lökosit sayısı (WBC); Lökositler (akyuvarlar) vücudu mikroplara, virüslere ve diğer yabancı maddelere karşı koruyan bağışıklıktan sorumlu beyaz kan hücreleridir. Kanda, lenf sisteminde, dalak ve diğer vücut doklarında bulunurlar. Tıp dilinde lökosit sayısının yükselmesine lökositoz, düşmesine lökopeni adı verilir. Basit soğuk algınlığında, vücudun herhangi bir yerinde küçük bir enfeksiyon oluşması halinde lökosit sayımı yükselir. Bronşit ve farenjit durumlarında lökosit değeri biraz yükselebilir.

            Eritrosit sayısı; Eritrositler alyuvarlar yada kırmızı kan hücreleridir. Akciğerlerimizden dokularımıza oksijen taşırlar. İki yanından basık yuvarlak bir disk şeklindedir. Ortalama yaşam süreleri 120 gündür. Eritrositlerin hücre zarları kişiye göre değişen özel proteinler içerir. Kan gruplarımızın ABO diye ayrılmasının nedeni bu özelliktir. Eritrositlerin biraz fazla olması, son 24 saat içinde ağır egzersiz yapılması değerlerini biraz yükseltebilir. Polisitemi denilen hastalık eritrosit sayısını artırır ve kan yoğunlaşması olur. Kansızlık (anemi) durumunda eritrosit sayısını düşürür.

            MCV (Mean Corpuscular Volume); Eritrosit adı verilen oksijeni taşıyan kırmızı kan hücrelerinin büyüklüğünü gösterir. MCV'nin düşük olması eritrositlerin küçük çaplı olduğunu, büyük olması eritrositlerin normalden iri olduğunu göstermektedir. Mikrositik anemi denilen kansızlık türünde eritrositlerin hacmi küçüktür ve MCV değeri normal limitlerin altında çıkar. Kronik hastalıkların ve demir eksikliği anemisinin tipik özelliğidir. Adet nedeniyle normalin üzerinde kan kaybeden bayanlarda, gastrit, ülser yada bağ]]> Kan Pıhtısı https://www.kangruplari.gen.tr/kan-pihtisi.html Wed, 14 Nov 2018 10:22:59 +0000 Kan Pıhtısı, Kanın kesilen bir damardan dışarı akmasının, organizma tarafından engellenmesi olayına kan pıhtılaşması denir. Pıhtılaşma olayını inceleyen bilim adamları son yıllarda birtakım yeni bulgular eld Kan Pıhtısı, Kanın kesilen bir damardan dışarı akmasının, organizma tarafından engellenmesi olayına kan pıhtılaşması denir. Pıhtılaşma olayını inceleyen bilim adamları son yıllarda birtakım yeni bulgular elde etmişlerdir. Bu bulgular, pıhtılaşma olayında, trombin ve trombokinaz yanında, plazmada bulunan globülinlerin de etkili olduğunu göstermektedir. Bu kuruma göre kan, kesilen bir damardan dışarı çıktığı zaman, trombositlerin içerdiği trombokinaz yada sitozim adlı ferment açığa çıkar. Bu globülinlerin ne yönde etki gösterdikleri henüz tam olarak açıklanmamıştır. Ancak, "kanama durdurucu globülin etkeninin" yokluğu dolayısıyla, tehlikeli bir hastalık olan kan dinmediğinin meydana getirdiği bilinmektedir. Kan hava ile temas edince yaklaşık 8-15 dakika pıhtılaşır. Buna "pıhtılaşma süresi" denir. Trombin kanda protrombin adlı bir ön madde halinde bulunur.

            Bu madde tromboplastin adlı enzimi yardımıyla ve kalsiyum iyonlarının (Ca++) varlığında trombineye dönüştürülmesidir. Tromboplastin parçalanan trombositlerden ve bir lezyon oluştuğunda doku hücrelerinden salınır. Bunların dışında Roma rakamları ile adlandırılan çok sayıda pıhtılaşma faktörü pıhtılaşma mekanizması üzerinde etkiye sahiptir. Bu pıhtılaşma aslında, fibrinojenin fibrine dönüşür. Plazmada normal durumda bulunan bu proteini (fibrinojen), karaciğer üretir (bu da, bazı karaciğer hastalıklarında pıhtılaşma bozuklukları görülmesini açıklar). Bu faktörler protrombin gibi karaciğerden kaynaklanır ve bazılarının birleşmesi için K vitamini gereklidir. Pıhtılaşma veya kanamanın durması (hemostaz), damarlar, kan pulcukları (trombositler) ve plazma ile ilgili Damardaki yırtığın tıkanması ile kanamanın durması, pıhtılaşmanın son evresidir.

            Kan Pıhtılaşması Ve Belirtileri

            Atardamar ve toplardamarda iç katmanın zedelenmesi sonucunda trombositler bu bölgeye yapışır. Değişime uğrayan trombositlerden tromboplastin salgılanır ve trombus oluşur. Trombus uygun biçimde yok edilmezse beyin ve kalp gibi yaşamsal organların damarlarını tıkayarak ciddi durumlara yol açmaktadır. Bu durumda, kan kesilen damar dışında pıhtılaşmamaktadır. Karaciğerde üretilen antitrombinin etkinliği, kanın damarlar içindeki normal akışını sağlamaktadır. Kan kusma durumunda da kan pıhtılaşması olayı gerçekleşmemektedir. Kan kusma, bir mide kanama belirtisidir. Mide kanaması, verem, frengi kökenli ülserler, mide kanseri, gastrit, mide ülseri gibi çeşitli hastalıklara sebebiyet vermektedir.

            Kan Pıhtısı

            Kan Pıhtılarına Neden Olan Faktörleri

            Trombosit çeşidine bağlı trombin adlı madde kanın pıhtılaşmasını sağlayarak bir protein formudur. Trombin vücudun ihtiyacı oranında üretilmektedir. Trombin kanama durumlarında suda bir çözelti oluşturmayacak forma evrilir. Bu durum da kanın durdurulması yönündeki bir adımdır. Yeni oluşan ve kanın pıhtılaşmasına yarayan bu maddeye Fibronojen adı verilmektedir. Fibrojen pıhtılaşma pratiklerini artırarak kanın durağan hale gelmesine izin verir ve yarada tampon uygulanana dek zaman kazanılmasını sağlar. Bu proteinin dış çeperlerinde yapışkan özellikli maddeler bulunmaktadır. Bu yapışma özelliği sayesinde pıhtılaşma zincirleme bir hal alır ve yaranın etkin olmadığı yapışkan özellikli maddeler bulunmaktadır. Bu yapışma özelliği sayesinde pıhtılaşma zincirleme bir hal alır ve yaranın etkin olmadığı bölgelerdeki kan da yara kısmını tutmaya yarar. Yaranın yüzeyindeki, pıhtılaşma bir ağ gibi yayılarak vücutta kalan kanın dışarı çıkmasını engeller, bu durumunun oluşturduğu faktörler ve koşullar şunlardır;

            • Antifosfolipid sendromu
            • Arterioskleroz (damar sertliği)
            • Buerger hastalığı
            • Derin ven trombozu (DVT)
            • Esansiyel trombositemi
            • Faktör V Leiden
            • Kan pıhtılarının ailedeki geçmişi
            • Atriyal fibrilasyon dahil kalp aritmisi
            • Kalp krizi ve Kalp yetmezliği
            • Ağızdan alınan doğum kontrol hapları
            • Hormon tedavisi ilaçları, tamoksifen ilaçl]]> Kan Gazı https://www.kangruplari.gen.tr/kan-gazi.html Wed, 14 Nov 2018 17:28:54 +0000 Kan Gazı, Esas olarak kanda bulunan oksijen ve karbondioksit gibi gazların kısmi basınçlarının ve bunun yanında kan pH'sının ölçümü ile bikarbonat değerinin ve oksijen saturasyonunun hesaplanması ve böylece hastad Kan Gazı, Esas olarak kanda bulunan oksijen ve karbondioksit gibi gazların kısmi basınçlarının ve bunun yanında kan pH'sının ölçümü ile bikarbonat değerinin ve oksijen saturasyonunun hesaplanması ve böylece hastada hipoksemi, asidoz veya alkalozun olup olmadığının anlaşılmasında kullanılan bir testtir. Bu test vücudun oksijeni ne kadar iyi kullanıp karbondioksitten ne kadar kurtulduğunu ölçen bir testtir. Ayrıca; Akciğerlerin ne kadar iyi çalıştığını kontrol etmek. Oksijen terapisinin veya diğer nefes tedavilerinin ne kadar işe yaradığını kontrol etmek. Kandaki doğru asit ve baz dengesine sahip olup olmadığı hakkında bilgi sağlamak için kullanılır. Solunumsal ve metabolik hastalıkların klinik izlenimi, genelde kandaki O2  ve CO2 'nin parsiyel basınçlar (kan gazları)'nın hızlı ve doğru ölçümüne bağlıdır.

              Kan gazları, solunumun yeterli olup olmadığını gösterdiği gibi, asit/baz dengesi bozukluklarının tanı, takip ve tedavisinde de önemli rol oynamaktadır. Bir kan gazı analizinde; PaO2, PaCO2, pH ve HCO3- ölçülmektedir. PaO2 değerleri mm Hg, torr veya kilo paskal (kPa) olarak; HCO3- değerleri de mmol/L olarak ifade edilir. Genel anestezisi yapılacak herhangi bir girişim öncesi anestezistlerin rutin olarak değerlendirildiği, dolayısıyla cerrahi servislerde sıklıkla yapılan tetkiktir. Benzeri şekilde solunum sıkıntısı olan hastalarda akciğerin işlevini, zehirli gaz ile boğulmalarda akciğer hasarının derecesini gösterir. Testte kullanılan kan henüz doku ile alışverişi olmamış, doğrudan kalpten pompalanan kan olması gerektiğinden adı üzerinde kan gazı tetkiki için kan atar damarlardan alınır.

              Özellikleri; Doktorlar kan gazı testleri sipariş bir oksijen-karbondioksit veya pH dengesizlik belirtileri; Solunum, böbrek veya metabolik hastalığı olan ve solunum sıkıntısının, baş yada boyun travması olmasıdır. Böyle kardiyak bypass yada beyin cerrahi gibi işlemler için uzun süreli anestezi uğramıştır.

              Hazırlama; Genellikle, hastaların kan gazı testi için hazırlık almalarıdır. Özel adımları şöyledir; Tek istisna, oksijen konsantrasyonutest öncesi 20 dakika boyunca değiştirmemelidirler. Oksijen tedavisi alan hastalarda uygulanmaktadır.

              Kan Gazı

              Yanılgılar; Yanılgı kan gazı testi, hastaların genellikle testler sırasında hangi kan damarından çekildiyse orada daha fazla rahatsızlık hissi vermesidir.

              Kan Gazı Analizi Ve Anlatımı

              pH; Arteriyel kanda normal değeri, 7.36-7.44'dür. Venöz kanda ise pH 0.01, 0.02 birim daha düşüktür. pH'nın 7.36'dan düşük oluşu asidozu, 7,44'den yüksek oluşu alkalozu gösterir. pH, kompanzasyon mekanizmaları ile veya kombine bozukluklar sonucu normal değerlerde bulunabileceğinden tek başına asit baz bozukluğu olup olmadığını gösteremez.

              Parsiyel arteriyel oksijen basıncı (Pa02); Hipokseminin tanımlanması genel olarak Pa02 ile yapılır. Hipoksemi deniz seviyesinde % 20.9 konsantrasyonda 02 (oda havası) solurken, Pa02 'nın 80 mmHg altında olmasıdır. Oksijen konsantrasyonunun (Fİ02) O.1 birim artması (örneğin; %20'den %30'a) alveoler oksijen basıncını 50 mmHg artırır. Bu nedenle, Fİ02 500 ile çarpıldığında bulunan değer, normal bir kişide olması gereken minimal arteriyel oksijen basıncını gösterir. Oksijen solutulan hastada bu değer beklenenden küçükse, hastanın oda havası solurken hipoksemik olacağı düşünülmelidir. Pa02, daima Fİ02 ile değerlendirilmelidir. Normal değeri hastanın yaş ve pozisyonuna göre de değişim gösterir.

              PaO2 düşüren nedenler; FİO2 azalması ve akciğerlerde gaz alış verişinin bozulması (ventilasyon, perfüzyon ve diffüzyon bozukluklarıdır. Venöz kanda oksijenin parsiyel basıncı (PvC2) ise yaklaşık 40mmHg'dir.

              PaC02; Alveoler ventilasyonun göstergesidir. Normal değeri 40 (37-43) mmHg olup yaş ve pozisyondan etkilenmez. Venöz kanda parsiyel karbondioksit basıncı ise (PaCO2) 45 mmHg'dir.

              ]]> Hamilelik Kan Testi https://www.kangruplari.gen.tr/hamilelik-kan-testi.html Wed, 14 Nov 2018 18:34:38 +0000 Hamilelikte Kan Testi, Tüm gebelik testlerinde esas artan gebelikte hormonun ölçümüne dayanmaktadır. Gebelik hormonu önce kanda yükselmeye başlar, belli bir eşik değeri geçtikten sonra idrar ile atılmaya başlar. Böy Hamilelikte Kan Testi, Tüm gebelik testlerinde esas artan gebelikte hormonun ölçümüne dayanmaktadır. Gebelik hormonu önce kanda yükselmeye başlar, belli bir eşik değeri geçtikten sonra idrar ile atılmaya başlar. Böylece idrarda gebelik testi pozitif çıkar. İdrardan bakılan gebelik testinin pozitif çıkabilmesi için bu eşik değerini aşmalıdır. Bu nedenle henüz idrarda gebelik testinin negatif olduğu dönemlerde gebelik ancak kanda gebelik testi ile kesinleşir. Kadınların özellikle yumurtlama zamanında kan seviyesi yükseldiğinde LH hormonunun yapısı gebelik hormonuna (HCG) çok benzediği ve yanlış sonuçlara neden olabileceği için HCG hormonunun beta fraksiyonu diğer bir deyimle B-HCG ölçümü yapılmasıdır.

              Sperm ve yumurta hücresi, birleşmesinden (konsepsiyon) sonra embriyo Beta HCG hormonunu salgılamaya başlar. Beta HCG testi "hamilelikte kan testi" olarak da bilinmektedir. Bu test hamile olmayan kadında 0-5 mIU/ml düzeyinde iken hamilelik giderek yükselir. Bu test ile çok küçük gebeliği bile tespit etmektedir. Bu hormon seviyesi izlenerek de gebeliğin seyri belirlenir. Serumla veya kanla yapılır, diğer testlere göre daha ince, ayrıntılı ve ileri bir tekniktir. Gebeliği laboratuvar hastane v.s hatası olmadığı takdirde %100 doğrulukla ve gebe kaldıktan sonraki birinci haftada ortaya çıkarabilir. Bunun yanında, HCG değerleri gebelik ilerledikçe değiştiğinden kandaki HCG miktarını tam olarak ölçerek gebeliğin kaç aylık olduğunu saptar.

              Kan testi, ister idrar testi hangi test uygulanırsa uygulansın ardından yapılacak tıbbi muayene ile tanının doğruluğunu pekiştirir. Erken gebelik belirtilerini yaşanması test ve muayenede çıksa da çıkmasa da gebe olduğunuzu hissediliyorsa, hamile gibi davranmaya, doğum öncesi tüm önlemleri almaya devam edilir. Çünkü hiç bir doktor veya test yanılmaz değildir. Böyle bir durumda kan veya idrar testinizi yenilemek istediğinizi belirtin, ara ara yenileyin. Gebelik testinin ve hekimin annenin hamile olmadığı sonucuna varmasından 7,5-8 ay sonra dünyaya gelen bebekler vardır. Hamilelik için kan testi doktor tarafından tıbbi bir gereklilik yoksa yapılmamalıdır. Çünkü neden yapılmamalı; deyimle bir kadın gebeliği çok istiyor ve kan testi yapıldı, bu kan testi adet döngüsü 28 gün olan bir kadında 14'cü gün yumurtlama günüdür. 14-15'ci gün hamile kalıyor ve bir hafta 10 gün sonra kanda beta HCG hormonu artık salgılanmaya başlanılmıştır ve o dönemden sonra pozitif çıkmaya başlamıştır.

              Hamilelik Kan Testi

              Tıbbi bir gereklilik yoksa, tıbbi gereklilik şöyle olabilir tüp bebek yapılmış olabilir, daha önceden dış gebelik geçirmiştir yada daha önceden mol gebelik geçirmiş olabilir, yada başka bir endikasyonla tekrarlanan düşükleri vardır, ilaç tedavisine başlanması gerekmektedir. Bu tür durumlar olmadığı sürece annelerin beta HGC kan testi ve gebelik testi saptaması önerilmemektedir. Çünkü moral bozukluğuna neden olabilir, yanlış yorumlanabilir. Yani kanda beta HGC hormonu saptamış olmak adet gecikmesi olmadan önce gebelik olduğunu gösteriyor ama o gebeliğin %50 oranında devam edilmeyeceğini söylenmesidir. Klinik çalışmalarda o yüzden şayet ilk gebelik yaşanacak ise bir anne adayı ise klasik olarak adet gecikmesini bekleyip idrar testi yapması onun zaten mutlu olması için yeterli olacaktır. Kan testlerini yalnız ve yalnız doktor endikasyonları gerektirdiğinde önerilmektedir.

              Hamilelikte Beta hCG Düzeyleri ve Referans Değerleri;

              • 3 Hafta: 0-5 mlU/ml
              • 4 Hafta: 5-426 mlU/ml
              • 5 Hafta 18-7340 mlU/ml
              • 6 Hafta: 1080-56500 mlU/ml
              • 7/8 Hafta: 7650-229 000 mlU/ml
              • 9/12 Hafta: 25700-288 000 mlU/ml
              • 13/16 Hafta: 13 300-254 000 mlU/ml
              • 17/24 Hafta: 4060-165 400 mlU/ml
              • 25/40 Hafta: 3640-117 000 mlU/ml

              Doğumdan 4-6 hafta sonra Beta hCG düzeyi 5 mlU/ml'nin altına iner. BhCG gebe olmayanlarda 5 mlU/ml'den küçük, postmenopozal kadınlar]]> Tokluk Kan Şekeri Kaç Olmalı https://www.kangruplari.gen.tr/tokluk-kan-sekeri-kac-olmali.html Thu, 15 Nov 2018 01:24:17 +0000 Tokluk Kan Şekeri Kaç Olmalı, Tokluk kan şekeri yemek yedikten sonraki durumumuzdur. Ana öğünlerden iki saat sonra yapılan veya şeker yükleme testiyle bakılan (75 gr. karbonhidrat içeren glikoz solüsyonu alınarak) ö Tokluk Kan Şekeri Kaç Olmalı, Tokluk kan şekeri yemek yedikten sonraki durumumuzdur. Ana öğünlerden iki saat sonra yapılan veya şeker yükleme testiyle bakılan (75 gr. karbonhidrat içeren glikoz solüsyonu alınarak) ölçümdür. Açlık kan şekeri ise 8 saat açlıktan sonra ölçülen değerdir. Değerin 140 mg ile 200 mg arasında olması gerekmektedir. Bu değerlerin üzerinde veya altında ise şeker hastalığı teşhisi konulmaktadır. Yine değerlerin çok az miktarda aşılmış olması önemsenmemekte ve günlük değişimler olarak görülmektedir. Normal insanlarda 2 tip insülin salgısı olur. İlki, yemekle birlikte başlayan ve hızlı olan insülin salgılanması, diğeri ise daha geç başlayan ve uzun süren insülin salgılanmasıdır. Tip 2 şeker hastalığında yemekle başlayan hızlı ve erken insülin salgısı bozulmuş ve buna bağlı tokluk kan şeker değeri yükselir. Genelde, yemekten 2 saat sonra ölçülür ve kan şekerinin, tok olunduğu zamanlarda ne kadar fazla arttığını göstermektedir. Tokluk kan şekeri yüksekliği, ana öğünlerden 2 saat sonra ölçülen kan şekeri düzeyinin 140 mg/dl üzerinde olmasıdır. Tokluk kan şekerinin devamlı yüksek seviyelerde olması, damar duvarında hasar yaratır; damar sertliği oluşumuna zemin hazırlamasıdır. Bunun da kalbi, beyni veya bacakları besleyen damarları etkilemesidir. Tokluk kan şekeri yüksekliği, kalp hastalıkları gelişmesine neden olan başlı başına bir risk faktörüdür. Bazen açlık kan şekeri normal olduğu halde tokluk kan şekeri seviyeleri yüksek çıkmaktadır.

              Tokluk Kan Şekeri Belirtileri;

              • Ağız kuruluğu
              • Çok su içme, çok idrara çıkma
              • Sürekli açlık hissi, açlığa tahammülsüzlük
              • Halsizlik, bitkinlik
              • Bulanık görme gizli şekerin ilk sinyalleridir.

              Tokluk Kan Şekeri Ölçümü;

              2 saat sonraki ölçüm değeri 180 mg/dl'nin altında olmasıdır. 8-10 saatlik açlığı takiben 75 gr glukoz içirilen kişide ikinci saatte 140 mg/dl değerler bozularak glukoz toleransı, 100-126 mg/dl arasında açlık değerleri ise bozulmuş açlık glisemi olarak tanımlanır. Halk arasında gizli şeker olarak bilinen diyabet riski taşıyan ve yaşamlarının ileri yıllarında şeker hastalığı gelişmesi muhtemel herhangi klinik belirtisi olmayan kişiler için kullanılan bir tanımlamadır. Yapılan çalışmalarda gerekli önlemler alınmadığında gizli şekeri olan kişilerin %29-55'inde Tip 2 diyabet gelişeceği önemsenmiştir. Hipoglisemi hastalığı içinde kan şekeri değerleri sık sık kontrol edilmelidir.

              Tokluk Kan Şekeri Kaç Olmalı

              Tokluk Kan Şekerinin Yükselmesiyle Değerleri Nasıl Olmalıdır

              • Açlık 100 mg veya daha düşük
              • 2 saatlik tokluk; 140 mg veya daha düşük olmalıdır. Diyabetik denmesi için açlık 125 mg veya daha yüksek, tokluk ise 200 mg üzerinde olmalıdır.
              • Normal 100 mg veya altında 140 mg altında
              • Bozulmuş glikoz toleransı (diyabet adayı) 100-125 mg arasında 141-200 mg arasında
              • Diyabetik 125 mg üzerinde 200 mg üzerinde

              Tokluk Kan Şekeri Tedavisi;

              Başlıca iki temel prensip vardır. Bunların birincisi vücut için gerekli olandan fazla karbonhidrat alamamaktır. İkincisi de yetersiz kalan insüline ilaçla destek olmak. Şayet bir kişi, "tip 1" deyimiyle diyabet türünde ise, vücudunda insülin hemen hiç olmadığı için, ihtiyacı olan insülini dışarıdan almak zorundadır. "Tip 2" deyimi ise bu türdeki vücuttaki etkisi kendi insülini bulunmakla beraber yetersiz kaldığı için, insülinin salgılanmasını veya vücuttaki etkisini arttıracak ilaçlar kullanılmasıdır. Bu kişilerin bir kısmında zaman içinde yetersizliği arttırdığı için dışarıdan insülin desteğine ihtiyaç olmasıdır.

              Tokluk Kan Şekerini Düşüren Bitkiler Besinler Ve Yiyecekler Şunlardır;

              Zencefil; İyi kan şekeri düşürücü özelliği olan bitkidir.

              Çemen; Kan şekeri kontrol edebilme özelliği nedeniyle diyabet kontrolü için yaygın olarak kull]]> Kan Grubu Öğrenme https://www.kangruplari.gen.tr/kan-grubu-ogrenme.html Thu, 15 Nov 2018 20:34:41 +0000 Kan Grubu Öğrenme, Damarlarımızda dolaşan ve birçok hayati fonksiyonu bulunan bu kırmızı renkli sıvının en önemli görevi hücrelere oksijen taşımasıdır. Ayrıca hayati önemi olan maddeleri hücreleri taşıyor v Kan Grubu Öğrenme, Damarlarımızda dolaşan ve birçok hayati fonksiyonu bulunan bu kırmızı renkli sıvının en önemli görevi hücrelere oksijen taşımasıdır. Ayrıca hayati önemi olan maddeleri hücreleri taşıyor ve zararlı olan metabolizma artıklarının dışarı atılmasını sağlıyor. Kan bedenimize canlılık vermek için yaratılmış bir yaşam sıvısıdır. Bedenimizde dolaştığı sürece onu ısıtır, soğutur, besler, korur, ona enerji verir ve içindeki zehirli maddelerin atılmasını sağlar. Bedenimizdeki haberleşmenin neredeyse tamamını sağlar. Ayrıca damarlarda oluşan her yırtığı anında kapatır. Sistem böylelikle kendini sürekli olarak yeniler. Kan Grubunu Öğrenmek; İçin parmak delinir, lam üzerine üç damla kan damlatılır, damlatılan kan damlalarından birincisine Anti-A serumu, ikincisine Anti-B serumu, üçüncüsüne Anti-D serumu damlatılarak hangisinde çökelme olduğuna bakılır ve kişinin kan grubu çöken kan damlalarından anlaşılır. Kan grubu, insan kanındaki antikorlara bakılarak, kanın özelliğini belirtmek için oluşturulmuş sınıflandırma sistemidir. A, B, AB ve 0 türleri mevcuttur. İki sistem tarafından belirlenmektedir. Bunlar A, B, AB ve 0 gruplarını kapsayan A, B, 0 sistemi ile pozitif( + ) ve negatif( - ) değerlerini kapsayan Rh faktörüdür.

              Kan Gruplarını Kapsayan Faktörler;

              • A grubu kan, alyuvar yüzeyindeki A antijenini içerirken, plazmasında B antikorunu içermektedir.
              • B grubu kan, alyuvar yüzeyindeki B antijenini, plazmasında A antikorunu taşımaktadır.
              • AB grubu kan, alyuvar yüzeyinde A ve B antijenini birlikte taşır. Plazmasında ise antikor bulunmamaktadır.
              • 0 grubu kan, tam tersine alyuvar yüzeyinde antijen bulundurmaz, plazmasında ise A ve B antikorunu birlikte taşımaktadır.

              Kan Grubunun Analizi için yöntemler;

              • Aglütinasyon yöntemi
              • Slide yöntemi
              • Manuel yöntemi
              • Jel Ploybrene testi yöntemi
              • Mikroplate yöntemi
              • Tüp yöntemi

              Pratikliği bakımından genellikle aglütinasyon yöntemi tercih edilmektedir. Bu yöntemle birkaç dakika içinde kanın grubu belli olur. Yöntemin basamakları şu şekilde işlemektedir. Laboratuvar ortamında alınan kan, beyaz renkte bir fayans üzerine üç damla halinde damlatılır. Bu damlaların üzerine gruplara duyarlı reaktifler damlatılır. Antijen ve antikorların birleşmeleri veya birleşmemeleri gözlemlenmektedir. Buna göre, bir damlanın üzerine A grubunu tespit edilecek reaktif madde Anti A, diğerine B grubuna tespit edecek reaktif madde Anti B ve üçüncü damlaya da kanın pozitif veya negatif olduğunu tespit eden Rh reaktifi damlatılır. Ve bu kanlar cam bir çubuk yardımıyla karıştırılır. Bir süre bekledikten sonra hangi damlalarda çökme olduğu gözlemlenir.

              Kan Grubu Öğrenme

              Kan Gruplarına Rh Reaktifi;

              • A reaktifinin damlatıldığı damlada çökme varsa kan, A grubu olur.
              • B reaktifinin damlatıldığı damlada çökme varsa kan B grubu olur.
              • Hem A hem B reaktiflerinin damlatıldığı damlada çökme varsa kan, AB grubu olur.
              • Hiçbir kan damlasında çökme yoksa kan, 0 grubu olur.
              • Kanın pozitif veya negatif olduğunu tespit eden Rh reaktifinin damlatıldığı damlada çökme varsa kan Rh pozitif ( + ), çökme yoksa Rh negatif ( - ) olarak belirlenmektedir.

              İnsanın Kan Grubu Neye Göre Belirlenir

              Önce adı; Bir insanın kanının adı, yani A, B, AB veya O olacağını anne ve babasından aldığı genler ile belirlenir ve o insanda hem annesinden hem de babasından aldığı iki gen bir arada bulunur. Örneğin annesinden A, babasından O grubu gelmiş olsa bile genetik yapısı AO olduğu halde çocuğun grubu A olur. Çünkü A grubu baskın olduğundan kanın "adı" bu şekilde belirlenir. Annesi zenci, babası beyaz olan çocuğun teni koyudur ve zencilik beyazlığa göre baskındır. Kan gruplarında da aynı sistem işlemektedir. B grubu için de aynı şey geçerlidir. Anne ve babasından B alıp BB olan veya]]> Kan Şekeri Neden Düşer https://www.kangruplari.gen.tr/kan-sekeri-neden-duser.html Thu, 15 Nov 2018 23:03:02 +0000 Kan Şekeri Neden Düşer, Kan şekeri düşüklüğü, diğer adı Hipoglisemi olan hastalık, kandaki glukoz düzeyinin 50mg/dl'nin altına düşmesi ile hipoglisemi belirtileri ortaya çıkmasına neden olur. Vücudumuzda miden Kan Şekeri Neden Düşer, Kan şekeri düşüklüğü, diğer adı Hipoglisemi olan hastalık, kandaki glukoz düzeyinin 50mg/dl'nin altına düşmesi ile hipoglisemi belirtileri ortaya çıkmasına neden olur. Vücudumuzda midenin arka kısmında pankreas adında bir bez bulunur. Bu bez kan şekerini düzenleyen hormonlar salgılar. Bu hormonların biri insülindir. 1920'lerde insülin bulunana kadar, çeşitli diyet önerileri ile kan şekerinin artışını önleyen bir araç olarak görülmüştür. İnsülinin salgılanamaması veya etki edememesi halinde hücrenin enerjisini karşılamak gibi çok önemli bir görevi olan şeker (glukoz) hücreye giriş yapamaz. Hücreye giremeyen bu şeker kanda birikme yapar. Sonrasında kanın normal olması gereken miktardan daha yoğun olmaktadır. Bununda bütün hücrelere zarar vermesidir. Eğer fazla olan şeker vücutta zehir gibidir. Hipoglisemi, daha çok tip 1 diyabetli hastalarda gözlemlenir. Tip 1 diyabetli hastaların kullandığı insülin yada kan şekerini olduğundan fazla düşürmesi hipoglisemine bağlıdır. Şeker hastalığı aileden gelen (kalıtsal) ve çevresel faktörlere bağlı olabilir. Şeker hastaları, yemek öğünlerine dikkat etmezse, ara öğünler ihmal edilirse hipoglisemiye zemin hazırlamış olur.

              Hipoglisemi Nedir

              Beyin ve sinir sistemi oksijensiz çalışmaz. Bu hücrelerin normal çalışması için oksijen kadar şekere de ihtiyaçları vardır. Normalde kan şekeri 70-100 mg/dl düzeyindedir. Kandaki şeker miktarı düşünce beyin tarafından "adrenerjik aktivite" olarak adlandırılan bir reaksiyon başlatır ve kan şekerini yükseltmek üzere stres hormonları salgılanır. Bu nedenle çarpıntı, sinirlilik, huzursuzluk, ateş basması, fenalık hissi, titreme, terleme gibi reaksiyonlar gözlemlenir. Reaktif Hipoglisemi yemekten yaklaşık 2 saat sonra gelişir. Krizler genellikle 10-30 dakika ve şayet kişi şeker yada şekerli bir besin yerse daha kısa sürer. Hipoglisemi çoğunluğu unlu, şekerli bir besin yada içecek tüketiminden sonra gelişir.

              Kan Şekeri Neden Düşer

              Hipoglisemi Nasıl Önlenir

              • İnsülin yada ağızdan alınan şeker düşürücü haplar uygun dozlarda ve uygun zamanlarda alınmalıdır.
              • Kan şekerleri uygun aralıklarla izlenmelidir.
              • Her öğün sonunda yenilen besin miktarı kaydedilmeli, yenilen besinler %50'den az yenilmiş ise ilave yiyecekler yenmelidir.
              • İnsülin enfeksiyonu yapılırken yağ dokusu yumruları oluşmuş (lipohipertofi) lipohipertofi olmayan bir bölgeye dozu azaltılarak yapılmalıdır.

              Kan Şekeri Düşüklüğünün Tanısı Nasıl Konur

              Yakınmaları olan bir kişide, hipoglisemiye neden olan diğer nedenlerle olmadığı anlaşıldıktan sonra, 75 gram glikozla şeker yükleme testi yapmak çoğu kez tanıyı koydurabilir. Şeker yükleme testi esnasında alınan kan örneklerinde ensülin değerlerinin yüksek, geç saatlerde şeker değerlerinin düşük olmasıyla yakınmaları olan bir kişide reaktif hipoglisemi tanısını koydurabilir. Reaktif hipoglisemi ayrı bir hastalık değil başka bir hastalığın bulgusudur.

              Kan Şekeri Düşüklüğünün Belirtileri;

              • Halsizlik, bitkinlik
              • Sinirlilik, baş ağrısı, ellerde titreme
              • Bulantı, görmede bulanıklık yada çift görme
              • Soğuk terleme ve çarpıntı
              • El ve ayakta çözülme, kas ağrıları
              • Yemek yeme isteği
              • Anksiyete ve depresyon belirtileri
              • Uykusuzluk
              • Şekerli gıdalara isteğin artması
              • Unutkanlık görülmesi

              Kan Şekeri Düşüklüğünün Nedenleri;

              Şeker hastalarında kan şekeri seviyesi yüksektir çünkü vücutları kandaki şekeri kas, yağ ve karaciğer hücrelerine, enerji olarak depolanması üzere, taşımamasıdır. Bunun belli nedenlerine bağlı bu kişilerde pankreas yeterince insülin üretmiyordur. Hücreleri insüline normal şekilde cevap vermiyordur.

              Kan Şekeri Düşüklüğünün Tedavisi;

              Şuuru açık olan hastada belirtiler görüldüğünde ağızdan şekerli yiyecekler alınmalıdır. Belirtileri hafifse]]> Ağızdan Kan Gelmesi https://www.kangruplari.gen.tr/agizdan-kan-gelmesi.html Fri, 16 Nov 2018 01:27:06 +0000 Ağızdan Kan Gelmesi, Bir çok hastalığın habercisi olabileceği gibi hafif görünen hastalıkların belirtisi olabilmektedir. Ağızdan kan gelmesinin ciddi rahatsızlıklar yaratacağından öncelikle kanın miktarına gör Ağızdan Kan Gelmesi, Bir çok hastalığın habercisi olabileceği gibi hafif görünen hastalıkların belirtisi olabilmektedir. Ağızdan kan gelmesinin ciddi rahatsızlıklar yaratacağından öncelikle kanın miktarına göre ciddiyet göstermektedir. Ağızdan kan gelmesi bir çok nedenlerle açıklanabilmektedir. Öksürükle kan gelmesi demek, gırtlağın yani solunum yolları veya akciğerden gelen kanlı balgam ve neticesinde de kanlı tükürme anlamındadır. Hemoptezi olarak adlandırılan öksürükle beraber kan gelmesinin ve çok ölçüde geldiğinde ciddiyet esnasında Hemoptezi özellikle solunum yollarından gelen kan için kullanılan isimdir. Öksürükle kanın geldiği ağız, boğaz veya gastrointestinal sistem kanaması ile ayrı olmasıdır. Öksürükle gelen kanda hava ve mukus karışımı olmasıyla köpüğümsü bir kıvam şeklindedir. Rengi açısından pas rengiyle ve parlak kırmızısı gibi tuzlu bir tat olmasıdır.

              Ağızdan kan gelmesi genelde 3 faktörlü olmasıdır;

              Bunların ilk başlangıç yeri burun boşluğu, ağız içi ve boğazda oluşan üst solunum yolları olmasıdır. Tükürmekle ve burundan kan gelmesi ile kanamanın bulgusu üst solunum yolları ile ilgidir.

              Eğer kan, bulantılı veya kusma şekli olarak geliyorsa, kanamanın bulgusu mide bağırsağı sistemine bağlı olabilmektedir. Şayet akciğerle bağlantılı olarak ciddi kanamalar ile bulantıyla beraber kusma görülmektedir.

              Alt solunum yolları ile ilişkili olan öksürükle gelen kandır. Bulgusu göğüste hırıltının oluşmasıyla gelmesidir. Kanamanın balgamlı noktalar veya çizgi şeklinde olursa çoğunluğu kanın meydana getirdiği balgamlı da olabilmektedir. Akciğerlerin birden fazla hastalığı türettiğinden dolayı kan tükürmenin diğer nedenidir. En önemlisi tümör ve kanserdir. Hastalığın ciddi boyutudur.

              Ağızdan Kan Gelmesi

              Ağızdan kan gelmesinin belirtileri;

              Akciğer kanseri hastalığında belirtisi olarak inatçı öksürük, göğüs ağrısı, nefes darlığı ve öksürürken kan gelmesidir. Öksürürken kan gelmesi akciğer kanseri olan hastaların yaklaşık %25'inde görülmesidir. Ancak belirtileri tümörün büyüklüğü ve vücutta oluşabilecek başka tümörlerin var olup olmadığına gözlemlenerek değişim sağlamaktadır. Akciğer kanseri neticesiyle hormonlar üzerinde dengesizlikler yaşanabilir. Örneğin, kanda değişimler veya başka organlara verdiği rahatsızlıklardır. İki akciğerin veya tek akciğerde görülen metastatik durumlu tümörün neden olduğu belirtilerde, tümörün bulunduğu yer ve büyüklüğü açısından ilişkilidir.

              Ağızdan kan gelmesinin nedenleri nelerdir

              • Ağız iltihabı
              • Ağız içi yaralar
              • Burun travmaları
              • Diş ve dişeti hastalıkları
              • Diş çürükleri
              • Diş dolgusu, takma dişler ve kaplamalar
              • Diş temizliği
              • Diş çekimi ve sonrası kanamaları
              • Diş plakları
              • Bademcik iltihabı
              • Boğaz kanseri
              • Faranjit
              • Verem
              • Akciğer kanseri
              • Akut ve kronik bronşit
              • Kanama diyatezi
              • Karsinom
              • Hanta virüsü
              • Hemofili
              • Lösemi
              • Tonsilektomi sonrası kanama
              • Mide ülseri

              Hastaların beslenmesi;

              Beslenme ile kanserin yakın ilişkisi olduğu bilinmektedir. Kanserli hastalarda kilo kaybı görülmektedir. Hastaların çoğu enerji ve protein alımı normalin altına düşmektedir. Protein alımı ile total vücut potasyumunun, total vücut suyu ile ilişkili olduğu kanıtlanmıştır. Vücut ağırlık kaybındaki yağ, su, yağsız vücut kütlesi, azot ve potasyumu yansıttığı bilinmesidir. Kanserli hastaların %50'sinde tat duygusunda değişiklik olduğu gözlemlenmektedir. Bu hastaların en azında %40'ının bir besin maddesinden nefret ettiği de görülebilmektedir. Yapılan araştırmalar arasında yüksek protein içeren gıdaların; et, balık, tavuk vs. hastalar açısından istenmediği bilinmektedir. Bunların yerine yumurta ve peynir tercih edilmesidir. Yüksek kalorili gıdalarda tatlılar gibi sevilenler arasına girer. Değişik araştırma]]> Kan Vermenin Faydaları https://www.kangruplari.gen.tr/kan-vermenin-faydalari.html Fri, 16 Nov 2018 15:15:22 +0000 Kan Vermenin Faydaları, Kan vermenin hem toplumsal hem kişisel açıdan önemi büyüktür. Şayet kan verir isek vücut yeni kan üretmeye başlar ve bu vücut için çok yararlıdır. Kan vermek, kişinin gençleşmesini sağl Kan Vermenin Faydaları, Kan vermenin hem toplumsal hem kişisel açıdan önemi büyüktür. Şayet kan verir isek vücut yeni kan üretmeye başlar ve bu vücut için çok yararlıdır. Kan vermek, kişinin gençleşmesini sağlayarak aynı zamanda da sağlık açısından birden fazla faydası bulunmaktadır. En önemli faydalarından biriside insanı gençleştirmesidir. Kan verdikten sonra, kandaki hücreler hızlı bir şekilde yenilenmeye başlar. Dolaşımda var olan daha taze, genç hücre sayısı artmakla birlikte, metabolizmayı daha fazla rahatlatır ve hızlı çalışmasına olanak sağlar. Bundan dolayı kişide görülen daha enerjik ve dinç hissetmesini sağlamasıdır. Kan verenlerin, spor aktiviteleri yapan kişilerde oluşan kandaki zararlı maddelerin dışarı atılması gibi sonuçlar kaydedilmiştir. Sağlıklı yaşam koşuluyla kan vermek çok önemlidir. Vücuttaki fazla yağlanmayı önleyebilmesi ve daha aktiflik için kan vermek, bu olumlu etkenlerin tam tersini oluşturmasını önlemektir.

              Kan vermenin önemi, "Kanamalı bir hastada veya büyük bir ameliyat esnasında 6-8 ünite kana ve 4-5 ünite taze donmuş plazmaya ihtiyaç duyulur. Sorunlu hamilelik dönemi geçirenler veya kanamalı bir hamile kadının yaşamını sürdürmesi kan ve kan ürünlerine ihtiyaç duyulur. Hayati önem taşıdığından kan ve kan ürünlerinin alınabilmesi zorunlu olan hemofili ve talesemi hastalarda kan bağışını beklemektedirler. Yenidoğan ve kanın değişmesi için çok taze kana ihtiyacı olan bebeklerde beklemektedirler. Kan yapılamayan tek ilaçtır. Kan aldırmak kimine faydalı, kimine zararlı olabilmektedir. Bu bakımdan herkesin, her zaman kan aldırması doğru değildir. Doktor tavsiyesine uygun olarak, bilhassa yazın, sıcak ülkelerde bulunanların, kan basıncı artanların kan aldırması iyi olabiliyor. Bu bakımdan ihtiyaç olunca, doktora danışıp kan aldırmak faydalıdır.

              Kan Vermenin Faydaları

              Kimler kan bağışı yapabilir

              • Yaşı 18-65 arasında olanlar.
              • Ağırlığı 50 kg. üzerinde olanlar.
              • Önemli bir sağlık sorunu olmayan, hemoglobin düzeyi normal olanlar.
              • Kan merkezine kan vermek için geldiğinde yapılan muayenede sağlığı uygun olduğu tespit edilen herkes kan bağışında bulunabilir.

              Kan vermenin vücudunuz için faydaları nelerdir

              Kan vermenin faydaları haricinde verilen kanın ölümcül bir hasta da onun hayatını kurtarması faydaların en büyüğüdür. Sağlıklı bir bireyin düzenli olarak kan vermesi, hem kendi sağlığı hem de başkalarının sağlığı açısından hayati önem taşımaktadır. Dini boyutta da kan vermenin orucu bozmak ile uzaktan yakından alakalı değildir.

              • Kan hücreleriniz yenilenir.
              • Kan yapan organlarınız daha sık çalışır hale gelir.
              • Sosyal sorumluluk ve ait olma hissini geliştirerek ruhsak olarak da rahatlatır.
              • Genç hücreler dolaşıma katıldığı için, bağışıklık sistemi aktivitesi değişir.
              • Kandaki yüksek yağ oranı düşer.
              • Kalp krizi ihtimalini %90 oranında azalttığı ifade edilmesidir.
              • Her kan bağışladığınızda, kan sayımı ve kanla bulaşan hastalıklarla ilgili tarama testine tabi olunur.
              • Kemik iliğinin yağlanmasını önleyip, kan yapımı canlı tutulur.
              • Kan bağışlayan kişide baş ağrısı, stres, yüksek tansiyon, yorgunluk gibi rahatsızlıkların giderilmesi için büyük katkısı olur.
              • Verilen kanın yerine, anında vücuttan genç hücreler dolaşımına katıldığı için, bağışçı daha dinç ve canlı olur.

              Dinimiz İslam'a göre kan vermenin faydaları nelerdir

              Hadis-i şerifte kanın artması, tansiyon yükselmesi Allah'u tealanın ölüme sebep yaptığı hastalıklardan biridir. buyuruluyor. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki; Hacamat kan aldırmak, en iyi tedavi usullerinden biridir. Sıcaklar artınca, hacamat olun. Çünkü kan basıncı artar da hastalığa yada ölüme sebep olur. Hacamat birçok hastalığa şifadır. Miraç gecesi, uğradığım bir melek topluluğu, ümmetime hacamatı tavsiye etti. Hazret-i Cebrail, hacam]]> Kan Yapan Yiyecekler https://www.kangruplari.gen.tr/kan-yapan-yiyecekler.html Fri, 16 Nov 2018 15:37:59 +0000 Kan Yapan Yiyecekler, Kırmızı kan hücrelerine kırmızı rengini, hemoglobin denilen bir madde vermektedir. Fakat hemoglobin kanda bulunması gereken ölçünün altında kalırsa, kansızlık meydana gelmektedir. Kansızlığ Kan Yapan Yiyecekler, Kırmızı kan hücrelerine kırmızı rengini, hemoglobin denilen bir madde vermektedir. Fakat hemoglobin kanda bulunması gereken ölçünün altında kalırsa, kansızlık meydana gelmektedir. Kansızlığın sonucunda birçok hastalık insan bünyesinde daha kolay yer edinmeye başlar. Vücutta görülen kansızlık nedeniyle vücudumuzun içindeki dokularda hemoglobin miktarı azalmakta ve dolayısı ile dokularda oksijen eksikliği hissedilmesidir. Oksijen yoksunluğuna maruz kalan dokular da, bunların neticesinde kansızlık bulguları kendini göstermeye başlar. Farklı nedenlere bağlı olarak görülebilen bu hastalık, en fazla demir eksikliğinden anemi türleri şekliyle görülmesidir. Kadınlarda, bebek ve çocuklarda görülme oranı daha yüksektir. Sağlıklı yaşamın şartlarından birisi de kansızlık sorununu yenmektir.

              Kansızlık en çok kimlerde görülür; Araştırmacıların yaptığı çalışmalara göre kansızlık, kadınlar, gebelik dönemleri ve çocuklarda daha yaygındır. Kansızlık ayrıca metabolik ve kalıtsal bir takım hastalıkların neticesi olarak da ortaya çıkabildiği gibi beslenme bozukluğu, daha doğrusu yetersiz beslenme neticesinde de gelişebilmektedir. Gıdaya bağlı anemiler genelde üç maddenin eksikliğinden ileri gelmektedir. Demir, folat ve B 12. Bunlardan folat yada folik asit, B kompleks vitaminler grubunun bir üyesidir. Kromozomların korunması, şeker ve amino asit üretimi, vücudumuzda organların yüzeylerini ve vücut boşluklarını örten mukozanın korunması, bağırsakların parazitlere karşı direnç göstermesi, kan hücrelerinin çoğalması folat ve folik asit ile mümkün olmaktadır. Günde 400 mikrogram folat bu fonksiyonlar için yeterlidir.

              Kan Yapan Yiyecekler

              Kansızlığın belirtileri

              • Kronik yorgunluk ve çabuk yorulma, halsizlik
              • Nefes darlığı şikayetleri
              • Göğüs ağrısı
              • Demir eksikliğine bağlı olarak metabolizmada yavaşlama
              • Dudaklarda morarma
              • Ağız içi ve göz altı morarmaları
              • Sinirlilik ve asabiyet halleri
              • Sürekli kronik uykusuzluk hissi
              • El ve ayaklarda karıncalanmalar
              • Yüzün ve benzin solgun olması

              Kan yapan yiyecekler nelerdir

              • Kansızlığın doğal tedavisi için vücudun demir ve C vitamini ihtiyacını karşılayan yada demir emilimini artıran besinler ve yiyecekler ile beslenmek son derece gerekli ve önemlidir. Kansızlığa iyi gelen bitkiler, sebzeler, meyveler, soya sütü, çiğ sebzeler, pırasa, ıspanak, kereviz, karnabahar, yulaf, pekmez gibi birçok besinler iyi gelir.
              • Pırasa çiğ yenildiğinde kan yapıcı etkisini göstermektedir. Başka olarak C vitamini gerekse demir bakımından zengin besinler olarak bilinen B 12, C vitamini ve demir içeren gıdaları bolca tüketmek kansızlık tedavisinde son derece önemi büyüktür.
              • Pekmez en çok kan yapan besinlerdendir. Her sabah yarım çay bardağı pekmez içilmesi yeterli gelir.
              • Dalak kan yapıcı besinlerdendir. Taze hayvan dalağını tavada hafif kızartılarak hap gibi yutmak çok faydalıdır.
              • Çekirdekli kara üzüm en çok kan yapan yiyeceklerden biridir. Tane olarak veya kaynatılıp suyu da içilebilir. Kurusu da kullanılabilir.
              • Kına ağacı kansızlık için çok şifalıdır. Kaynatılıp suyunu içilebileceği gibi kara üzüm şerbetine katarakta içilebilir.
              • Isırgan otu ve ısırgan çayı anemi hastalığına şifadır.
              • Genellikle adet kanamasının şiddeti nedeni ile oluşan kansızlıklarda çemen tohumu yutulabilir.
              • Sabah ve akşam birer tatlı kaşığı bal yenilebilir.
              • Karaciğer, tüm kırmızı etler, yumurta, kuru baklagiller, pekmez, yeşil sebzeler, domates, tere, roka, kuruyemiş ve süt ürünleri kansızlığa iyi gelen şifadır.
              • Bal, arısütü ve polen de kansızlığa iyi gelen hayvansal besinler arasında yer almaktadır.
              • Dut, üzüm pekmezi, ahududu, karadut, çilek, böğürtlen reçeli gibi kırmızı renk açısından meyvelerin reçel ve pekmezleri, kırmızı turp, kırmızı lahana gibi kansızlığa çözü]]> Kan Bağışının Önemi https://www.kangruplari.gen.tr/kan-bagisinin-onemi.html Sat, 17 Nov 2018 07:51:41 +0000 Kan Bağışının Önemi, Kan üretilemeyen bir dokudur ve halen tek kaynağı sağlıklı bağışçılardır. Kan bağışının hem toplumsal hem de kişisel açıdan çok önemlidir. Şayet kan verilir ise vücut yeni kan ür Kan Bağışının Önemi, Kan üretilemeyen bir dokudur ve halen tek kaynağı sağlıklı bağışçılardır. Kan bağışının hem toplumsal hem de kişisel açıdan çok önemlidir. Şayet kan verilir ise vücut yeni kan üretir ve vücut için çok yararlıdır. Kan genel özellikleriyle tüm insanlarda aynı yapıda olmasına rağmen tüm insanlar birbirine kan veremez. Kan nakli sırasında kan grubunun uyması gerekmektedir. Aksi halde nakli yapılan kişide hayati tehlike oluşturabilir. Kan damarlarımızda sürekli olarak dolaşan canlının temel yaşam kaynağıdır. Bir canlıda kan akışının durması hayatının sona ermesi anlamına gelir. Yetişkin bir insanda ortalama 5-6 litre kan bulunmaktadır. Kanda yaklaşık %50-%60'ı plazma, %40-%50'sini hücre oluşturmaktadır. Kan hücreleri yan yana dizildiğinde 95.000 km uzunluğuna kavuşur ve buda dünyanın etrafını iki kez çevrelemeye yetmektedir.

                Kan bağışı ile birlikte, Gerek trafik kazaları gerek kan kanseri gerekse kan değişimi gibi sürekli ihtiyaç olan bu sıvının, insan hayatında her zaman yerini almıştır. İnsanlarda dört farklı kan grubu bulunmaktadır. Bu kan grupları A, B, AB ve 0 şeklinde isimlendirilir. Bu gruplar arasındaki kan alışverişinde her gruptan kan alınmaz. AB grubu tüm gruplardan kan alınırken kendi grubu dışında kan veremez. Kan vücut dışında üretilemeyen bir doku olup tek kaynağı 50 kg üzerinde, 18-65 yaş aralığında bulunan, bulaşıcı hastalığı olmayan yada risk taşımayan her insan kan bağışında bulunabilir. Bir insanın yılda en fazla üç kez kan bağışlayabilir. Kan vermenin vicdanı boyutu dışında, sağlık açısından da çok faydalıdır.

                Kan Bağışının Önemi

                Kan bağışının önemi, Akciğerden aldığı oksijeni dokulara ve dokularda üretilen karbondioksiti akciğere taşır. Gerekli besin ve hormonları, dokuları süzgecinden geçirir. Sonra iletirken artık maddeleri de atmak için akciğer, karaciğer ve böbrek gibi organlara taşır. Ayrıca vücut ısı dengesini sağlar, asit-baz dengesini korur. Kanserojen maddelerden, yabancı maddelerden, mikroplardan ve virüslerden korur. Pıhtılaşma yaparak kan kayıplarını önler. Kanın birçok görevi daha bulunmaktadır. İnsan için bu kadar önemli olan bir maddenin, neden vazgeçilmez olduğunu anlamış oluyoruz.

                • Kemik iliğinin yağlanmasını önleyip, kan yapımını canlı tutar.
                • Verilen kanın yerine, anında vücuttan genç hücreler dolaşımına katılarak, bağışçının daha dinç ve canlı olmasını sağlar.
                • Kandaki yüksek yağ oranı düşer.
                • Kan bağışı kalp krizi ihtimalini %90 azaltma sağlar.
                • Kan bağışlayan kişide baş ağrısı, stres, yüksek tansiyon, yorgunluk gibi rahatsızlıkların giderilmesinde çok büyük fayda sağlar.
                • Trafik kazasında yaralanan bir kişinin, kan uyuşmazlığı olan bir bebeğin, kan bulunmazsa ölecek bir hastanın sizin verdiğiniz kanla kurtulmasının, size verdiği manevi duygu ölçüsüzdür. Bağışınız çok insancıl ve onurlu bir davranış olacaktır.

                Kan bağışından sonra yapılması gereken hususlar;

                • Bağışı takip eden iki saat içinde sigara kullanmamalıdır.
                • Aynı gün bol bol sıvı tüketilmelidir.
                • Araç kullanılacak ise yarım saat kadar beklenmelidir.
                • Bağışı takip eden iki saat içinde ayakta kalınmamalıdır.
                • Ağır iş yapanlar uzun yol şoförleri gibi meslek sahipleri bağıştan 24 saat sonra iş başı yapmalıdırlar.

                Kimler kan bağışında bulunabilir;

                • Yasal formaliteler gereği idarece verilen form doldurularak, kimlik bilgileri tam ve doğru olarak yazılır.
                • 18 ile 65 yaş aralığındaki herkes kan bağışında bulunabilir.
                • Nabız ölçüsü 50-100/dakika olmalıdır.
                • Büyük tansiyon 90 ile 180 mm Hg ve küçük tansiyon 60 ile 100 mm Hg aralığında olmasıdır.
                • Bir yıl içerisinde kadınlar 3 erkekler ise 4 kez kan bağışı yapabilir.
                • Bağış tok karnına yapılmalıdır.
                • Bağışçının vücut ısısı 37.5 derecenin üstünde olmamalıdır.
                • Kan bağışından yaklaşık 12 saat önc]]> Kan Tahlili https://www.kangruplari.gen.tr/kan-tahlili.html Sun, 18 Nov 2018 07:50:50 +0000 Kan Tahlili, Genel tıp uygulamaları sırasında hekimler polikliniğe başvuran kan tahlili isterler. Tam kan sayısı hekime tanıya yaklaşmasında yardımcı olan, değerli ve ucuz bir testtir. Kan tahlilinin önemi teşhis k Kan Tahlili, Genel tıp uygulamaları sırasında hekimler polikliniğe başvuran kan tahlili isterler. Tam kan sayısı hekime tanıya yaklaşmasında yardımcı olan, değerli ve ucuz bir testtir. Kan tahlilinin önemi teşhis koymak değildir. Kan tahlilinin esasen görevi hekimin olası tanılar arasında eleme yapmasını sağlamaktadır. Yani tanıya yardımcı olmaktadır. Hastayı görmeden, muayene etmeden teşhis koyulmaz. Kan tahlili genelde sabahları aç karnına alınan kandan yapılır. Alınan kan, istenen kan tahlilin cinsine göre farklı tüplere koyulur ve tahlili çalışacak ilgili laboratuvara gönderilir. Farklı amaçlarla ve yöntemlerle yapılan kan tahlilleri bulunmaktadır. Mesela, kan sayım tahlili pıhtılaşmayı önleyen bir madde bulunan özel tüplerde alınmış kanla yapılır. Sedimentasyon, APTT ve PT denilen pıhtılaşma fonksiyonlarını araştıran tahliller için alınan kanlarda da pıhtılaşmayı önleyen kimyasal maddelerin bulunduğu tüplere konularak tahlile gönderilir. Bu tahlillerde çalışacak laboratuvara gelen kanların pıhtılaşmamış olmasına çok dikkat etmelidir. Aksi halde pıhtılaşmış kanla yapılan Hemgram (Tam Kan Sayımı), sedimentasyon ve PTZ, APTT tahlilleri yanlış sonuçlar çıkmasına yol açmaktadır.

                  Kan tahlilinin kapsadığı inceleme alanları şunlardır;

                  • Kandaki alyuvarlar ve akyuvar sayısı ile alyuvarların hacmi, çökme hızı ve hemoglobin yoğunluğunun saptanması,
                  • Kanın özel alyuvarlar antijenlerine veya kan gruplarına göre sınıflandırılması,
                  • Kan hücrelerinin biçim ve yapılarının saptanması,
                  • Hemoglobin ve öbür kan proteinlerinin yapılarının incelenmesi,
                  • Kandaki hücrelere bağlı veya plazmada serbest bulunan çeşitli enzimlerin etkinliğinin saptanması,
                  • Kandaki kimyasal tepkimelerin incelenmesi,
                  • Kan tahlilinde saptanabilecek öbür özellikler arasında toplam kan hacmi, dolaşım süresi, kanın yaygınlığı ve asitliği,
                  • Pıhtılaşma zamanı ve çeşitli maddelerin plazmadan süzülme hızı sayılabilmesi,
                  • Kan tahlilinde genelde kol, parmak veya kulak memesindeki toplardamarlardan alınan kan örneğinin kullanılması,
                  • Kemik iliğindeki kan hücrelerinin incelenmesi,
                  • Bazı enfeksiyon hastalıklarına özgü maddelerin kanda saptanabilmesi için de tahlillerin yapılması,

                  Kan tahlilinde hangi değerler incelenir

                  Vücudumuzda oksijen taşıyan kırmızı kan hücreleri (eritrositler) ile hastalıklara karşı savunmamızı sağlayan beyaz kan hücreleri (lökositler) sayılmakta ve büyüklükleri incelenmektedir. Bilindiği gibi kırmızı kan hücrelerinde hemoglobin proteinleri bulunmaktadır. Oksijeni taşıyan protein hemoglobindir. Hemoglobin miktarı düşerse oksijen taşınamaz hale gelir.

                  Kan Tahlili

                  Rbc (red blood cells); Kırmızı kan hücreleri (Alyuvarlar) Oksijen taşıyan hücrelerin miktarını belirtir. Düşükse anemi (kansızlık) yada kan kaybı vardır. Yüksek olduğu durumlarda ise; Yüksek rakımlı yerlerde yaşayanlar, KOAH (Kronik Obstruktif) akciğer hastalıkları, astım ve bronşit gibi, böbrek hastalığı ve polisitemi hastalığıdır.

                  Wbc (White Blood Cells-Leukocytes); Beyaz kan hücreleri (Akyuvarlar) Vücudun savunma ve bağışıklık hücrelerinin yani lökositlerin toplamını gösterir. Enfeksiyon hastalığı yada lupus gibi kronik iltihabı hastalıklarda yükselir. Ayrıca lösemi'de yükselir. Düşük değerlerde çıktığında ise lökosit yapımını bozan ciddi bir hastalık vardır. Örneğin bazı kanserlerde, kemik iliği hastalarında, AIDS'te lökosit miktarı (WBC) düşüktür.

                  Mvc (mean corpuscular volüme); Oksijen taşıyan hücrelerin ortalama büyüklüğüdür. MVC düşükse eritositler daha ufaktır, yüksekse daha genişlemişlerdir. Demir eksikliği anemisinde eritositler küçülür dolayısıyla mcv değerleri düşük çıkar. B12 vitamini eksikliği anemisinde ise eritositler büyümüştür ve MCV yüksektir.

                  Hb (Hemoglobin); Kandaki toplam hemoglobin miktarını gösterir. Anemilerde hemoglobin değeri düşe]]> Kan Şekeri https://www.kangruplari.gen.tr/kan-sekeri.html Sun, 18 Nov 2018 10:24:01 +0000 Kan Şekeri, Her insanın vücudunda, midenin arka tarafında, pankreas diye adlandırılan bir bez vardır. Bu bez sayesinde insanın vücudundaki kan şekerini dengede tutmaya yarayan hormonları salgılar. Bu salgılanan hormon Kan Şekeri, Her insanın vücudunda, midenin arka tarafında, pankreas diye adlandırılan bir bez vardır. Bu bez sayesinde insanın vücudundaki kan şekerini dengede tutmaya yarayan hormonları salgılar. Bu salgılanan hormonların birisi de insülin hormonudur. İnsülin hormonu salgılanmaması veya yetersiz derecede salgılanması ile hücrelere enerji sağlayabilmesi açısından şeker hücreye girmemeye başlamasıdır. Neticesinde hücreye girmeyen şeker, kanın içinde depolanması olarak görülür. Esasında kanın içerisinde olması gerekirken şeker oranında hızla yükselmesiyle başlamasıdır. Kanın içerisinde olması gerekenden daha çoğu birikmiş şeker, başka bütün hücrelerinde zarara uğramasıyla hasar görür. Bu nedenle çoğalan şeker miktarının vücutta oluşan bir çeşit zehir gibidir.

                  Glukoz, karbonhidratların en küçük parçası olan kan şekerini oluşturur. Glukoz, vücuttaki bütün hücreler açısından kullanılır. Başka monosakkaritlerin (früktoz ve galaktoz) vücudun kullanabilmesi için karaciğerde glukoza çevirmesi gerekmektedir. Açlık esnasında sağlıklı bir kişinin kan glukoz çoğunluğu 70-100 mg/di'dir. Kan şekeri düzeyi, yemek yedikten sonraki ilk saat içerisinde 120-140 mg/di'ye yükselir. Karbonhidrat emilimi tamamlandıktan iki saat sonra normal seviyesine döner. Kompleks karbonhidratlar, basit karbonhidratlara oranla kan şekeri daha ağır yükseltmesidir. Kan şekerini düzenleyici esas organ karaciğerdendir. Yemek sonrasında kan şekeri yükseldiğinde insülün salınımı artar ve bağırsakların emilimi glukoz fazlalığını karaciğerde glikojene çevirir ve depolama sağlar.

                  Kan Şekeri

                  Kan şekerinin düşük olmasının nedenleri nedir

                  Kan şekeri düşüklüğüne genelde neden olan etkenler çeşitli hormonal bozukluklar ve beslenme sorunlarıdır. Kan şekeri düşüklüğü hafif, ora ve şiddetli derecelerde gözlemlenmektedir. Ayrıca kan şekerinin düşük olması, vücudun ihtiyaç duyduğu glukoz miktarının düşük olmasıdır. Diyabet hastalarında genellikle ortaya çıkar. Kullanılan bazı ilaçlar ve beslenme şekli bunun etkenidir. Ayrıca aşırı kilo, tiroid bezinin yetersiz çalışması, böbrek ve karaciğer hastalıkları, hipofiz bezinin az çalışması, diyabet hastalığı, fazla miktarda alkol kullanımı, uzun süreçli stres durumları, kısa zamanda kilo verme, fazla oranda şekerli gıda tüketmek, fazla miktarda sigara içmek, çay ve kahve gibi içecekleri çok tüketerek kan düşüklüğünün nedenleridir.

                  Kan şekerinin belirtileri nelerdir

                  Vücuttaki kan şekeri oranını ayarlamasıyla bir aksama meydana geldiği zaman ortaya çıkabilecek rahatsızlığa şeker hastalığı denir. İki türden oluşur; Yüksek şeker ve ani şeker düşmesi.

                  Yüksek şeker, yavaş yavaş oluştuğundan hastaya ani bir ilk yardım gerektirecek bir durum olmaz. Şeker hastasının gerekli doktor denetiminde bulunmasından dolayı şeker yükselmesine karşı doktor gerekli önlemleri alacaktır.

                  Ani şeker düşmesi, birdenbire oluştuğundan hastada bayılma ve hatta önlemi alınmazsa hayati tehlike oluşturmaktadır. Şeker hastasının hatayla fazla insülün alırsa, çok az yemek yerse veya hareketleriyle çok şeker yakarsa, kanındaki şeker yoğunluğu düşecektir. Düşük kan şekeri anında beyne etki eder. Bu durumun süresi uzarsa hastada baygınlık yapar.

                  Ani şeker düşmesinin belirtileri şunlardır;

                  • Şeker hastası baygınlık, baş dönmesi ve baş hafifliği hissedebilir, şeker düzeyinin düştüğünü anlayabilir.
                  • Hasta şaşkın, uyumsuz olabilir, sarhoş ve saldırgan görünüm gösterebilir.
                  • Çok terleme sonucu deri solgunlaşır.
                  • Nabız hızlanır.
                  • Solunum hafifler ve soluğu kokusuz olmasıdır.
                  • Kollar ve bacaklar titremeye başlar.
                  • Hastanın uyarıya yanıt verme yeteneği hızla düşer.

                  Kan şekeri düşünce neler olur

                  Hipoglisemi-şeker düşmesi ataklarının olması stres hormonlarını yani adrenalini artırır ve anksiyete, panik atak ve depresyon gibi psikolojik sıkıntılar ortay]]> Kan Taşı https://www.kangruplari.gen.tr/kan-tasi.html Sun, 18 Nov 2018 23:12:47 +0000 Kan Taşı, Bloodstone, helyotrop ve şifa taşı olarak da isimlendirilen çok özel ve önemli bir doğal taştır. Kuvars; Kalseduan grubuna bağlıdır. Donuk camsı, mumsu bir parlaklığı vardır. Kök, kalp şakralarıyla Kan Taşı, Bloodstone, helyotrop ve şifa taşı olarak da isimlendirilen çok özel ve önemli bir doğal taştır. Kuvars; Kalseduan grubuna bağlıdır. Donuk camsı, mumsu bir parlaklığı vardır. Kök, kalp şakralarıyla uyumludur. Güney Amerika Çin Avustralya Hindistan Brezilya gibi ülkelerden çıkarılmaktadır. Koyu yeşil yada yeşilimsi mavi renkli, üzerinde her yanına yayılmış kırmızı yada kahverengimsi kırmızı lekeler bulunan bir taştır. Demir oksit kaynaklıdır. Saydam değil opaktır. Erkeksi (eril) bir taştır. Kalsedon ailesinden, Akik (Agat) ve Kaplangözü (Tiger Eye) taşının arka taşlarındandır. Eski Mısırda büyülü olduğu kabul edilmiştir. Eski Yunan'da güneş tanrısı Helios, genellikle Kantaşı üzerine üzerine resmedilmiştir. Öncelikle belirtilmesi gereken şudur; Kantaşının asıl renginin kanla bir ilgisi yoktur, koyu yeşil yada mavimsidir. Taşın bünyesinde bulunan kan renkli lekeler nedeniyle bu adı almıştır. Zaman zaman helyotrop olarak da anılan kantaşı, üzerinde kırmızı yeşil olan mat, koyu yeşil Kadıköy yeşilidir. Üç köşeli kristal yapısıyla kuvars ailesinin üyelerindendir. Şifalı taşlar arasında; Kırmızı, yeşil renk sıkalasında yer almasıdır. Yoğun kan taşı, Lupinel-Ancora ve Seron adası madenlerinden belirtili yüzdeler ile düşmektedir. Lupinel, madeninde daha az düşmekle beraber, Ancora ve Seron adasında ise bu yüzde artmaktadır.

                  Kan Taşının Bedene Etkileri Nelerdir

                  Öncelikle kalp ve kan dolaşımı için çok faydalı mineraldir. Lösemi gibi kan hastalıklarında şifa amaçlı kullanılır. Lenf bezlerini güçlendirir ve kanı temizler. Bağışıklık sistemini güçlendirerek enfeksiyonlara karşı dayanıklılık sağlar. Akciğerleri temizler. Krampları çözer siyatik, varis gibi ağrıları çeker. Kadınların menopoz ve ay hallerinde spazmları çözen ve sıkıntıları, ağrıları almaya yardımcı olan bir taştır. Bu nedenle ağrı taşı da denir. Demir eksikliği için özellikle hamilelikte kullanılması önerilmektedir. Fiziksel olarak gücü artırır. Tükenmiş enerjileri canlandırır, yaşama sevinci verir. Gece yastık altına konarak huzursuz ve kabus dolu geçen geceleri yok eder, huzurlu bir uyku verir. Konsantrasyonu artırır. Ruhsal etkilerinin yanında kan taşının bedensel faydaları da bulunur. Kan taşı ismi gibi kan dolaşımı açısından oldukça faydalı mineraller içerir. Lösemi benzeri kan ile ilgili hastalıklar için şifalı etkileri çoktur. Kanı temizleyerek lenf bezlerini güçlendirerek çalışmasını sağlar. Enfeksiyonlara karşı bedeni daha güçlü tutar. Spor karşılaşmalarında destek veren bir enerjisi vardır ve sporcular tarafından çok tercih edilir. Kişinin kendi içinde ki öz benlik saygısını ve dengesini sağlar. İlişkilerde aradaki tüm negatif enerjileri temizleyerek dostluk duygularını yeniler veya aşkta romantizmin yeniden kazanılmasına yardımcı olur. Zihinsel yetenekleri geliştirir. Tehlikeli ve stresli durumlarda zırh etkisi yapar ve korur. Denge taşı da denilmektedir.

                  Kan Taşı

                  Kan Taşının Yararları Nelerdir

                  Kan taşının aşağıdaki yararlarının olduğu kabul edilmektedir;

                  • Kan dolaşımını düzenler.
                  • Kadınlarda adet ve doğum sancılarını azaltır.
                  • Doğal yeteneklerimizi nitelikli ve görünür hale getirir, akıl ve zeka kıvraklığı verir.
                  • Bedenimizi dinç ve güçlü hale getirir.
                  • Korkularımızı yenmemize ve cesaretimizin artmasına yardım eder.
                  • Kan taşından yapılmış bir süs eşyasını üzerinde taşıyanlar, şeker hastalığının neden olabileceği göz ve kılcal damar kanamalarından korunur.
                  • Geleneksel tıbbi görüşe göre bedeni yenilemekte ondan daha cömerdi yoktur.
                  • Kont Drakula'nın favori taşının Bloodstone olduğu, şaka ile karışık gerçeklik ifade eder.
                  • Yılan zehrinin vücuttan atılmasına yardım eder.
                  • Anlayışı ve hafızayı güçlendirir.
                  • Zihni karmaşık duygulardan arındırır.
                  • Kan taşına sahip olan kişi kendinde duyduğu kuşkuları yok etmede yardımcıdır.
                  • Bencil olan davranışlardan arındırır.
                  • Sıkıntılı d]]> Kan Grubu Kartı https://www.kangruplari.gen.tr/kan-grubu-karti.html Mon, 19 Nov 2018 05:04:03 +0000 Kan Grubu Kartı, İnsan kanındaki antikorlara bakılarak, kanın özelliğini belirtmek için oluşturulmuş sınıflandırma sistemidir. A, B, AB ve 0 türleri mevcuttur. Bunlardan bağımsız olarak, Rh değeri + yada - değer Kan Grubu Kartı, İnsan kanındaki antikorlara bakılarak, kanın özelliğini belirtmek için oluşturulmuş sınıflandırma sistemidir. A, B, AB ve 0 türleri mevcuttur. Bunlardan bağımsız olarak, Rh değeri + yada - değerinde olabilir. Bu iki sistemin kombinasyonunda 8'li kan grubu tablosu oluşmuştur. Türkiye'de iki sistem yan yana yazılarak belirtilir. Mesela; A türü kanda Rh değeri negatif ise, 0 kan için A Rh (-) grubu denir. Türkiye'de Kızılay'ın verilerine göre en fazla bulunan grup A Rh (+)'dir. RH faktörü, Rhesus (rezüs) maymunun kanındaki antikorların var olup olmaması anlamına gelir. Kana kırmızı rengini veren alyuvarlar, üzerlerinde taşıdıkları özel kan proteinleri etkisiyle de kan gruplarının oluşmasını sağlar. Bu özel proteinler 3 çeşittir. A, B ve Rh proteinleri alyuvarlarda bulunup bulunmamalarına göre çok sayıda kan grubu oluşur.

                    Kan Grupları Şeması;

                    • A grubu; Alyuvarların yapısında A proteinleri bulunur.
                    • B grubu; Alyuvarların yapısında B proteinleri bulunur.
                    • AB grubu; Alyuvarların yapısında hem A hem de B proteinleri karışık olarak bulunur.
                    • O grubu; Alyuvarların yapısında A ve B proteinleri bulunmaz.
                    • Rh (+) grubu; Alyuvarların yapısında Rh proteinleri bulunur.
                    • Rh (-) grubu; Alyuvarların yapısında Rh proteinleri bulunmaz.

                    Kan Grubu Kartını, aile  sağlığı merkezlerinden yani aile hekiminizden alabilirsiniz. Tabi bu durum bazı iller için geçerli İstanbul, Ankara gibi illerde kan grubu kartını aile hekiminizden alınabiliyor. Artık aile sağlığı merkezlerine giderek randevu alınır. Eski adıyla sağlık ocağına randevu ile gittiniz ve kan grubunuzu öğrenerek kan grubu kartınızı almak için kan örneği verdiğiniz ve bir veya iki iş günü için ücret ödenmemektedir. Güvenilir, ucuz ve kolay sağlanabilmektedir. Şayet aceleniz var ise, kan grubu kartı almak için para verebilecek iseniz en yakın özel sağlık kuruluşunuza başvurmanız gerekmektedir. Yani özel klinikler, hastaneler veya vakıf üniversiteleri gibi yerlerden alınabilmektedir. Bu kurumlardan kan grubu kartınızı alabilmek için 10-15 liradan 100 liraya kadar rakamlar ödemeniz gerekmektedir. Bunun nedeni ise, markası diyebiliriz, ama testler aynı özelliktedir. Devlet hastanelerinden veya üniversite hastanelerinden de kan grubu kartını alabilirsiniz. Kızılay ise sadece kan bağışı yapan kişilere kan grubu kartını verir.

                    Kan Grubu Kartı

                    Kan Grupları Nasıl Bulunur;

                    Kan grubunun teşhisinde anti-A, anti-B ve anti-Rh yani anti-D olmak üzere üç tip serum kullanılır. Kan grubunu belirleyen A ve B genleri, kanımızda bulunan alyuvarların zarlarında A ve B tipi proteinlerden hangisinin yer alacağını belirlemesidir. Kan grubu bulunmak istenen kişinin parmağından alınan 3 damla kanın üzerine damlatılan serumlar sonucunda oluşan çökelmelere göre kan grubu tayin edilir. Kan merkezlerinde eritosit antijen ve antikor reaksiyonlarının gösterilmesinde RIA (Radioimmun assay), EIA (Enzymeimmun assay) da dahil olmak üzere çok sayıda yöntem mevcuttur. Ancak, bu yöntemlerin en basit olanı aglütinasyon tekniğidir. Elektrolitli ortamda eritrositlerin yüzeyindeki antijenler, ortamda bulunan özgül antikorlarla birleşecek olurlarsa, gözle görülebilecek kümeler oluşturarak çökerler. Bu olaya Hemaglutinasyon denir.

                    ]]>
                    Büyük Ve Küçük Kan Dolaşımı https://www.kangruplari.gen.tr/buyuk-ve-kucuk-kan-dolasimi.html Tue, 20 Nov 2018 04:35:15 +0000 Büyük Ve Küçük Kan Dolaşımı, Büyük kan dolaşımı, sol ventrikül kasılarak içindeki temiz kanı aortaya pompalama sağlar. Aorta'dan oluşan çoğu uç dalı, bu kandaki dokunun düzeyini kılcal damarlarına ulaşma Büyük Ve Küçük Kan Dolaşımı, Büyük kan dolaşımı, sol ventrikül kasılarak içindeki temiz kanı aortaya pompalama sağlar. Aorta'dan oluşan çoğu uç dalı, bu kandaki dokunun düzeyini kılcal damarlarına ulaşmasını sağlamaktadır. Kılcal damarlardaki düzeyin dokusu ile temiz kanın arasındaki madde alışverişini gerçekleştirip, kan kılcallarından ayrılarak toplardamara girmesidir. Toplardamarların kanı halk dilinde "Pis kan" olarak bilinmektedir. Bununla toplardamarın kanı için, pis kan sözcüğü yerine karbondioksit ve hücre metabolizması artıklarının yönünde zenginleşerek kan denirse, konuya daha bilimsel yönden bilinmesidir. Vücudun tüm toplardamarı, bitiminde "Vena kava süperior" veya "Vena kava inferior"'a boşalma yapar. Vücutta tüm toplardamarın kanını toplayan bu iki büyük toplardamar sonunda kalbin sağ atrium adı verilen odacığına açılmasıdır. Bununla büyük kan dolaşımını tamamlamış olmasıdır. Sol ventrikülden başlayarak, vücutta dolaşıp sağ atriumda bitirerek büyük kan dolaşımı, dokuların oksijenle zengin taze kan sağlamakla kalmamasıdır. Ayrıca dokuların metabolizma artıklarını ve karbondioksiti bu kısımlardan uzaklaştırmasıdır.

                    Küçük Kan Dolaşımı

                    Küçük kan dolaşımı, kalbin sağ ventrikül denilen odacığı ile sol atrium denilen odacığı arasında gerçekleşmesidir. Sağ ventrikül kasılıp içindeki pis kanı pulmoner deliğinden geçip, trunkus pulmonalise pompalar. Trunkus pulmonalis, az yukarıda sağ ve sol akciğerlere gidip orada iki dala ayrılmasıdır. Sağa giden dala "Sağ pulmoner arter", sol akciğere giden dala ise "Sol pulmoner arter" olarak denilir. Bu sayede sağ ventriküldeki pis kan, genellikle karbondioksit açısından temizlenerek oksijen zenginleşerek akciğerlere ulaşmasıdır. Akciğerlere gelen kan, burada hava keseciklerindeki duvarına (alveol septumları) ile kılcal damarlara dağılmasıdır. Bu düzeyin akciğer hava kesecikleri ile temiz havanın, kılcalın kan arasında büyük bir hızıyla gaz alışverişini yapmaktadır. Kan karbondioksitini akciğer havasını vermesiyle, ondan oksijeni almasıdır. Bu durumda vücutta karbondioksit, zengin toplardamar kanını, akciğerlerdeki karbondioksiti azaltarak oksijenden zenginleşip, atardamarın kanına, yani temiz kana dönmesidir. Akciğerlerin atardamarın kan haline gelerek, buradan pulmoner venalar denilerek dört adet toplardamarlar sayesinde kalbin sol atrium adındaki odacığına taşınmasıdır. Böylece küçük kan dolaşımı da son bulmuş olmasıdır.

                    Büyük Ve Küçük Kan Dolaşımı

                    Büyük Kan Dolaşımda;

                    • Oksijence zengin kan, sol karıncıktan çıkar.
                    • Vücutta ilerlerken hücrelere uğrayarak oksijen dağıtır.
                    • Hücrelerin içinde biriken karbondioksiti alır. Kalbin sağ kulakçığına getirir.

                    Küçük Kan Dolaşımda;

                    • Oksijeni az olan kan, kalbin sağ karıcığından çıkar.
                    • Akciğerlere gider.
                    • Akciğerlerdeki kan oksijeni ile dolar.
                    • Kalbin sol kulakçığına döner.

                    Büyük ve Küçük Kan Dolaşımı ve Görevleri

                    Kan dolaşımının görevli organları nelerdir

                    Kalp; Vücudumuzun ihtiyacı olan besinin, oksijen vb. Maddelerinin gerekli yerlerinin kan yoluyla ulaşmasını sağlayan, kaslardan meydana gelmiş organdır. Kalp bir pompa görevini üstlenmektedir. İnsan hayatı boyunca sürekli çalışan bir organ elementidir. Erişkin bir insanda dakikada 60-80 kez atmaktadır. Çocukların bu sayı oranı daha fazladır. İnsan kalbinin ortalama 250-300 grama sahiptir. Kalp sol ve sağ olmak üzere iki bölümden ve dört odacıklardan meydana gelmektedir. Bunlardan sağ kulakçık, sağ karıncık, sol kulakçık ve sol karıncıktır.

                    Damarlar; Kalp ve doku arasında kanın taşınmasını sağlayan boru biçimindeki yapı elementleridir. Damarlar 3 çeşitten oluşur. Bunlar atar damar, toplar damar ve kılcal damarlardır.

                    Akciğer; Akciğerler göğüs boşluğundaki yüreğin sağ ve solunda az çok pi]]> Dışkıdan Kan Gelmesi https://www.kangruplari.gen.tr/diskidan-kan-gelmesi.html Tue, 20 Nov 2018 21:16:13 +0000 Dışkıdan Kan Gelmesi, Defekasyon esnasında yada bunun dışında bazen anüsten gelen taze, parlak kan, gaita ile beraber karışık olarak kan gelmesi yada kan pıhtıları gelmesiyle tıbben hematokezia yada rektal kanaması Dışkıdan Kan Gelmesi, Defekasyon esnasında yada bunun dışında bazen anüsten gelen taze, parlak kan, gaita ile beraber karışık olarak kan gelmesi yada kan pıhtıları gelmesiyle tıbben hematokezia yada rektal kanaması denmektedir. Makattan kırmızı renkli kanın gelmesi özellikle hemoroid (basur) nedenlerindendir. Genellikle hastada tuvaletini yaptıktan itibaren peçeteye sildiğinde kırmızı renkli bir bulaşma yapar. Ayrıca makat şişkinliklerinde (meme ucu gibi) elinize gelir. Hemoroid genelde uzun süreçli kabızlık durumunda görülebilen nadiren de olsa siroza benzer hastalık da olabilmektedir. Fissür anlamı, bağırsak duvarındaki yırtılma durumunda tuvaletinizi yaparken ağrılar ve dışkıdan kan olmasıdır. İnflamatuar bağırsak hastalığı (ülseratif kolit) ve rektum kanserlerinin de dışkıdan kan gelmesinin nedenlerindendir. Bazı hastalarda anüs (makat ve rektum (kalın bağırsağın son bölümü) çevresinde bulunarak hemoroidal damarları aşırı derecede genişler ve anüsten dışarıya taşarlar. Örneğin Kabızlık şikayetlerinde hastaların dışkısı sertleşir ve dışkılama işlevi zorlaşır. Bu hastalar sert dışkıyı boşaltmak için aşırı ıkınma ve zorlanmaya gereksinim duyulur. Bu esnada anal kanalı örten tabaka ve damarlar zedelenir. Bu da genişlemeye ve şişmeye neden olmasıdır. Damarlardaki bu genişleme ve şişmeye hemoroidal hastalığı denir.

                    Hemoroid Tipleri Nelerdir

                    Hemoroidin en çok iç hemoroid ve dış hemoroid şeklinde iki tipi oluşturmaktadır.

                    • Dış hemoroidler; Anüsün dışında bulunur. Genellikle kaşıntı, ağrı ve kanama şikayetleri yapar. İçinde pıhtı oluşursa tromboze hemoroid adı verilir. Üzeri ülserleşirse kanama yapar.
                    • İç hemoroidler; Anüsün içinde yer alır, ıkınmayla makattan dışarı sarkabilir.

                    Dışkıdan Kan GelmesiDışkıdan Kan Gelmesinin Belirtileri Nelerdir

                    Dışkılama (büyük abdest yapma) esnasında kanama en önemli belirtisidir. Sıklıkla damla damla burun kanaması gibi taze parlak kırmızı renktedir. Dışkının üzerine ve temizlik esnasında kan fark edilebileceği gibi tüm tuvalet kan ile kirlenebilir. Genelde kanama ağrısızdır. Dışkılama (büyük abdest yapma) sırasında makatın dışarı çıkması, ele gelen şişlikler. Hasta makattan dışarı doğru çıkan yumuşak bir şişlikten, kitleden şikayet eder. Bazı hastalar bu dışarı çıkan şişliği makat içine doğru içeriye geri itebilirler. Anal bölgede (makatta) kaşıntı halinde Hemoroidal damarların normal işlevlerin yapamaması ile makat bölgesinin hijyeni de bozulur. Makatın tam kapanmaması ile dışkı ve akıntı kaçağı olur. Buna bağlı kaşıntı ihtiyacı oluşur.

                    Dışkıdan Kan Gelmesinin Sebepleri Nelerdir

                    Dışkıdan kan gelmesinin pek çok sebepleri vardır. En sık olarak anal fissürler, hemoroidler, rektum ve kalın bağırsağın polip ve kanserleri, divertikülozis, anjiodisplazi (damar yapısı anormalliği), ülseratif kolit, Chron hastalığı, enfeksiyöz kolitler, iskemik kolit ve Meckel divertikülü nedeni ile rektal kanama meydana gelir.

                    Dışkıdan Kan Gelmesine Neler Neden Olur

                    • Bağırsak alışkanlığının değişmesi (bir kabız, bir ishal)
                    • Gebelik ve şişmanlık
                    • Süreğen öksüren kişilerde
                    • Alkol alışkanlığı
                    • Fazla ve şiddetli tuvalet yapan ve tuvalette uzun süre oturan insanlar
                    • Pelvik bölgede yerleşen tümörler, karında asit birikimi
                    • Psikolojik sorunlar
                    • Çeşitli meslek grupları (şoförler, pilotlar)
                    • Bazı spor etkinlikleri (ata binmek, bisiklet sürmek)
                    • Hareketsiz yaşam tarzı
                    • Zorlu doğumlar
                    • Enfeksiyon (kolit)

                    Dışkıdan Kan Gelmesinin Tedavi Yöntemleri Nelerdir

                    Hastalığın tedavisinde iki evre bulunmaktadır. İlk olarak hastalık ilaçla tedavi edilir. Kullanılan ilaçlar ağızdan alınan ve bölgeye uygulanan ilaçlı sıcak oturma banyosu, merhem ve fitillerdir. İkinci evrede cerrahi çözüm yoludur. Cerrahi yöntemle gerçek]]> Kulaktan Kan Gelmesi https://www.kangruplari.gen.tr/kulaktan-kan-gelmesi.html Wed, 21 Nov 2018 02:42:54 +0000 Kulaktan Kan Gelmesi, Kulaktan kan gelmesi durumuna tıp dilinde otoraji adı verilmektedir. Kulaktan kan gelmesi durumunda kafaya gelen şiddetli bir darbe, yaralanma yada travma neticesinde oluşan kafa kırıklıklarından şü Kulaktan Kan Gelmesi, Kulaktan kan gelmesi durumuna tıp dilinde otoraji adı verilmektedir. Kulaktan kan gelmesi durumunda kafaya gelen şiddetli bir darbe, yaralanma yada travma neticesinde oluşan kafa kırıklıklarından şüphe edilmelidir. Ancak böyle bir durum söz konusu değilse kulağa su kaçması yada dış kulaktan kulak zarına sokulan sivri ve delici maddelerden olması düşündürebilir. Kulak zarının delinmesi ile kafatası kırıklarının genelde kulaktan kan gelmesine neden olan dış etkenler arasında yer almaktadır. Kulak zarı zedelenmesi kulak yolu enfeksiyonlarında çıkabilen bir bulgudur. Dış kulak yolu iltihapları kulak zarına zarar vermez. Fakat orta kulak iltihabı olarak bilinen işitme kaybı ile veya geçirilen üst solunum yolu enfeksiyonu sonrasında kulak zarının delinmesi iltihaplı kanamaya neden olabilir. Kulak zarının travmatik bir şekilde etkilenmesi ve kulağa gelen darbeler yada çok şiddetli sese bağlı sebepler kulakta kanama yapabilir. Kulak kanamalarındaki tedavi sebebe yöneliktir. Kulak zarındaki delinmeler vücut tarafından hızla tamir edilir. Ancak kulak zarının tek görevi işitme ile ilgili olmayıp dış ortamdan kulağı koruyan, mikropların, suyun ve tozun orta kulağa girmesini engelleyen bir bariyer görevi de vardır. Kulak zarından içeriye giren su nedeniyle orta kulakta mikropların üremesi son derece kolaydır.

                    Kulaktan Kan Gelmesinin Belirtileri;

                    • Kulak ağrısı
                    • Kısmi işitme kaybı
                    • Hafif kulak kanaması ve akıntısı

                    Kulağa hiçbir zaman hiçbir şey sokulmaması önerilir. Çünkü be harekette kulak zarını parçalama riski oluşturur. Bazen kulak zarı, pamuk sarılmış ufak kulak temizleme saplarıyla yada küçük sivri şeylerle temizlenirken yada kaşınırken delinebilir. Diğer delinme sebepleri kulağa atılan bir tokat ve patlamalar oluşturur. Her ikisi de kulaktaki hava basıncında ani olarak değişiklik yapar. Orta kulaktaki bir enfeksiyon kulak zarında iltihap yapabilir, hatta zarı kısmen tahrip edebilir. Kulak zarı delinmesinin en sık görülen sebebi budur. Ufak delikler kapanabilir. Ancak büyükler kapanmaz ve mikroplu maddelerin orta kulağa girmesine neden olmasıdır.

                    Kulaktan Kan Gelmesi

                    Kulaktan Kan Gelmesinin Nedenleri;

                    Kulaktan kan gelmesinin en büyük nedeni kulak zarının çok hassas olup en ufak bir şiddete bile maruz kaldığında zedelenmesi, yırtılması, iltihaplanması gibi birçok nedenden kaynaklanabilir. Kulaktaki kanama kısa süre devam eder, fakat kulak kanamasına neden olan darbeye veya iltihaba göre kulakta ağrı baskı hissi oluşturur. Kulakta oluşan bu baskı veya ağrı hissi bazen çok can sıkıcı ve can yakıcı olabilir. Genellikle çocuklarda orta kulak iltihabı çok fazla görülmektedir.  Çocuklarda üst solunum yolunda östaki borusu dar ve kısa olduğundan akıntı östaki borusu ile kulak zarı arasında birikip iltihaplanmaya yol açmaktadır. Kulak kanaması yerine bazen bu kulak çınlaması olarak da görülebilir. Kulak zarının yırtılması da kanamaya yol açabilir. Kulak içine sokulan ve zarı zedeleyen bir aletle kulağı kaşımak kulak zarının tahrişe neden olmaktadır. Kulak kirlerinin kulak içinde birikmesi kulak zarına baskı yaparak kiri dışarı atmak için zarın kanaması ile kulak kirini temizler.

                    Kulaktan Kan Gelmesi Halinde Ne Yapılmalıdır

                    Hafif kanamalarda;

                    • Kanama hafifse kulak temiz bir bezle temizlenir.
                    • Yaralı hasta sakinleştirilir, endişeleri giderilir.

                    Şiddetli kanamalarda;

                    • Kanama ciddi ise, kulağı tıkamadan temiz bezlerle kapanır.
                    • Bilinci yerinde ise hareket ettirmeden sırt üstü yatırılır, bilinçsiz ise kanayan kulak üzerine yan yatırılır.

                    Yapılan ilk müdahalenin ardından, kulak kanaması her ne kadar basit olursa olsun veya az nedenini bildiğimiz veya bilmediğimiz türde olan bütün kulak kanamalarında bir uzman doktora başvurulmalıdır.

                    Kulaktan Kan Gelmesi Nasıl Tedavi Edili]]> İdrardan Kan Gelmesi https://www.kangruplari.gen.tr/idrardan-kan-gelmesi.html Thu, 22 Nov 2018 00:34:42 +0000 İdrardan Kan Gelmesi, İdrarda kan görülmesinin altında birçok farklı neden yatar. İdrara çıkmak her insanın vücudunda ihtiyaç neticesinde yaptığı aktivitedir. Böbrekler yoluyla içilen sıvıların kana karışmad İdrardan Kan Gelmesi, İdrarda kan görülmesinin altında birçok farklı neden yatar. İdrara çıkmak her insanın vücudunda ihtiyaç neticesinde yaptığı aktivitedir. Böbrekler yoluyla içilen sıvıların kana karışmadan zararlı kısımlarının dışarı atılmasıyla önemli bir yer edinerek idrar içeriğinin amonyağını bulundurması ve açık sarı renkli olmasıdır. Bazı durumlarda tüketilen sıvılardan dolayı koyu renkli olması yada su tüketiminin az olmasından takriben idrar koyu renkli görülmektedir. İdrarda kan görülmesi önemsiz geçici bir rahatsızlığın sebebi olabileceği gibi ciddi bir hastalığında habercisi olabilir.

                    Bu nedenle idrarda kan görülmesi, halinde ihmale gelmemeli ve incelenmesi gerekmektedir. Tıp dilinde hematüri olan idrarda kan görülmesi halidir. Kadın erkek gözetmeksizin herkeste görülebilen bu rahatsızlık çocuk yaşlarda da yetişkin döneminde de görülmesidir. Bu durumlarda yapılacak idrar tahlillerinde kan hücrelerinin görülmesidir. Bunun dışında rastgele görülen mikroskobik kanama çoğunlukla rutin bir kontrol esnasında saptanmaktadır. Böbrekler, üreterler, mesane, dış idrar yolundan kanama gelmesidir. Bunların dışında erkeklerde idrardaki kan prostat hastalığının belirtisi olabilir.

                    İdrardan Kan Gelmesinin Belirtileri Nelerdir

                    Sık sık idrara çıkma, aniden idrara çıkma hissi, geceleri tuvalete kalkma, karın bölgesinin alt kısmında ağrı şikayeti, idrarda kanın miktarına göre pembeden koyu kırmızıya doğru görülen farklı idrar rengi gibi belirtiler idrarda kan olmasına işarettir. İdrardan kan gelmesinin sebeplerine baktığınız zaman oldukça çeşitli sebepler olduğu aşikardır. Kanlı idrarın ne tür bir hastalığın belirtisi olduğunu anlayabilmek için hekim kontrolünde bir takım testlerin yapılması gerekir. İdrarda görülen kanın rengi de miktarına göre pembe tonlarında veya kırmızı tonlarda olabilir.

                    Bazı durumlarda gözle görülebilir olan kanlı idrarda bulanıklık ve cam bir kaseye konduğunda kanlı olan bölüm alta çöker. Kanama olan kısmı anlamak için Guyon isimli deney yapılır. Guyan deneyinde hastaya 3 ayrı kap verilir ve bu kaplara ayrı ayrı idrarını yapması istenilir. Her kabın idrarı yapıldıktan sonra kaplar teslim edilip gerekli incelemeler başlamaktadır. Üç ayrı kabın idrarı incelenip renk değişimlerine bakılır, ilk kabın idrar rengi değişir ise kanamanın üretadan olması belirlenir. Şayet 3 kabında değişiklikler olmasıyla kanamanın böbreklerden yada idrar borusundan olması belirlenir.

                    Makattan Kan Gelmesi

                    İdrardan Kan Gelmesinin Nedenleri

                    • Böbrek taşları,
                    • İdrar yollarında tümör oluşumu,
                    • Böbrek havuzu papillomu,
                    • İdrar kesesi iltihabı,
                    • Prostat iltihabı,
                    • İdrar yollarında yırtılmalar,
                    • Üretra iltihabı,
                    • Giomerülonefrit,
                    • Mesane kanseri idrarda kan görülmesine neden olan etmenler arasında yer alır.

                    İdrardan Kan Gelmesi Nasıl Tedavi Edilir

                    İlk olarak idrardan kan gelmesinin nedeni tespit edilir. Bu tespit için farklı kaplara idrar tahlilleri yapılır. Fakat idrar yollarında iltihaplanma kaynaklı ise antibiyotik ilaçla tedavi edilir. Ancak böbrek taşı yada kumundan kaynaklanırsa bunun için taşın ve kumun düşürülmesinin beklenmesiyle birlikte iltihaplanma olmaması için antibiyotik tedavisi uygulanır. Üretra ve Prostat iltihabından kaynaklanması durumunda ilaçlı tedaviye başlanır. Bazen bu durumlarda en son kullanılması durumunda idrarda kanamalara neden olmaktadır.

                    ]]>
                    Makattan Kan Gelmesi https://www.kangruplari.gen.tr/makattan-kan-gelmesi.html Fri, 23 Nov 2018 00:14:40 +0000 Makattan Kan Gelmesi, Makattan kan gelmesi Hematokezya, makattan taze, kırmızı renkli kan gelmesi olarak tanımlanır. Makata 10 cm mesafede olan kanama taze kan olmasıyla hastanın "damla damla geliyor, bazen de fışkırıyo Makattan Kan Gelmesi, Makattan kan gelmesi Hematokezya, makattan taze, kırmızı renkli kan gelmesi olarak tanımlanır. Makata 10 cm mesafede olan kanama taze kan olmasıyla hastanın "damla damla geliyor, bazen de fışkırıyor" ifadesiyle tanımlar, 10 cm'den daha yukarı bağırsak kısımlarından olan kanama vişne çürüğü-zift arası renginde olur. Bu renk değişimlerinden eğer dışkı çok pis kokulu, koyu kırmızı (siyaha yakın) bir renkte ise, ince bağırsakta bir kanama düşünülür. Kanında içerden gelmesi, o zaman yaş ve kanın şekli önem taşır. Yaşlılarda kolon kanseri, gençlerde ise, ülseratif kolit, chone hastalığı da düşünülebilir. Ancak kanama miktarı fazla ve şiddetli ise, üst gastrointestinal sistem kaynaklı da olabilir. Yada travma gibi nedenlere bağlı kalın bağırsak kanaması düşünülür. Doktor, rektal tuşe ve kolonoskop cihazı, yardımıyla tanısını koymaya çalışır. Bu durumlarda tansiyon düşüklüğü, ayağa kalkarken baş dönmesi kan kaybının miktarını belirlemekte önemini taşır.

                    Makattan Kan Gelmesinin Belirtileri

                    • Makattan damlama şeklinde kanama gelmesi, sızıntı şeklinde kanama, tuvalet kağıdında kan belirlenmesi ve aktif kırmızı renkli kanama şekli olmasıdır.
                    • Yaşlılığa bağlı kalp hastalarının makattan görülen kan nedeniyle hemen şoka girebiliyorlar.
                    • Bağırsak divertiküler hastası ve anjiodisplazi gibi ciddi rahatsızlıkların olduğu kadınlarda daha yüksek oranda görüldüğü alt sindirim sistemi kanaması şeklindedir.
                    • Kalın bağırsak makatının yakını olan sol kısmından olduğu düşünülen açık ve parlak kırmızı rengindeyken (hematoşezi), ilk başta olan kalın bağırsak sağ yarısını kaplayan kanamalarda bordo rengini alır ve çoğunlukla kansızlık belirtisi vermeye başlar. Mideyle onikiparmak bağırsaktan düşünülürse kanamalarda siyah rengi (melena) oluşmasıdır.

                    Makattan Kan Gelmesinin Nedenleri

                    Hemoroid (basur), genelde sık rastlanan sebeplerdendir. Makatta taze kan oluşumu bunu düşündürmektedir. Farklı ölçümler olabilmektedir. Hemoroid tedavisinin etkisiyle düzelme sağlar. Kanama olunca rahatlatır demekle kanatılması çok yanlış bir teoridir.

                    Makattan Kan Gelmesi

                    Makat çatlağı (anal fissür), en fazla görülen nedendir fakat yoğun kanama olmaz, ağrı daha fazla görülür.

                    Anal ragad, minik çatlaklardır, bir önemi bulunmaz.

                    Makat ve bağırsak kanseri, farklı düzeylerde kanama yapabilir, teşhise aletle bakılarak biopsi istenir ve bununla tanı konur. Maalesef bu kanamalar hemoroidden denmesi ile rastgele ilaçlar kullanılması kanserin tedavi sürecini yavaşlatabilmektedir.

                    Kolitis ülseroza, seyrek olarak görülmesi, ciddi kanamalar neden olabilir. Bağırsağın iç yüzeyindeki sıyrılma şeklinde hasar ve buna istinaden kan kaybı olur.

                    Evde Ne Yapabilirsiniz

                    Hemoroid söz konusuysa; Günde iki defa 15-30 dakikalık oturma banyosu yapılır. Büyük abdestten sonra yumuşak, suyla ıslatılmış tuvalet kağıdıyla temizlenmeli ve sonra sürtünmeden, yavaş, yavaş, iyice kurulanmalıdır. Satılan temizleme solüsyonları içeren nemli bezlerin de rahatlatması ile yapılır. Hemoroidlerin tedavisinde krem yada merhem kullanılmadan önce doktora danışılması gerekir. Dış hemoroidlerde, aşınma ve tahribini önlemek amaçlı her büyük abdestten sonra parmağınızla içeri itmektir.Hangi yöntemin size uygun olduğunu doktorunuz karar verecektir. Endoskopi teşhise yardım edebilmesi için yanında kanama yerini teşhis ederek kanamanın durmasına olanak sağlamış olacaktır. Kanama yerinin teşhisi yapılamazsa hastaların kanayan damarı görülmesi amaçlı mezenterik anjiografi (bağırsak damarlarını filmin çekilmesi) uygun görülür. Bu işlemde kanamanın önlenmesi mümkün olacaktır. Bazı durumlarda hastaneye yatırılarak tedaviye başlanması gerecektir. İltihaplı bağırsak hastalıkları da genelde ilaç süreci tedavisinde iyi yanıt vermektedir. Bundan dolayı kanama yapmaz. Endosko]]> Kan Hücreleri https://www.kangruplari.gen.tr/kan-hucreleri.html Fri, 23 Nov 2018 14:23:04 +0000 Kan hücreleri, damarlar içinde sürekli hareket halinde olan kan iki farklı bölümden oluşur. Bunlar büyük kısmı sudan oluşan plazma ve kan hücreleridir. Genel olarak kanın % 50-60 oranını plazma, % 40-50 oranını k Kan hücreleri, damarlar içinde sürekli hareket halinde olan kan iki farklı bölümden oluşur. Bunlar büyük kısmı sudan oluşan plazma ve kan hücreleridir. Genel olarak kanın % 50-60 oranını plazma, % 40-50 oranını kan hücreleri oluşturur.

                    Kan hücreleri ve özellikleri nelerdir

                    Eritrositler (Alyuvarlar - kırmızı kan hücreleri): Kanda bulunan en yoğun hücrelerdir. Kanda bulunan eritrositlerin kan hacmine oranına hematokrit adı verilir. Bu oran erkeklerde % 40-54 oranında, kadınlarda ise % 38-46 oranında değişiklik gösterir. Eritrositlerin içinde olan hemoglobin, eritrositin temel işlevi gaz transportunu sağlar. Kanın kırmızı renkte olması hemoglobin sayesinde sağlanır. Hemoglobin akciğerlerde oksijen bağlar, bunu vücut hücrelerine taşır, buralardan aldığı atık madde karbondioksiti akciğerlere taşıyıp vücuttan atılmasına yardımcı olur. İnsanlarda normal hemoglobin düzeyi 12-16,5 gr/dL arasında olur. Bu değerlerin altında olan hemoglobin düzeyi kansızlığı gösterir. Kanda normal olarak mikrolitrede 4-6,5 milyon eritrosit bulunmalıdır. Yapılacak tam kan sayımı testinde eritrositler önemli parametrelerden biridir. Anne karnında olan bebekte 2 aydan 8 aya kadar karaciğer ve dalakta üretilen eritrosit, beşinci aydan itibaren kemik iliğinde üretilmeye başlar. Eritrositlerin kandaki yaşam süresi 120 gün kadardır. Bu süreçten sonra kemik iliğinde üretilen yeni hücreler kan dolaşımına verilir. Eritrositlerin normal bir şekli olmadığından, bazı genetik hastalıklar sırasında kılcal damarlardan geçerken takılır ve damarları tıkar. Bu şekilde normal ömürlerinden daha erken ölürler. Bu durum yaşandığında, kansızlık gibi sorunlar görülür. Bazı genetik hastalıklar sonucunda ise şekilleri küre şeklinde olur ve kılcal damarların içinden geçemez ve parçalanırlar. Eritrositlerin kana karışması ise hematüri olarak adlandırılır. Bu durumda idrar rengi kırmızı pembeye döner, bazı hallerde idrarda kan görülebilir.

                    Lökositler (Akyuvarlar - beyaz kan hücreleri): Bu kan hücreleri çekirdek yapısına göre parçasız (agranülositler) ve parçalı (granülositler) olarak iki türlüdür. Kan içinde normal olarak mikrolitrede 4000-10000 lökosit bulunur. Bu miktarın yüksek olması halinde lökositoz oluşur. Bu durum genellikle enfeksiyon hastalıklarından oluşsa da, farklı sebepleri olabilir. Oranın düşük olması halinde lökopeni oluşur. Buda değişik sebeplerden oluşabilir. Lökositler vücudu savunma görevini üstlenmiştir. Lökositlerin özellikleri ve görevleri de farklıdır. Lökositler protein sentezleme, anabolik ve katabolik reaksiyonlar gerçekleştirir. Yeni doğanlarda ve çocuklarda daha fazla sayıda bulunurlar. Bunun yanında enfeksiyonlar sırasında sayıları 25.000 kadar olabilir. Bu hücreler kemik iliğinde, lenf düğümlerinde, dalak, bademcik gibi organlarda üretilir.

                    Kan Hücreleri

                    Lökositlerin türleri nelerdir

                    Lökositler çekirdek büyüklüklerine, bazı boyalara karşı afinitelerine ve yapılarına göre sınıflandırılmaktadır. Buna göre;

                    Granülositler: Bu lökositler kendi aralarında üç farklı gruba ayrılmaktadır. Bunlar;

                    • Nötrofiller: Bu hücrelerin görevi vücutta bulunan zararlı maddeleri bularak, tahrip etmektir. Yabancı maddeler fagositoz denilen yöntemle içeriye alınarak, çeşitli enzimler sayesinde tahrip edilir.
                    • Bazofiller: Bu hücrelerde fagositoz özelliği bulunmasına rağmen, görevleri çeşitli maddeler salgılamaktır.
                    • Eozinofiller: Bu hücrelerde yabancı maddeleri yok ederler. Bunlar parazitlerle oluşan enfeksiyonlarda önemli bir role sahiptir.

                    Agranülositler: Bu kan hücreleri kendi arasında gruplara ayrılmaktadır. Bunlar;

                    Monositler ve makrofajlar: Fagositoz yapma özelliği bulunan hücreler, lenfositler ile birlikte bağışıklık sisteminin regülasyonunda rol oynarlar. Monositlerin dokulardaki şekline makrofaj adı ve]]> Büyük Kan Dolaşımı https://www.kangruplari.gen.tr/buyuk-kan-dolasimi.html Sat, 24 Nov 2018 10:10:29 +0000 Büyük Kan Dolaşımı, Kalp ve damarların kanın vücutta dolaşan sistemine dolaşım sistemi denir. Büyük dolaşımda, oksijence zengin kan, sol karıncıktan çıkar. Vücutta yol alırken hücrelerde birikmiş karbondioks Büyük Kan Dolaşımı, Kalp ve damarların kanın vücutta dolaşan sistemine dolaşım sistemi denir. Büyük dolaşımda, oksijence zengin kan, sol karıncıktan çıkar. Vücutta yol alırken hücrelerde birikmiş karbondioksiti alarak kalbin sağ kulakçığına gelmektedir. Kalbin sürekli kasılıp gevşemesiyle kan ve lenfin vücudun büyük bölümünde dolaşmasına ve besinleri dokulara taşıyarak artık maddeleri uzaklaştırarak kuşlarda ve memelilerde, sol kulakçıktan, sol karıncığa geçen kanın oradan aortayla diğer atardamarlara taşınarak bütün organ ve dokulara kadar gidip kılcal damarlar sayesinde toplardamarlara geçerek sağ kulakçığa gelmesiyle meydana geldiği kan dolaşımı, sistemik dolaşım veya periferik dolaşımdır. Küçük dolaşımda, oksijence fakir kan kalbin sağ karıncığından çıkarak akciğerlere gider. Burada oksijence zenginleşip kalbin sol kulakçığına geri dönmesidir.

                    Dolaşım sisteminde bulunanlar; Kalp; Damarlar; Kan

                    Kalp; İnsan kalbinin göğüs hizasında olup, iki akciğer arasında bulunmaktadır. Kalp kanı vücuda pompalayan bir pompa görevini üstlenmektedir. Kalbin bir bölümü ise, kanı vücuda pompalarken diğer vücuttaki kanı emerek yeniden kalbe geri getirir.

                    Damar çeşitleri; Vücudumuzun olan damarlar 3 çeşittir.

                    • Atardamar; Kanı kalpten dışarı taşıyan damarlardır. Akciğer atardamarı hariç hepsi oksijenli (temiz) kan taşırlar.
                    • Toplardamar; Kanı kalbe geri getiren damarlardır. Akciğer toplardamarı hariç (karbondioksitli) kanı taşırlar.
                    • Kılcaldamar; Atardamar ve toplardamarlar arasında bulunur. Kanı hücrelere kadar taşıyan küçük damarlardır.

                    Büyük Kan DolaşımıBüyük kan dolaşımının amacı nedir

                    Kalpten çıkan kanın tüm vücuda pompalanarak vücut hücrelerinde kullanılıp kirlendikten sonra tekrar kalbe dönmesine büyük kan dolaşımı denir. Amacı, temiz kanı vücuda dağıtmak ve atık maddeleri vücuttan toplamaktır.

                    Büyük dolaşım sıralaması;

                    Kanın yapısı;Kanımızda kan hücreleri ve kan plazması denilen sıvı kısım bulunur.

                    Kan plazması; Kan hücreleri plazma içinde bulunur. Plazmanın %90'ı su, %10'u ise protein, yağ ve karbonhidrattır. (Besin).

                    Görevi; Besinleri ve atık maddeleri taşır.

                    Alyuvar;

                    • Kırmızı renklidir.
                    • Kana kırmızı rengi veren hemoglobini taşır.
                    • Hemoglobin sayesinde oksijen ve karbondioksit gazlarını taşır.
                    • Yavru alyuvarların çekirdekleri vardır. Olgunlaştıklarında çekirdek kaybolur.
                    • Sayısı en çok olan alyuvardır.

                    Görevi; Oksijen ve karbondioksit taşımak.

                    Akyuvar;

                    • Beyaz renklidir.
                    • Vücudumuzu mikroplardan korur.
                    • Akyuvarlar mikropları yutarak veya bazı maddeler salgılayarak öldürür.
                    • Çekirdekleri vardır.
                    • Sayıları alyuvarlardan azdır.

                    Görevi; Vücudu mikroplardan korumak.

                    Kan pulcukları;

                    • Kanın pıhtılaşmasını sağlar.
                    • Çok küçüktürler.
                    • Sayıları azdır.
                    • Çekirdeksizdirler.

                    Görevi; Kanın pıhtılaşmasını sağlar.

                    Kalbin bölümleri nelerdir

                    İnsan kalbi sağ ve sol karıncık ve sağ ve sol kulakçık olmak üzere 4 odacıktan oluşmaktadır. Bu dolaşımın amacı temizlenen kanı vücuda dağıtıp, kirli kanı kalbin sağ kulakçığına getirmektir. Sol karıncıktaki temiz kan aort atardamarıyla tüm vücuda gönderilir. Vücuttan toplanan kirli kan toplar damar ile kalbin sağ kulakçığına gelir.

                    Kan dolaşımı sistemi genelinde iki bölümde incelenir;

                    • Büyük kan dolaşımı sistemi
                    • Küçük kan dolaşımı sistemi

                    Büyük kan dolaşımı; Sol karıncıktan başlar ve sol karıncık kasılarak içimizdeki temiz kanı aorta pompalar. Aorta ve ondan ol]]> Küçük Kan Dolaşımı https://www.kangruplari.gen.tr/kucuk-kan-dolasimi.html Sun, 25 Nov 2018 06:05:24 +0000 Küçük kan dolaşımı; kalp ve akciğerler arasında gerçekleşen, vücuda dağıtılarak kirlenen kanın temizlenmesinden sorumlu kan dolaşımıdır. İsmini, tüm vücutta yer alan dolaşım ağına göre çok küçük bir ölçekte olduğu i

                    Küçük kan dolaşımı nedir Nasıl gerçekleşir
                    Yukarıda bahsedildiği gibi küçük kan dolaşımı; vücuttan gelen kirli kanı akciğerlere göndererek temizlemek ve temizlenen kanı geri alarak tekrar vücuda pompalamaktan sorumlu kan dolaşımıdır. En genel tarifiyle küçük kan dolaşımı şu şekilde gerçekleşir: Vücutta dolaşarak kirlenen kan; toplardamarlar yardımıyla geri toplanır ve kalbin sağ kulakçığına getirilir. Sağ kulakçığa gelen kirli kan, kalbin kasılmasıyla sağ karıncığa dökülür. Buradan da akciğer atardamarı yardımıyla akciğerlere gelir. Akciğer atardamarı akciğerin derinliklerine indikçe iyice dallanır ve zamanla mikroskobik parçalar oluşturmaya başlar. Bu parçaların ucunda alveol denen ve solunum sistemiyle akciğerlere alınan Oksijeni tutan, son derece ince zarlı hava kesecikleri bulunur. Akciğere gelen kirli kan bu alveollerdeki Oksijeni tutarak ve yapısında bulunan Karbondioksiti alveollere geri vererek Oksijence zengin temiz kana dönüşür. Alveollerdeki Karbondioksit de soluk verme sırasında vücuttan dışarı atılır. Böylece küçük kan dolaşımının yarısı tamamlanmıştır. Kan bu şekilde temizlendikten sonra akciğer toplardamarı ile akciğerlerden alınır ve kalbin sol kulakçığına gönderilir. Buradan kalp kasılması ile sol karıncığa dökülen temiz kan; ilk olarak aort atardamarına, oradan da vücudun tüm atardamarlarına pompalanarak tekrar vücutta dolaştırılır. Küçük kan dolaşımı da sağ kulakçığa gelen kirli kandan başlar ve sol karıncığa gelen temiz kanda biter. Vücutta dolaşarak kirlenen kan da temizlenmiş olur. Küçük kan dolaşımından kısaca bahsetmişken; bu dolaşımda görevli olan organların da genel hatlarıyla yapılarının ve görevlerinin bilinmesi gerekir. Kısaca onlardan da bahsedecek olursak şu şekildedir:

                    Küçük Kan Dolaşımı
                    Kalp: Vücuttaki kanın hareketini sağlayan; canlının hayatı boyunca temiz kan-kirli kan pompalanmasından sorumlu hayat bir organdır. Temiz kan kalp aracılığıyla vücuda pompalanır. Kirli kan, kalp aracılığıyla akciğerlere pompalanır. Yapısında iki kulakçık ve iki karıncık bulunur. Sol kulakçık ve sol karıncıkta temiz kan taşınırken; sağ kulakçık ve sağ karıncıkta ise kirli kan taşınır. Yani temiz ve kirli kan kalp içerisinde asla birbirlerine karışmazlar.
                    Akciğerler: Vücutta kirlenen kanın temizlenmesinden sorumlu organlardır. Sağ ve solda olmak üzere iki lobturlar. Kaburga kemikleri tarafından çevrelenerek korumaya alınmışlardır. Küçük kan dolaşımının belki de en özel elemanıdır. Akciğerin kalpten gelen kirli kanı nasıl aldığı, nasıl temizlediği ve temiz kanı kalbe nasıl geri gönderdiği yukarıda küçük kan dolaşımı başlığı altında açıklanmıştır.
                    Atardamar: Vücutta temiz kanı taşıyan damarlardır. Vücudun en büyük atardamarı olan aort, kalple direkt bağlantısı bulunan atardamardır ve kalpten aldığı temiz kanı vücut boyunca atardamar dallanmalarına iletir. Yalnız bir istisna olarak; kirli kanı akciğerlere taşıyan akciğer atardamarı, vücutta kirli kan taşıyan tek atardamardır.
                    Toplardamar: Vücutta dolaşarak kirlenen kanı geri toplayan damarlardır. Tüm vücut boyunca dallanmaları yayılmıştır. Bu dallanmalar vücuttaki kanları toplayarak ve kalbe doğru birleşerek kirli kanı kalbe getirirler.Tıpkı atardamarda olduğu gibi toplardamarda da; temiz kanı akciğerden kalbe geri döndüren akciğer toplardamarı, vücutta temiz kan taşıy]]> Öksürürken Kan Gelmesi https://www.kangruplari.gen.tr/oksururken-kan-gelmesi.html Sun, 25 Nov 2018 12:47:39 +0000 Öksürürken Kan Gelmesi, Öksürükten kan gelmesi, kan tükürmesinin başına "Hem" hecesi gelerek bu kelime tıp dilinde kanla alakalı bir konunun başlaması gibi düşünülmesidir. Hemoptizi de ağız yoluyla öksürükle Öksürürken Kan Gelmesi, Öksürükten kan gelmesi, kan tükürmesinin başına "Hem" hecesi gelerek bu kelime tıp dilinde kanla alakalı bir konunun başlaması gibi düşünülmesidir. Hemoptizi de ağız yoluyla öksürükle oluşan ve akciğere kadar ilerleyen kanama demektir. Akciğer, bronşu nükseden solunum sistemiyle ilgili damarlara ait hastalıklarda hastaların öksürerek, köpüklü kan yada kanlı balgam tükürüklü salgıdır. Genelde kan tükürerek akciğer hastalıkları ile akciğer tüberkülozu denen hastalıklardır. Bronşun damarları yırtmasıyla, bronş ve akciğer tümörlerini de hemoptizinin görülmesi kanamaya bağlı olarak sonuçlanmaktadır. Bu kanamalar yoğunluk göstererek, tehlikeli olabilmektedir. Büyük kanamaların damardaki solunum borusuna genişlediği düşünülmektedir.

                    Ufak kan tükürüklerinde bile dikkat edilecek bir konu olması düşünülmelidir. Kişinin test ve tetkiklere alınması şarttır. Ancak bazı zamanlarda bu konu boğaz enfeksiyonu ve bademciklerden gelen kanama olarak görülür. Bu kanamalar öksürük ve ağıza gelen kan kokusu oluşturmaktadır. Göğüste ağrı hissedilmez. Kan ile öksürmek, öksürdüğünde solunum yoluyla kan gelmesidir. Bunun asıl sebebinin akciğer rahatsızlıklarından olabileceği bulgulardır. Kan öksürürken değişik şekil görülebilir; Kan parlak kırmızı, pembe, köpüklü yada balgamlı olabilmektedir. Hemoptiz (kan tükürmek) olarak da bilindiği kan öksürmek, ufak kan gelse bile endişe oluşturmaktadır.

                    Öksürürken Kan Gelmesi

                    Belirtileri;

                    Hastalık sebebiyle oluşan; Halsizlik, iştahsızlık, kilo kaybı, gece terlemesi ile genel kıvranışların yanında öksürük, balgam, öksürükle kan tükürmek, göğüs, sırt yan ağrısı, nefes darlığı gibi akciğer rahatsızlıkları ile bulgular oluşumuyla yayılmaktadır. İki-üç haftadan fazla süren öksürüklerden şüphe edilen verem belirtileri gelir.

                    Nedenler; Hemoptiz, solunum yoluyla bir kısım kan tükürme konusudur. Midenin herhangi bir yerinden gelerek kan tükürük oluşumudur. Hekimi bilgilendirmek için kanama olan yeri belirtmek ve sonrasında nedeni ile kan tükürmenin teşhisinin önemi yer alır. Kan tükürmenin asıl nedenlerinden kronik bronşit yada bronşiyektazidir. 

                    Öksürürken kan gelmesinin diğer olası nedenleri arasında şunlar vardır;

                    • Kronik obstrüktif pulmoner hastalığı
                    • Kistik fibroz
                    • Uyuşturucu kullanımı, mesela kokain
                    • Amfizem
                    • Yabancı nesne
                    • Akciğer absesi
                    • Akciğer kanseri
                    • Mitral darlık
                    • Parazit enfeksiyonları
                    • Zatürre
                    • Pulmoner emboli
                    • Göğüs travması
                    • Tüberküloz
                    • Wegener granülomatozu

                    Öksürürken kan gelmesiyle nasıl bulaşır

                    Sağlık müdürlerinin bilgilerine göre, verem hastalığına yol açan "Mycobacterium tuberculosis" basili, hasta insanlardan öksürme ve hapşırma ile ortaya yayılan ve havada asılı kalan damlacıkların içerisinde solunum yolu ile diğer kişilere bulaşıyor. Tedavi olamayan her hasta yılda 10-15 kişiye hastalığı bulaştırıyor. Ancak, bağışıklık sisteminin engel olması sayesinde mikrobu alan kişilerin yalnızca %10'u hastalanır. Kişi eğer aşısız ve vücut direnci düşükse hastalığa yakalanma olasılığı yükselir. Bağışıklık sisteminin bozulduğu zamanlarda ortaya çıkan, yorgunluk, stres, iyi beslenememe, kötü yaşam koşulları, kötü alışkanlıklar, AIDS, kanser hastaları vb.) hastalığa yakalanma riski çok yüksek olabiliyor. Hastalığın %70 bulguda akciğerlerde görülüyor. Akciğer tüberkülozunu takiben diğer organlarda da oluşması, omurga, kalça, kemikler, lenf düğümleri ile görülmektedir.

                    Öksürüğün tipik örnekleri;

                    • Öksürükte büyük oranda mı kan tükürüyorsunuz
                    • Bir parça öksürdüğünüzde öksürükle kan görüyor musunuz
                    • Ne kadar öksürdüğünüzde kan görüyorsunuz
                    • Kan içeren (çizgili) mukus (balgam) var mı

                    Öksürürken kan gelmesi sonuçta nelere yol açar

                    Kan içeren bir öksür]]> Kan Vermenin Zararları https://www.kangruplari.gen.tr/kan-vermenin-zararlari.html Sun, 25 Nov 2018 19:07:31 +0000 Kan Vermenin Zararları, Kan üretilemeyen bir dokudur ve halen tek kaynağı sağlıklı bağışçılardır. Kan bağışı hem toplumsal hem kişisel açıdan önem taşımaktadır. Şayet kan verilirse vücut yeni kan üretir Kan Vermenin Zararları, Kan üretilemeyen bir dokudur ve halen tek kaynağı sağlıklı bağışçılardır. Kan bağışı hem toplumsal hem kişisel açıdan önem taşımaktadır. Şayet kan verilirse vücut yeni kan üretir ve bu vücut için yararı büyüktür. Kan bağışı, sağlıklı olan kişiden alınan bir miktar kanın ihtiyaç sahibi olan bir kişiye aktarılması olayıdır. Kan bağışı bilindiği gibi bizlerin toplumunda ve diğer gelişmiş toplumlarda bir erdemli bir davranış olarak kabul edilmektedir. Kitleleri harekete geçirmek için kan bağışı gösterileri, yürüyüşleri ve kampları düzenlenmektedir. Kan bu kamplarda toplanarak çeşitli işlemler sonucu bileşenleri işlenir. Büyük hastanelerde kan toplama ve işleme merkezleri bulunur. Toplanan kan ihtiyaç duyulduğunda kullanılmak üzere soğuk dolaplarda işlenmiş olarak saklanmaktadır.

                    Kimler kan verebilir

                    18-65 Yaş aralığı, ağırlığı en az 50 kg ve üzerinde olan her sağlıklı bireyler kan bağışında bulunabilirler.

                    Kan vermek ne kadar sürer

                    Kayıt, muayene, kan verme ve ikram işlemlerinin tamamı yaklaşık olarak 30-35 dakika kadar sürmektedir. Bir hayat kurtarılması için bu süreyi gözden çıkarmak için değerlendirilmesidir.

                    Kan vermenin uygun olup olmadığı neye göre değerlendirilir

                    Muayene sonucunda doktor, bağışlanacak kanın size yada kanı alacak hastaya zarar verebileceği kararına varmış ise sebebini size açıklayarak kan bağışınızı bir süre erteler. Bazen (taşıyıcı hastalık v.b) ise yaşamınız boyunca kan bağışına engel oluşturur.

                    Kan Vermenin Zararları

                    Kimler kan veremez

                    Bazı durumlar da sizin kan vermenize engel olabilir. Şayet sıralanan şıklardan herhangi biri var ise, kan vermek için beklemeniz gerekmektedir.

                    • Muayenede 375 dereceden fazla vücut ısısı olanlar.
                    • Nabız atışı sayısı dakikada 50'den az 100'den fazla olanlar.
                    • Damardan uyuşturucu bağımlılığı olanlar.
                    • Pıhtılaşma faktör konsantresi ile tedavi olanlar.
                    • Son 24 saatte aşırı miktarda alkol alanlar.
                    • Cinsel yolla bulaşmış bir hastalık geçirenler ve geçirme riski yüksek cinsel tercihlerde bulunanlar.
                    • Soğuk algınlığı geçirenler şikayetlerinin kesilmesinden 3 gün sonra kan bağışı yapabilirler.
                    • Son 12 ay içinde; bulaşıcı sarılığı olan biri ile yakın teması olanlar.
                    • Organ yada doku nakli yapılanlar.
                    • Akupunktur dövme cildinizin herhangi bir yerini deldirme (kulak deldirme gibi) işlemi yaptıranlar.
                    • Son 3 yıl içinde sıtma hastalığı geçirenler kan veremezler.
                    • Sıtma hastalığının salgın olarak bulunduğu coğrafi bölgelerde 6 aydan fazla kalanlar 2 yıl süre ile, 6 aydan az kalanlar ise 12 ay kan bağışında bulunamazlar.
                    • Kullanmakta olduğunuz ilaçlar varsa mutlaka kan verdiğiniz merkezdeki doktora iletmeniz.
                    • Kalp krizi geçiren bir kişi kan veremez.

                    Kan verirken kansız kalınır mı

                    Bağışlanan kan 450 ml (bir kutu kola, 330 ml'dir.) kadardır. Vücudun ortalama 5000-6000 ml kan bulunur. Alınan kan vücuttaki kanın yaklaşık değeri, 1/13'ü kadarı olarak, zarar vermez. Ayrıca kan bağışı öncesinde kan sayımı yapılır, doktor tarafından değerlendirilmektedir. Kan bağışından önce yapılan muayenede, kan düzeyi düşük (anemi) olduğu gözlenirse kan bağışı alınamaz. Kan seviyesinin normalde sağlıklı bireyler kan bağışında bulunurlarsa eksilen kan hücreleri, kemik iliğinin çalışmasıyla hızla yenileme sağlar. Zaten vücut, bu hücrelerin yapım ve yıkım faaliyetlerini sürekli olarak gerçekleştirir. Alınan kan miktarı ise sağlığı olumsuz etkileyecek seviyede olmadığından kansız kalmak gibi bir durum oluşturmamaktadır.

                    Kan vermenin önemi nedir

                    Kanamalı bir hastada veya büyük bir ameliyatta 6-8 ünite kana ve 4-5 ünite taze donmuş plazmaya ihtiyaç duyulur. Problemli hamilelik geçiren veya kanamalı hamile bir kadının yaşamını sürdürmesi için kan ve kan ürünlerine ihtiyaç]]> Kan Kanseri Belirtileri https://www.kangruplari.gen.tr/kan-kanseri-belirtileri.html Mon, 26 Nov 2018 10:40:23 +0000 Kan Kanseri Belirtileri, Kanda, kan yapıcı dokuların ve diğer organların anormal kan hücrelerinin kontrolsüzce çoğalarak oluşan bir hastalık türüdür. Tıbbi yönde lösemi yada lökoz olarak geçmektedir. Sebebinin t Kan Kanseri Belirtileri, Kanda, kan yapıcı dokuların ve diğer organların anormal kan hücrelerinin kontrolsüzce çoğalarak oluşan bir hastalık türüdür. Tıbbi yönde lösemi yada lökoz olarak geçmektedir. Sebebinin tam olarak bilinmemesiyle birlikte çeşitli kimyevi ajanlarının da, radyasyonun, virüs isimli bu mikrobun hastalığın oluşumunda rol oynarken bazı genetik yapısının hastalıkların da, hastalığa yatkınlığını derecesinin yüksek olduğu gözlemlenmiştir. Kan kanserinde hücre tiplerine göre (myeloit, lenfoit gibi) ve hastalığın süresince (müzmin ve had) çeşitleri bulunmaktadır. Bazen bu tipler daha hızlı ilerleyerek kötü sonuçlar doğurmaktadır. Lösemi hastalığında, halk arasında kan kanseri olarak bilinmektedir. Çocuklarda görüldüğü kanser türlerinin 3'te 1'i Lösemi Kanseri hastalığı oluşturmaktadır. Çocukluk döneminde löseminin tipleri diğer kanser tiplerine göre daha sık görülür. Etkilenen hücrelerin tipine göre myeloid ve lenfositer olarak kendi içinde de ikiye ayrılan hücre yapısına göre yapılan sınıflandırma özellikle hastalığın akut biçimlerinde daha ender olarak öteki hücre tipleri de etkilenmektedir.

                    Kan kanserinin nedenleri; Kan kanserinin nedeni tam olarak bilinememektedir. Lösemi, vücudun kan üretimini gerçekleştiren kemik iliğindeki ana hücrelerdeki değişim sonucunda olgunlaşmamış kan hücrelerinin bir artış olması ve bu hücrelerin hızla yayılmasıdır.

                    Kan kanserinin belirtileri; Kanserin belirtilerini öğrenmek hastalığın erken teşhisi açısından oldukça önemlidir. Fakat bu belirtilerde biri yada daha fazlasına sahip olması kişinin kanser olduğu anlamını da taşımaz.

                    • Ateş, kanserde sıklıkla görülür, ancak genelde ileri evre kanserler ile ilişkilidir. Kan kanseri ve lenf bezleri tümörlerin ilk başında belirti olarak ortaya çıkmasıdır.
                    • Açıklanamayan kilo kaybı, genelde kanserin, özellikle mide, pankreas, yemek borusu (ösefagus) kanseri ve akciğer kanseri gibi, ilk belirtisi olarak açıklanamayan kilo kaybıdır.
                    • Halsizlik, kan kanseri yada kansızlığa neden olan mide yada kalın bağırsak kanseri gibi kanserlerde erken görülmektedir. Halsizlik kanserin izlemini tahmin etme konusunda önemli unsurdur.
                    • Ağrı, kemik yada testis tümöründe ilk belirtisi olabiliyor ama genelinde ileri evrede kanserin belirtisi olarak kabul edilir.
                    • Memede yada vücutta hissedilen kitleler, genelde meme, testis, lenf bezi yada yumuşak doku tümörleri cilt altında bir yumru yada şişlik ile görülebilmektedir.
                    • Kanama, olağandan öte kanamanın kanserde erken yada geç dönemlerinde var olmasıdır. Balgamda kan görülmesi akciğer, dışkıda kan görülmesi kalın bağırsak, idrarda kan görülmesi idrar torbası (mesane), zamansız vajinal kanama ise rahim ağzı (serviks) kanserine öncüdür.
                    • Cilt değişiklikleri, cilt tümörleri dışında iç organ tümörlerini yaratmıştır. Bazı kanserde sarılık, ciltte koyulaşma yada ciltte kızarıklık olabilmektedir.
                    •  Dışkılama yada idrar yaparken değişiklik, uzun süreçli kabız, ishalde yada dışkı boyutunun değişik kalın bağırsak kanserine yenilir. İdrar yapıldığında sancının olması, idrarda kan görülmesi yada idrar yapma sıklığındaki değişiklik prostat yada idrar torbası (mesane) kanseri riskidir.
                    • Öksürük ve horlama, inatçı ve geçmeyen öksürük akciğer kanserinde, horlama isteği ve gırtlak (larinks) kanseri riskini taşımasıdır.
                    • Ben ve siğillerdeki değişiklikler, Vücudun yıllar boyunca bir ben yada siğilde şekil, boyut ve rengiyle oluşan bir değişiklik, zira melanom denilen cilt tümörünün erken teşhisi ile tedavi uygunluğunu arttırmaktadır.

                    Kan Kanseri BelirtileriKan kanserinin tipleri nelerdir

                    Hangi akvuyar türü aşırı miktarda çoğalıyor ve kanserleşme gösteriyorsa hastalık o akyuvar adıyla tanımlanmaktadır. Örneğin, lenfosit (veya lenfosittik) lösemisi, akyuvarın bir değişiği olan lenf sistemindeki lenf hücrelerine etkilemektedir. Diğer tip ise]]> Hamilelikte Kan Pıhtılaşması https://www.kangruplari.gen.tr/hamilelikte-kan-pihtilasmasi.html Tue, 27 Nov 2018 01:37:04 +0000 Gebelikte kan pıhtılaşması, gebelik döneminde bayanın vücudunda pek çok farklı sistem ve organda fizyolojik olarak değişmeler görülebilir ve pıhtılaşmada bunlardan biridir. Teorik olarak gebelik döneminde, kan p Gebelikte kan pıhtılaşması, gebelik döneminde bayanın vücudunda pek çok farklı sistem ve organda fizyolojik olarak değişmeler görülebilir ve pıhtılaşmada bunlardan biridir. Teorik olarak gebelik döneminde, kan pıhtılaşması durumu normal olarak irdelenir ve çok ilerlemediği takdir de eğilim yaratan bir faktör olarak değerlendirilir. Bu nedenden ötürü de geçmişte damar tıkanıklığı sorunu geçirmiş bir gebe kadın risk kategorisinde yer alır ve tekrar bir damar tıkanıklığı semptomu ile karşı karşıya gelebilir. Aslında genel olarak gebelikte görülen kan pıhtılaşması, anne adayının doğum yaptığı esnada kanamasının az olması adına vücudun aldığı umumi bir önlem olmaktadır.

                    Trombosit

                    Kanda yer alan ve pıhtılaşmaya neden olan hücrelerin genel adına trombosit ismi verilmektedir. Her anne adayında farklı şekillerde ortaya çıkan tromnosit sürekli değişebilen bir hücre olmaktadır. Özellikle normal bir gebelik sürecinde hemodilüsyona bağlı olarak seyir gösteren ve yıkım hızındaki artışa ilişik olarak kısmen çoğalabilir veya azabilir. Bu durumlar tüm gebe kadınlar için aynı olmamakta ve fizyolojik olarak değişebilmektedir. Aynı zamanda gebelik sürecinde öne gelmiş bir hastalık durumu da kanda pıhtılaşma sorununa neden olabilmektedir.

                    Hamilelikte Kan Pıhtılaşması

                    Pıhtılaşmanın kesilmesi veya önlem alınması adına gebelik sürecinde kullanılmasında hiç bir sakınca olamayan bir takım ilaçlar mevcuttur. Gebe bir kadının kanın da pıhtılaşma olup olmadı kolaylıkla anlaşılabilen bir faktördür. Pıhtılaşmanın en önemli belirtileri şişlikler, morarmalar ve ağrı hissidir. Bu belirtilerin yanı sıra hareket etmekte güçlük, bacaklara kan akımının çok yavaş olmasından dolayı yürümekte güçlük çekmek gibi faktörlerde pıhtılaşmadan kaynaklanmaktadır.

                    ]]>
                    Kan Pıhtılaşması https://www.kangruplari.gen.tr/kan-pihtilasmasi.html Tue, 27 Nov 2018 08:46:25 +0000 Kan pıhtılaşması, kan pıhtılarının kolay oluşumu veya uygun şekilde çözünmemesidir. Normal şartlarda kan pıhtıları kan damarlarındaki duvarda olan kesikleri ve çatlakları kapatabilmek ve kanamayı kesmek için Kan pıhtılaşması, kan pıhtılarının kolay oluşumu veya uygun şekilde çözünmemesidir. Normal şartlarda kan pıhtıları kan damarlarındaki duvarda olan kesikleri ve çatlakları kapatabilmek ve kanamayı kesmek için oluşur. Kan damarlarındaki kan akımının ağır olması da, kan pıhtılaşmasına sebep olabilir. Kan pıhtılaşması çeşitli sebeplerden meydana gelebilir. Meydana gelen kan pıhtılaşması kan akımını engelleyebilir ya da sınırlayabilir. Bu vücutta bulunan organlara zarar verdiği gibi, ölüme sebebiyet verebilir. Bu durum genetik sebeplerden olsa da, kazanılmış sebeplerden oluşma riski daha fazladır. Yani kan pıhtılaşmasını tetikleyen hastalıklar ya da etkenler bulunabilir. Bunlara arasında sigara içmek, aşırı kilo, uzun süreli yatma, ateroskleroz gibi etkenlerdir. Genetik nedenlerden dolayı ortaya çıkışı genellikle kan pıhtılaşmasına gerekli olan proteinlerden, kan pıhtısını çözen  ya da geciktiren maddelerden dolayı oluşabilir. Bazı durumlarda ise, genetik ve kazanılmış etkenler aynı anda etkili olabilir. Bu kişiler yüksek riskli olarak sınıflandırılır.

                    Kan pıhtılaşmasının sebepleri nelerdir

                    Kan pıhtılaşması kan damarlarındaki küçük kesik veya çatlakları kapamak ve kanamayı durdurmak için meydana gelir. Kanamanın durmasından sonra ya da  iyileşmeden sonra vücut bu pıhtıları parçalayarak, atar. Kan pıhtılaşma süreci ise,

                    • Kan damarlarındaki hücrelerin iç tabakası: Bunlar kan pıhtısının oluşumunda temel yapı taşlarıdır.
                    • Pıhtılaşma faktörleri: Bunlar bir tür protein olan fibrin ağının olumunu sağlar. Fibrin kan pıhtısını birleştirebilmek için zamk görevini görür. 
                    • Trombositler: Küçük kan parçacıkları olan trombositler kan pıhtısının oluşması için birbirlerine yapışırlar. 

                    Vücutta olan pıhtılaşma sürecinin değişmesi ya da istenmeyen şekilde tetiklenesi sonucunda kan pıhtılaşması meydana gelir. Meydana gelen kan pıhtıları kalp, beyin, böbrek, toplardamar, akciğerler, atardamarlara kadar gidebilir. Vücutta oluşan bazı hastalıklar, genetik mutasyonlar, bazı ilaçlar ve diğer etkenler pıhtılaşma sebepleri arasındadır. Diyabet, ateroskleroz, kalp yetmezliği, obezite, atrial Fibrilasyon, metabolik sendrom gibi hastalıklar pıhtılaşma sebebi olabilir. Ayrıca derin ven trombozu olarak adlandırılan pıhtıların toplardamarlarda oluşması, kan pıhtısının parçalanarak kan dolaşımında ilerlemesini sağlayabilir. Bu pıhtının akciğere kadar giderek, kan akımını engellemesi emboli olarak tanımlanır. Ayrıca ciddi bir ameliyat geçirilmesi, travmalar, kemik kırıkları sebebiyle hastanede uzun süre yatmak sebebiyle toplardamarlardaki kan akımının yavaşlaması nedeniyle kan pıhtıları oluşabilir. Uzun süreli aynı yerde oturmak, kanser oluşumları ve kanser tedavisi de kan pıhtılaşmasını tetikleyebilir. Kan Pıhtılaşması 

                    Kan pıhtılaşması riski altında bulunan kişiler kimlerdir

                    Bu konuda yüksek riske sahip olan kişiler hem genetik açıdan, hem de kazanılmış açıdan etkenlere sahip olan kişilerdir. Yani hem sigara içen, hem aterosklerozu bulunan, hem de genetik olarak yatkınlığı olan kişilerdir. Bunlar sadece sigara içen kişilere göre kan pıhtılaşmasına maruz kalmaya daha yatkındır.

                    Kan pıhtılaşması açısından genetik risk faktörleri nelerdir
                    • Geçmişte tehlikeli bir şekilde kan pıhtılaşması olayı yaşayan kişiler
                    • 40 yaş altında kan pıhtılaşması yaşayanlar
                    • 50 yaşından önce kalp krizi veya inme yaşayanlar
                    • Sebebi belli olmayan düşük yaşayanlar
                    • Faktör V Leiden mutasyonuna sahip olmak

                    Kan pıhtılaşmasının belirtileri nedir

                    Meydana gelen pıhtının yerine göre farklı belirtiler gösteren kan pıhtılaşması, çeşitli rahatsızlıkları meydana getirebilir. Akciğerlerde ya da kalpte meydana gelen pıhtılar göğüs ağrısı, kolda, sırtta, boyunda, çenede rahatsızlıklar, nefe]]> Beyinde Kan Pıhtılaşması https://www.kangruplari.gen.tr/beyinde-kan-pihtilasmasi.html Tue, 27 Nov 2018 20:01:21 +0000 Beyinde Kan Pıhtılaşması: Beyinde damar tıkanması sonucunda tıkanıklığa bağlı olarak hastada bazı sorunlar ortaya çıkmaktadır. Eğer tıkanıklık beynin sağ tarafında gerçekleşti ise sol kol ve sol bacakta, e Beyinde Kan Pıhtılaşması: Beyinde damar tıkanması sonucunda tıkanıklığa bağlı olarak hastada bazı sorunlar ortaya çıkmaktadır. Eğer tıkanıklık beynin sağ tarafında gerçekleşti ise sol kol ve sol bacakta, eğer tıkanıklık beynin sol tarafında meydana geldi ise hastanın sağ kol ve sol bacağında kısmı felç meydana gelir.  Meydana gelen bu kısmi felce hemipleji adı verilir. Tedavi ise rehabilitasyon merkezleri tarafından verilmelidir.

                    Hepmleji tedavisi yapacak olan ekipte; en başta fiziksel tıp ve rehabilitasyon uzmanı olmak üzere, beyin cerrahı, nörolog, fizyoterapistler, rehabilitasyon hemşiresi, ortez ve protez teknisyeni, iş ve uğraşı terapistleri, sosyal danışman ve psikolog bulunmalıdır. Hastanın tedavi yeri ise fizik tedavi ve rehabilitasyon merkezleridir.

                    Hastaya uygulanan ilaç tedavisi, beyin kanaması ya da tıkanması sonucunda beyin dokusuna verilen zararı bir an önce en aza indirmek, ilerlemesini önlemek ya da beynin işlevlerini sürdürmesini sağlamaktır. Hastanın durumu ilaç tedavisi ile sabitlendikten sonra sırada ki işlem bu tür hastaların rehabilitasyon potansiyelini ortaya çıkarmaktır.  Mesela hasta eğer genç ise, daha önce beyinle ilgili bir hasar almamış ise, algılama ve zihinsel yönden bir sorunu yok ise, idrar ve gaita problemi olmayan, görme alanı bozukluğu yaşamamış, erken rehabilitasyon programına alınmış, aile desteği alan, sosyoekonomik durumu yeterli olan ve kapsamlı bir merkezde tedavi gören hastaların tedavisinde başarı oranı fazladır.

                    Beyinde Kan Pıhtılaşması

                    Rehabilitasyonun amacı; bu hastalığı yaşamış kişilerin fiziksel, zihinsel ve toplumsal işlevlerini en üst düzeye ulaştırmaktır. İlke olarak rehabilitasyon çalışmaları ne kadar erken başlatılırsa hasta için daha iyi olacaktır. Rehabilitasyon süresince hastanın durumu bu süreci değiştirebilir. Rehabilitasyon sürecinin geç başlatılması hastanın mevcut durumda bulunan hastalığı dışında başka hastalıklarında ortaya çıkmasına neden olabilir. Bu hastalıklar arasında, basınç yaraları, derin toplar damarda tıkanıklık ve iltihap oluşması, eklem sertlikleri, kemik erimesi, mesane ya da bağırsak fonksiyonunda bozukluklar meydana gelebilir. Rehabilitasyon çalışmaları geleneksel yöntemler yani çeşitli eklem hareketleri, germe egzersizleri, kasların güçlendirilmesi ve bazı hareketlerden oluşmaktadır. Bunları sağlamak için bazı bir takım teknik ve yöntemlerden yararlanılmaktadır.

                    Hastanın tedavileri sonucunda tüm nörolojik yetersizlikler 3 aya kadar düzelebilir ve gelişmesi 1 yıl sürebilmektedir. Genellikle kolda iyileşme %52 oranında, bacakta iyileşme %89 oranındadır. İyi bir rehabilitasyon programıyla hastaların %20-30 u normal seviyeye %75'i ise yürür hale gelir.

                    İyileşme Süreci;

                    • Hastanın erken dönemde fizik tedavi ve rehabilitasyon merkezine götürülmesine,
                    • Hastanın moral ve maneviyatının iyi ve sağlam olmasına,
                    • Hastaya verilecek olan egzersiz programlarını azimli ve istekli bir şekilde yapmasına,
                    • Hastalığın tekrar etmemesine,
                    • Şeker hastalığı, hipertansiyon ve kalp rahatsızlıkları gibi hastalıkların olmaması ya da varsa bu hastalıkların kontrol altında bulundurulmasına,
                    • Hastanın çok yaşlı olmamasına,
                    • Hasta sahiplerinin sabırlı ve sevgi dolu olmasına bağlıdır.
                    ]]>
                    Kan Dolaşımı https://www.kangruplari.gen.tr/kan-dolasimi.html Wed, 28 Nov 2018 10:14:29 +0000 Kan dolaşımı; bazı ilkel canlı grupları hariç hemen her canlıda var olan, vücuttaki kirli kanın temizlendikten sonra tekrar vücuda gönderilerek temiz kan geçişinin gerçekleşmesini sağlayan bir dolaşımdır. Temel mantığı aynı ol
                    Kan dolaşımının elemanları
                    Kan dolaşımı; yukarıda bahsedildiği gibi kanın bazı organlar, damarlar, vs. vücut bölümleri yardımıyla temizlenmesinden ve sonrasında tekrar kullanılmak üzere vücuda temiz halde gönderilmesinden ibaret bir döngüdür. Bu döngünün gerçekleştiği birimleri en genel haliyle üçe ayırabiliriz:

                    Kalp: Kan dolaşımında kirli kanın alınarak temizlenmesi için akciğere pompalandığı ve akciğerden temizlenmiş kanın alınarak tekrar vücuda dağıtıldığı kısımdır. Kalbin her atışıyla kan dolaşımı gerçekleşmeye devam ederek; kirli ve temiz kan gerekli yerlere ulaştırılır.

                    Akciğer: Kalpten gelen kirli kanın, solunum yoluyla alınan Oksijen ile temizlenerek tekrar kan dolaşımına verildiği organdır. Akciğerler vücudun yaşamsal faaliyetlerini devam ettirmesi için en gerekli organlardan biridir.

                    Kan Dolaşımı
                    Damarlar: Görevlerine göre üçe ayrılırlar. Atardamar, toplardamar ve kılcal damar. Atardamar; kalpten alınan temiz kanın vücuda dağıtılarak kan dolaşımını devam ettiren kısmıdır. İstisna olarak akciğer atardamarı kirli kan taşır. Çünkü bu damar yoluyla kalpte biriken kirli kan akciğere gider. Vücudun en geniş ve hayati atardamar "aort" atardamarıdır. Toplardamar ise adı üzerinde; vücutta kirlenen kanı geri toplayarak kalbe götüren damarlardır. Yine istisna olarak akciğer toplardamarında kalbe gönderilmek üzere temiz kan taşınır. Kılcal damarlar için ise kabaca temiz ve kirli kan değişiminin olduğu son derece ince damarlardır diyebiliriz.

                    Kan: Vücutta sürekli dolaşım halinde olan, kan dolaşımının taşınan elemanıdır. İçinde bulunan Hemoglobin ile Oksijen taşıyarak vücudun yaşamsal faaliyetlerini devam ettirebilmesini sağlar. Bu Oksijen kan dolaşımı ve solunum koordinasyonuyla sürekli yenilenerek kan dolaşımının devamlılığı sağlanır.

                    İnsanda kan dolaşımı
                    İnsanda kan dolaşımı da yukarıda açıklanan organlar yardımıyla gerçekleşir. Ama tabi ki bazı detaylarda diğer omurgalılara göre farklılıklar bulunabilmektedir. İnsanda kan dolaşımından genel hatlarıyla bahsedecek olursak şu şekilde gerçekleşir: 

                    Temizlenmiş olan kan kalpten aort atardamarı yardımıyla pompalanır. Atardamarların dallanmaları ile bu temiz kan vücudun en uzak köşesi dahil olmak üzere tüm vücuda ulaştırılmak üzere temiz kan dolaşımı gerçekleştirilir. Temiz kan tüm vücutta dolaştıktan ve Oksijeni kullanıldıktan sonra bu kirlenmiş kanlar toplardamarlar tarafından kan dolaşımına geri alınır ve dallanmalar yavaş yavaş birleşerek kirli kanı kalbe götürmek üzere dolaşımı devam ettirirler. Toplardamardan gelen kan kalbin sağ üstünde bulunan bir küçük kısım olan sağ kulakçığa gelir. Sağ kulakçığın kasılması ile bu kirli kan sağ karıncığa dökülür. Buradan da akciğer atardamarı yardımıyla temizlenmesi için akciğerlere gönderilir. Böylece kirli kan dolaşımı da tamamlanmış olur. Akciğer de kirli kan atardamarın mikroskobik dallanmaları ile en küçük parçalara dahi ulaşarak; alveoller yardımıyla alınan Oksijeni üzerlerine alırlar. Daha sonra bu kanlar d]]> Kan Kanseri https://www.kangruplari.gen.tr/kan-kanseri.html Wed, 28 Nov 2018 11:31:32 +0000 Kan kanseri; kan hücrelerinde meydana gelen bazı aksaklıklardan dolayı görülen bir kanser türüdür. Diğer bir ismi "lösemi" dir.  Kan hücrelerinin türlerine göre gereğinden az veya gereğinden çok üretilmesinden dolayı vücudun bağ
                    Kan kanseri nedir Neden gerçekleşir
                    Kan kanserinin en tipik sebebi; akyuvar hücrelerinin kontrol dışı bir şekilde çoğalmasıdır. Genelde bu durum, kemik iliğindeki aksaklıklardan dolayı gerçekleşir. Kontrol dışı çoğalan ve olgunlaşmadan vücutta görev yapmaya çalışan hücreler, normal kemik iliğinin yerini alarak bu faaliyetlerini sürdürmeye çalışırlar, bu sebeple de vücudun bağışıklığında epey bir zayıflamaya yol açarlar.
                    Kan kanseri aşamasında bu akyuvar hücrelerinin aşırı çoğalması aynı zaman alyuvarları ve trombositleri de etkiler. Akyuvarların aşırı bir şekilde çoğalmasına tepki olarak kan kanserinin ileri aşamalarında alyuvar hücrelerinde azalma ve trombositlerde görev yapamama durumu ortaya çıkar. Azalan alyuvar sayısına bağlı olarak kan hücreleri eskisinden daha az Oksijen taşırlar ve bu da çabuk yorulmaya, bünyede zayıflamaya, vs. etkilere yol açar. Faaliyetlerini tam olarak gerçekleştiremeyen trombositler ise kan pıhtılaşmasında aksaklığa sebep olurlar. Bu sebeple de kanamalar görüldüğünde kanın kolay kolay pıhtılaşamadığı ve kanamanın uzun süre devam ettiği gözlenir. 

                    Kan Kanseri
                    Kan kanseri çeşitleri
                    Kan kanseri; kanserli hücrelerin vücuttaki görünüşüne göre temel olarak iki gruba ayrılı. Bunlar, akut ve kronik kan kanserleridir.
                    1.Akut kan kanseri: Sürekli kan hücresi artışından dolayı kan kanserine sebep olan bir çeşittir. Kan hücrelerinden hangisinin arttığına göre iki alt çeşide ayrılır.

                    a.Akut lenfoid kan kanseri: Vücutta kontrolsüz bir şekilde kan hücresi üretimi gerçekleşir. Bu kan hücreleri daha tam olgunlaşmadan, yani görevini yapamayacak durumdayken normal kan hücrelerinin yerini almaya başlarlar ve bu da kan kanserine sebep olur. Akut lenfoid kan kanseri; sebep olacağı Oksijen yetersizliğinden dolayı organların iflas etmesine bile sebep olabilir.

                    b.Akut myeloid kan kanseri: Olgunlaşmamış trombositlerin tüm kan hücrelerini işgal etmesinden dolayı kan kanseri gerçekleşir. Trombositler görevini yerine getiremeyeceği için vücutta sürekli kanamalar, kanın pıhtılaşamaması, anemi gibi yan etkileri görülür. 
                    2.Kronik kan kanseri: Akut kan kanserine göre daha zararsız ve daha yavaş ilerleyen bir kan kanseridir. Kronik kan kanserinin sebebi; fiziksel olarak olgunluğunu tamamlamış fakat hala görevini yapamayan kan hücrelerinin kontrol dışı çoğalması ve zamanla normal kan hücrelerinin yerini almasıdır. Çoğalan kan hücresinin türüne göre iki alt kategoriye ayrılır:

                    a.Kronik lenfoid kan kanseri: Görünüşte olgunlaşmış fakat görev yapamayan akyuvarların aşırı çoğalması ile gerçekleşir. Bu çoğalan hücreler zamanla normal bir şekilde faaliyet gösteren akyuvarların yerini alırlar. Zamanla vücudun bağışıklığı zayıflayarak en basit bir soğuk algınlığına bile karşı koyamaz hale getirir, bu durum ilerledikçe de kan kanserine sebep olur.

                    b.Kronik myeloid kan kanseri: Akut miyeloid kan kanserinde olduğu gibi tormbositlerin aşırı üretimi sonucu kan kanserine sebep olur. Bu çeşitteki belirtiler de yine pıhtılaşma sorunu, sürekli kanamalar, vs. durumlardır. 

                    Kan kanseri tedavi edilebilir mi
                    Bu]]> Kan Transfüzyonu https://www.kangruplari.gen.tr/kan-transfuzyonu.html Thu, 29 Nov 2018 05:56:11 +0000 Kan Transfüzyonu, bir kişiden diğerine damar içi yoluyla kan transfer edilen yaygın ve güvenli bir uygulamadır. Kan Transfüzyonu genellikle ciddi bir cerrahi operasyon ya da yaralanma sonucu kaybedilen kanı geri kazandırmak am Kan Transfüzyonu, bir kişiden diğerine damar içi yoluyla kan transfer edilen yaygın ve güvenli bir uygulamadır. Kan Transfüzyonu genellikle ciddi bir cerrahi operasyon ya da yaralanma sonucu kaybedilen kanı geri kazandırmak amacıyla yapılır. Kan Transfüzyonu ayrıca vücudun yeterli kan üretemediği hastalık durumlarında da uygulanabilir. 

                    Bir Kan Transfüzyonu esnasında damarınıza ufak bir iğne yardımıyla damar içi yol açılarak sağlıklı kan verilir. Prosedür ne kadar kan ihtiyacınız olduğuna bağlı olarak genellikle 1 ila 4 saat arası sürer. 

                    Kan Transfüzyonu oldukça yaygındır. Sadece Amerika Birleşik Devletleri'nde dahi her yıl 5 milyon kişi Kan Transfüzyonu uygulamasına ihtiyaç duyar. Kan Transfüzyonu çoğunlukla sorunsuz uygulanır, zaman zaman ciddi olmayan komplikasyonlar görülebilir, nadiren hayati problemlerle karşılaşılır. 

                    Kalp bir arterler ve damarlar ağı yoluyla vücuda kan pompalar. Kanın pek çok hayati görevi vardır. Örneğin, kan vücudunuzun organ ve dokularına oksijen ve gerekli besinleri taşır. Sağlıklı ve yeterli kana sahip olmak genel sağlığınız için önemlidir. Kan, kırmızı kan hücreleri, beyaz kan hücreleri, pıhtı hücreleri ve plazma gibi farklı kısımlardan oluşur. Kan bütün halinde transfer edilebildiği gibi bu kısımlardan sadece birisi de transfer edilebilir, hastalığa göre kişiye örneğin sadece plazma verilebilir .

                    Kan Transfüzyonu
                    Kan grupları:
                    Her bireyde A, AB, B ya da 0 kan gruplarından birisi bulunur. Kişinin kanı RH+ ya da RH- olabilir. Yani, eğer A grubu kanınız varsa bu Rh pozitif ya da RH negatiftir. Kan Transfüzyonu için kullanılan kan grubu sizin kendi kan grubunuzla uyum göstermelidir. Eğer uymazsa, zehirlenme ve ciddi problemler meydana gelir. 0 tipi kan hemen hemen herkes için güvenilirdir. Nüfusun %40'a yakını 0 grubu kana sahiptir. Bu kana sahip kişiler evrensel donör sayılırlar yani herkese kan verebilirler. Kişinin kan grubunu test etmeye vakit olmayan çok acil durumlarda Transfüzyon için 0 grubu kan kullanılır. AB grubu kana sahip olanlar ise evrensel alıcı sayılırlar. Her tip kanı alabilirler. 

                    Eğer RH pozitif bir kanınız varsa hem RH pozitif hem RH negatif kan alabilirsiniz. Ancak RH negatif kanınız varsa sadece RH negatif kan alabilirsiniz. 

                    Kan bankaları:
                    Kan bankaları kan toplar, stoklar ve test eder. Kan bankalarında toplanan bütün kanlar HIV ya da başka enfeksiyonlar açısından test edilerek sağlıklı olduklarından emin olunur. Ayrıca kan bankalarından verilen kanların alıcı kişinin kan grubuna uyup uymadığı takip edilir. Kan Transfüzyonu için hazırlamak amacıyla bazı kan bankaları kandaki beyaz kan hücrelerini ayırırlar. Bu işleme beyaz kan hücresi ya da lökosit azaltma işlemi adı verilir. Seyrek de olsa, bazı kişilerde beyaz kan hücrelerine karşı alerji vardır. Bu hücreleri azaltmak alerji riskini de düşürür. 

                    Tüm Kan Transfüzyonu işlemleri yabancılardan yapılmayabilir. Eğer aylar sonrasına planlanmış ciddi bir cerrahi operasyonunuz varsa doktorunuz sizin kendi kanınızı önceden alarak ameliyat sırasında ihtiyaç duyulduğunda kendi kanınızı kullanabilir. Bu yabancı bir kişinin kanını kullanmaktan daha güvenilir bir işlemdir. Bu işlem için önceden bir ya da iki kez kanınız alınarak kan bankasında ameliyata kadar muhafaza edilir. 

                    Kan Transfüzyonu alternatifleri:
                    Araştırmacılar yapay yollardan kan üretmenin yollarını aramaktadırlar. Şu anda kana alternatif herhangi bir insan yapımı ürün bulunmamaktadır. Buna rağmen, araştırmacılar tarafından kanın bazı kısımlarının yaptığı işlevleri yapabilen ilaçlar üretilmiştir. Örneğin, böbrek problemleri olan kişilerde kırmızı kan hücrelerini arttıran erythropoietin adlı bir ilaç b]]> Kan Şekeri Düşmesi https://www.kangruplari.gen.tr/kan-sekeri-dusmesi.html Thu, 29 Nov 2018 18:31:59 +0000 Kan şekeri düşmesi hipoglisemi de denilen herhangi bir nedene bağlı olarak vücutta bulunan glikoz yani şeker oranının eksilmesi durumuna verilen addır. Yaşam kalitesini doğrudan etkilemekte olan şeker düşmesi problemi, ilerleye Kan şekeri düşmesi hipoglisemi de denilen herhangi bir nedene bağlı olarak vücutta bulunan glikoz yani şeker oranının eksilmesi durumuna verilen addır. Yaşam kalitesini doğrudan etkilemekte olan şeker düşmesi problemi, ilerleye durumlarda şekerin yükselmesine oranla daha tehlikeli hale gelip can kayıplarına da neden olabilmektedir. Bu durum özellikle beynin büyük zarar görmesine neden olabilmektedir.

                    Kan Şekeri Düşmesi Nedenleri Nelerdir
                    • Yoğun çalışma koşulları
                    • Uzun süre aç kalma
                    • Fazla miktarda ensülin alınması
                    • Alkol tüketimi
                    Kan Şekeri Düşmesi Belirtileri Nelerdir
                    • Terleme ve titreme
                    • Konsantrasyon kaybı
                    • Soluk yüz rengi
                    • Heyecan, baş dönmesi ve sinirli olma hali
                    • Baş ağrısı
                    • Konuşma güçlüğü
                    • Hızlı nabız
                    • Aniden acıkma
                    Kan Şekeri DüşmesiKan Şekeri Düşmesi Sorunu ile Karşılaşıldığında Neler Yapılmalıdır
                    • İlk olarak yapılması gereken şekerli bir şeyler yenmesi ve içilmesidir. Bunun için kesme şeker kullanmanız ya da bir bardak meyve suyu kullanmanız yeterli olabilmektedir. 
                    • Bir sonraki öğününüz için daha çok vakit varsa bir miktar ekmek ya da tost ve sandviç gibi küçük atıştırmalıklar şeker düzeyinin düzelmesine olanak sağlayabilecektir.
                    • Hala şeker seviyeniz düzelmiyorsa bu durumda yapılması gereken şey mümkün olduğunca çabuk bir şekilde bir sağlık kuruluşuna başvurmanız olacaktır.
                    Sürekli Kan Şekeri Düşmesi Sorunu ile Karşılaşanlar Nelere Dikkat Etmelidir
                    • Sürekli olarak kan şekeri düşmesi sorunları ile karşılaşıyorsanız bu duruma daha hazırlıklı olmanız ve yanınızda atıştırmalıklar ve şekerli yiyecek-içecekler bulundurmanız gerekmektedir.
                    • Sürekli olarak bu problemi yaşayan kişilerin hayatında bazı değişiklikler yapması gerekebilmektedir. Bu değişikliklerin başında yemek alışkanlıklarının düzenlenmesi gelmektedir. Bu sorunu sürekli yaşayan kişilerin öğün atlamamaları ve sıklıkla ara öğünlerle açlık hissini bastırmaları gerekmektedir. Hatta ara öğünleriniz bir ise ikiye çıkarmanız daha doğru olacaktır.
                    • Alkol tüketimini azaltmanız ve hata mümkün olduğunca az alkol kullanmanız gerekmektedir. Çünkü alkol vücuttaki su oranının azalmasına neden olduğu gibi şeker oranının azalmasına da neden olabilmektedir.
                    • Düzenli olarak egzersiz yapan kişilerin açlık hissini bastırmaları daha kolay olabilmektedir. Bu sebeple kendinizi fazla yormayacak egzersiz ve sporlarla hayatınızı daha düzenli hale getirebilirsiniz. Günde yarım saat yürüyüş yapmanız bile yeterli olacaktır.
                    • Her gün dışarı çıkıp en az 1 ya da 2 saat güneş ışığı almanız ve stresli olduğunuz zamanlarda nefes alma egzersizleri yapmanız faydalı olacaktır. Stresi azaltma için gevşeme egzersizleri yapmanız gerekebilmektedir.
                    • Uyku düzeninizi değiştirmeniz ve mümkün olduğunca en geç 22.00'de yatmaya çalışmanız gerekmektedir. 
                    • Kahve gibi kafein içeren içeceklerin vücuttaki şeker oranını düşürecek olması nedeni ile daha az tüketilmesi gerekmektedir.
                    ]]>
                    Kan Yapıcı Besinler https://www.kangruplari.gen.tr/kan-yapici-besinler.html Fri, 30 Nov 2018 03:16:11 +0000 Kan Yapıcı Besinler: Kansızlık genelde kan yapıcı özellikleri bulunan B9, B12 ve demir minerali eksikliğinde görülen bir çeşit rahatsızlıktır. Bu minerallerin eksikliğinde; bitkinlik, çabuk yorulma,iştahsızlık, el ve ayakla Kan Yapıcı Besinler: Kansızlık genelde kan yapıcı özellikleri bulunan B9, B12 ve demir minerali eksikliğinde görülen bir çeşit rahatsızlıktır. Bu minerallerin eksikliğinde; bitkinlik, çabuk yorulma,iştahsızlık, el ve ayaklarda şişmeler, deride renk solgunluğu, sürekli uyku hali, baş dönmesi, nefes darlığı, dudaklarda çatlamalar ve saç dökülmesi gibi bir takım belirtiler baş gösterir. Bunlar önemli işaretlerdir ve bir çok hastalığın da habercisidirler. Bu sebeple kan yapıcı besinler tüketilmelidir. Doğada bu saydığımız minerallerin bulunduğu bir çok gıda bulunmaktadır. Bunlardan bazıları şunlardır:

                    Demir Bakımından Zengin Gıdalar: 

                    Kırmızı Et: Büyükbaş( Sığır, Manda, Deve vb.) ve küçükbaş( Koyun, Keçi vb.) hayvanlardan elde edilen özellikle belli bir oranda tüketildiğinde insan vücuduna çok yararlı bir besindir. Özellikle çocukların tüketmesi gelişimleri açısından çok büyük önem arz etmektedir.

                    Karaciğer- Dalak: İnsan vücudunda da kan üreten organ olarak bilinirler. Bu sebeple büyükbaş ve küçükbaş hayvanlardan elde edilen bu ürünler pişirilerek kararınca tüketilmelidir. Haddinden fazla tüketildiğinde kolestrol ve trigliserid yükselmesine sebebiyet verebilir.

                    Tahin-Pekmez: Türk toplumunun sofralarının ayrılmaz ikilisi olarak bilinirler. Susamdan elde edilen tahin ile üzüm, incir, kara dut, gibi yemişlerden elde edilen pekmez birleştiklerinde mükemmel bir enerji kaynağı oluştururlar. Özellikle Keçi Boynuzu Pekmezi doğadaki en güçlü kan yapıcı ürün olarak bilinir ve kanser gibi hastalıkları olanlara tüketmeleri tavsiye edilir.

                    Kan Yapıcı Besinler
                    Yeşil Yapraklı Sebzeler: Tere, Pazı, Ispanak, Maydanoz, Dere otu gibi sofralarımızda bolca bulunan gıdalardır. 

                    Beyaz Et: Tavuk, Balık gibi hayvanlardan elde edilirler. Özellikle balık ta bulunan omega 3 ve omega 6 vitaminleri hem kemik gelişimini güçlendirdiği gibi hemde kan yapıcı özelliği bulunur.

                    Kurutulmuş Meyveler: Üzüm, Kayısı, İncir gibi hem yeşil hemde kuru tüketilen meyveler, kurutulduğunda demir yönünden zengin bir hal alırlar. Dolaşımı ve sindirimi düzenleyici görevlerinin yanı sıra kan yapıcı olarak ta bilinirler.

                    B9) Folik Asit) Bakımından Zengin Gıdalar:
                    • Yumurta: Doğada genetiği ile oynanamamış sayılı gıdalardan birisidir. Özellikle sarısı folik asit bakımından oldukça zengindir.
                    • Kuru Baklagiller: Fasulye, Barbunya, Nohut, Mercimek gibi kuru tüketildiğinde daha da faydalı olan sebzelerdir.
                    • Turunçgiller: Greyfurt, Portakal, Mandalina gibi Akdeniz iklimi meyveleridir. Ülkemizde bolca yetişmektedirler. Özellikle kış aylarının vaz geçilmez tüketim ürünleri arasındadırlar. 

                    B12 Bakımından Zengin Gıdalar: Yukarıda saydığımız; Karaciğer, et, yumurta, gibi gıdaların yanı sıra:
                    Kabuklu Deniz Ürünleri: İstiridye, Midye, İstakoz gibi deniz canlıları olup kan yapıcı olarak zengin içeriğe sahip ürünleridir. Fakat çok tüketilmemelidir. Aynı sakatatlar gibi çeşitli hastalıklara sebebiyet verebilirler.
                    Süt: Büyük ve küçükbaş hayvanlardan elde edilen bir gıda olup, her yönüyle zengin hemen hemen her hastalığa şifa olabilecek özellikte bir gıdadır.
                    Peynir: Sütün kaynatılarak mayalanması sonucu elde edilen bu gıda yöresine göre yapımı 1 yıl bile sürebilen bir üründür. Oldukça da faydalıdır.

                    Yukarıda saydığımız ürünlerin yanı sıra bazı baharat karışımları, bazı bitki özleri ve tozları da kan yapıcı özelliklere sahiptirler. Günümüzde özellikle gençler arasında çok dejenere olmuş bir beslenme alışkanlığı oluşmuş olup, yukarıda saydığımız gıdaların neredeyse hiçbirisi tüketilmemektedir. Bu durum da ilerleyen yaşlarda bazı ane]]> Tokluk Kan Şekeri https://www.kangruplari.gen.tr/tokluk-kan-sekeri.html Sat, 01 Dec 2018 02:03:32 +0000 Tokluk kan şekeri, yemek yedikten sonra kandaki glükoz yani şeker miktarıdır. Glükoz karbonhidratlı gıdalardan gelir. Karbonhidrat vücudun ana enerji kaynağıdır. Kandaki glükoz miktarı ye Tokluk kan şekeri, yemek yedikten sonra kandaki glükoz yani şeker miktarıdır. Glükoz karbonhidratlı gıdalardan gelir. Karbonhidrat vücudun ana enerji kaynağıdır. 

                    Kandaki glükoz miktarı yemek yedikten sonra artışa geçer. Bu da pankreasın insülin salgılamasına yol açar, insülinle kan şekerden ayrılarak hücrelere enerji sağlamak için kullanılır. Diyabet hastası kişilerde ise pankreas yeterince insülin salgılamaz ya da hiç insülin salgılamaz, kandaki glükoz seviyesi sürekli yüksek seyreder. Tip 1 adı verilen diyabette vücutta hiç insülin salgılanmazken, tip 2 diyabette salgılanan insülin vücuda yeterli gelmemektedir. Tip 2 diyabetliler genelikle ilaçlar ve diyetle kan şekeri seviyelerini dengede tutabilirler ancak diyetine ve ilaçlarına dikkat etmeyen bir tip 2 diyabet hastası hastalığı ilerledikçe dışarıdan insülin alımına ihtiyaç duyabilir. 

                    Yüksek kan şekeri zamanla böbrekte, gözlerde, sinirlerde ve damarlarda tahribata yol açar. Bu tahribatlar gözde körlüğe, böbrekte organ nakli ihtiyacına kadar götürebilir. Dolayısıyla diyabet hastalığı hasta tarafından çok ciddiye alınmalı, bu durum başa gelmiş bir bela, kendiliğinden geçiverecek bir aksilik olarak değil de tıbbi bir hastalık olarak görülmelidir. Hasta önlemlerini almalı, bütün beslenmesi ve yaşam tarzını diyabetini kontrol altında tutabilecek şekilde düzenlemelidir. 

                    Tokluk kan şekeri testi yemek yendikten 2 saat sonraki kan şekeri düzeyini ölçer. Bu noktada sağlıklı kişilerde yemek sonrası kan şekeri miktarının normal seviyelere gelmiş olur ancak diyabet hastalığı olanlarda kan şekerinin halen yüksek olduğu görülür. Bu test kişide diyabet olup olmadığının saptanmasının yanı sıra bir diyabet hastasının kan şekeri seviyesini ne ölçüde dengede tutabildiğini görmek amacıyla da uygulanır. Dolayısıyla kan şekeri testleri diyabetin teşhisinde olduğu kadar tedavisinde de kullanılmaktadır. 

                    Tokluk Kan Şekeri
                    Bazı durumlarda, açlık kan şekeri normal seviyede çıkan kişilerin tokluk kan şekeri seviyeleri kabul edilebilir miktarların üzerinde tespit edilebilir. Bu yüzden tokluk kan şekeri testi en az açlık kan şekeri testi kadar önem teşkil etmektedir. Gizli şeker hastalığı ve insülin direncinin tespitinde de tokluk kan şekeri seviyeleri önemlidir. Diyabet riski taşıdığını düşünen bireyler açlık kan şekeri testi yanında mutlaka tokluk kan şekerlerini de test ettirmelidirler.

                    Ailesinde diyabet hastalığı olanlar, obez yani normal kilonun üzerindeki bireyler, hipertansiyonu olanlar diyabete yakalanmaya daha yatkındır. Risk altındaki  böyle kişilerin özellikle 40 yaşından sonra mutlaka sağlık kuruluşlarında kan şekeri düzeylerini düzenli olarak kontrol ettirmeleri ve doktor kontrollerini aksatmamaları gerekmektedir. 

                    Referans değerler:
                    Tokluk kan şekeri için 180 mg/dl (her desilitre kanda 180 miligram) ve altı kan şekeri miktarı, açlık kan şekeri için 130 mg/dl ve altı kan şekeri miktarı normal kabul edilmektedir. Tokluk kan şekerinde 140 - 180 mg/dl arası diyabet riski altında, 180 mg/dl üzeri diyabet hastası sayılır. Açlık kan şekerinde 100 - 130 mg/dl arası diyabet riski altında, 130 mg/dl üzeri diyabet hastası sayılır. 
                    ]]>
                    Kan Nasıl Temizlenir https://www.kangruplari.gen.tr/kan-nasil-temizlenir.html Sat, 01 Dec 2018 03:24:31 +0000 Kan nasıl temizlenir Vücudumuzdaki kan öncelikle böbreklerimiz ve karaciğerimiz tarafından temizlenir. Nefes yoluyla akciğer de kanın temizlenmesine yardımcı bir organdır. Biz de bazı yöntemlerle kanımız Kan nasıl temizlenir Vücudumuzdaki kan öncelikle böbreklerimiz ve karaciğerimiz tarafından temizlenir. Nefes yoluyla akciğer de kanın temizlenmesine yardımcı bir organdır. Biz de bazı yöntemlerle kanımızın temiz kalmasında böbreklerimize ve diğer organlarımıza yardımcı olarak sağlıklı kalabiliriz. 

                    Kan hayati bir sıvıdır. Diyaliz makinesi kullanmak zorunda olan böbrek hastalarına sorun, kanın temiz kalmasının ne kadar önemli olduğunu size anlatacaklardır. Sağlıklı olmak istiyorsak damarlarımız ve kanımızı da temiz tutmamız gerekiyor. Bunun en önemli yolu da dışarıdan aldığımız besinlere dikkat etmek. Düzgün beslenme damar sağlığı, böbrek sağlığı ve kanın temizliği için en önemli unsur.Kan Nasıl Temizlenir

                    İşte size kanınızı temiz tutmak için bazı öneriler:
                    • Hayvansal yağlardan uzak durun. Hayvansal gıdaları sağlıklı pişirme yöntemleriyle ve düşük sıklıkta tüketin. Temiz kan, sağlıklı damarlarda akar. Hayvansal yağlar damarlarınızı tıkar. 
                    • Şekerli, gazlı, alkollü içeceklerden uzak durun. Bol bol su tüketin (Günde en az 2 litre). Bu şekilde böbreklerinizi sağlıklı tutabilirsiniz ve böbrekleriniz kanınızın temizlenmesini başarıyla gerçekleştirebilir.  
                    • Bol bol taze sebze ve meyve tüketin. Özellikle kırmızı meyve ve sebzeler kanınız için iyidir.
                    • Zencefil iyi bir kan temizleyicidir. Çaylarınızda, yemeklerinizde kullanabilirsiniz.
                    • Yeşil çay tüketin.
                    • Pancar tüketin.
                    • Sigarayı bırakın. Bu kanınızdan onlarca toksini temizleyecektir.
                    • Kan dolaşımınızı düzenlemek için masaj yaptırabilirsiniz. Bu dolaşımın hızlanmasına ve kanın temizlenmesine yardımcı olur.
                    • Temiz hava ve doğru nefes alıp verme kan sağlığı için de önemlidir. Temiz havada spor ya da en azından yürüyüş yapın.
                    • Sağlıklı kan sağlıklı yağlardan gelir. Zeytin, keten tohumu, avokado, hindistan cevizi sağlıklı yağ kaynağı besinlerdir. Deniz ürünleri de iyi birer omega-3 kaynağıdır. Trans yağlardan, kızartmalardan sakının. 
                    • Doktorunuza danışarak kan için önemli olan demir, çinko, selenium gibi minerallerin takviyelerini alın.
                    • Yüksek tansiyonunuz varsa mutlaka düzenli olarak doktorunuza danışarak kan basıncınızı dengede tutun.
                    Kanınızı toksinlerden arındırmaya yardımcı olacak bir tarif:
                    Katı meyve sıkacağında sıktığınız taze elma suyunun içine (1 bardak elma suyuna 1 çay kaşığı zencefil) toz zencefil karıştırarak sık sık tüketebilirsiniz.
                    ]]>
                    Kan Hastalıkları https://www.kangruplari.gen.tr/kan-hastaliklari.html Sun, 02 Dec 2018 00:19:24 +0000 Kan hastalıkları, hayati sıvı olarak adlandırdığımız kan ile ilgili farklı sorunlar nedeniyle ortaya çıkabilen sorunlara verilen genel isimdir. Kanın vücutta gerçekleştirmesi gereken işlevleri tam veya doğru olarak yerine get Kan hastalıkları, hayati sıvı olarak adlandırdığımız kan ile ilgili farklı sorunlar nedeniyle ortaya çıkabilen sorunlara verilen genel isimdir. Kanın vücutta gerçekleştirmesi gereken işlevleri tam veya doğru olarak yerine getirememesi nedeniyle hastalıkların oluşması söz konusudur. Organların beslenmek ve yenilenmek için ihtiyaç duydukları maddeleri taşıma görevini üstlenen bu hayati sıvının işlevlerini yerine getirememesi doğal olarak pek çok organda rahatsızlıklar yaşamasına neden olacaktır. 

                    Kan hastalıklarının sınıflandırılması:

                    Anemiler

                    Hemoglobin azlığı kan hastalıkları içinde en çok karşılaşılan hastalık türlerinden biri olan Anemi türlerinin genel nedeni olarak karşımıza çıkmaktadır. Elbette Aneminin de pek çok farklı türü bulunmaktadır. 
                    Anemilerin başlangıç safhasında belirtileri oldukça hafiftir. Hatta çoğu zaman fark edilmesi söz konusu olmayabilmektedir. Hastalık ilerledikçe semptomları da artacağından dolayı fark edilmesi daha kolay hale gelmektedir. Genellikle sürekli uykulu hale sahip olma ve çabuk yorulma gibi 
                    daha solgun bir yüze sahip olunması da söz konusudur. 
                    Anemi çeşitlerini de maddeler halinde değerlendirebilmek mümkündür:

                    Kan Hastalıkları
                    Demir Eksikliği Anemisi: Vücutta bulunan demir miktarının ihtiyaç duyulan hemoglobin yapımı için yeterli gelmemesi durumunda karşımıza çıkmaktadır. Yorgunluk hissi en belirgin özelliğidir. Ayrıca cildinizde, diş etlerinizde, tırnak yataklarınızda ve göz kapağı civarlarında solgunlaşma bulunmaktadır. Bu kişilerde yiyecek olmayan toprak ve kil gibi şeylere karşı daha fazla bir iştah duyulması söz konusu olabilmektedir. Yapılan kan tahlilleri ile bu durum anlaşılabilmektedir. 

                    Pernisiyöz Anemi: Vücutta kırmızı kan hücrelerinin normal olarak yapılması için ihtiyaç duyulan B12 vitamini eksikliğinden kaynaklanmaktadır. Çoğunlukla kalıtsal olduğu görülmektedir. Bu rahatsızlığa sahip kişilerde çalışmaya karşı dayanıklılığın azalması ve fark edilebilir ölçüde kalp atışlarının hızlanması söz konusudur. Ayrıca iştahta azalma, hafıza kaybı, depresyon ve elde-ayaklarda duyu azalması gibi sorunlar da görülebilmektedir.

                    Folik Asit Anemisi: B vitamini eksikliğinde görülen bir anemi türüdür. Başlangıç safhasında anlaşılması güçtür. Kilo kaybı ve diyare yani ishal en belirgin belirtileridir. Yine bu tür anemilerde de çalışmaya karşı dayanıksız olma, hemen yorulma ve kalp atışlarının artması söz konusudur.

                    Orak Hücre Hastalığı: Kırmızı kan hücrelerinin esnek ve yuvarlak olmak yerine sertleşmesi ve yarım ya da orak şekline girmesi sonucu oluşmaktadır. Bu durum vücutta ağrıların oluşmasına neden olmaktadır. Özellikle yorgunluk, nefessiz kalma, kalp atışlarının hızlanması, büyüme ve gelişmenin azalması, bacakların alt kısımlarında meydana gelen cilt ülseri ve hatta retinanın etkilenmesi sonucunda görme problemleri meydana gelebilmektedir. Bu kan hastalığının kalıtsal olduğu görülmektedir.

                    Lösemiler

                    Vücutta bulunan kemik iliği ve lenf sistemi de dâhil kan yapan dokularda meydana gelen kanser türüne lösemi denmektedir. Bu durumda kişide anormal büyük miktarlarda akyuvarların meydana gelmesi söz konusudur. Bunların kemik iliğinde, lenf sisteminde ve kanda yüksek konsantrasyona ulaşması ve birikmesi sonucu hayati önem taşıyan organların fonksiyonları bozulabilmektedir. Bunlar sağlıklı kan hücrelerinin oluşumuna da engel olmaktadır ve bu sebeple de kişinin ölümüne de neden olabilmektedir.
                    Lösemi hem kadın hem de erkek için akut ve kronik özellikler taşıyabilmektedir. Hastalığın seyri ve ilerleyişine göre farklı tiplerde olabilmektedir. Lösemilerin de kendi içinde üç sınıfa ayrıldıklarını görebilmemiz mümkündür. Bunlar; lenfositik, miyelojen ve monositik olarak üçe ayrılmaktadır.

                    ]]> Dışkıda Kan https://www.kangruplari.gen.tr/diskida-kan.html Sun, 02 Dec 2018 23:24:37 +0000 Dışkıda kan, farklı hastalıklardan veya makattan kaynaklanan bir sorunun belirtisi olabileceği gibi ihmal edilmemesi gereken önemli sağlık sorunları arasında yer alır. Dışkıda meydana gelen ve gözle görülecek Dışkıda kan, farklı hastalıklardan veya makattan kaynaklanan bir sorunun belirtisi olabileceği gibi ihmal edilmemesi gereken önemli sağlık sorunları arasında yer alır. Dışkıda meydana gelen ve gözle görülecek kadar belirgin olan kan, diğer adıyla ''hemotoşezi'' genelde kabızlık sorunu yaşayan kişilerde daha çok görülmektedir. Bazı durumlarda dışkıda kan gizli olarak da meydana gelebilir ki bu durumda laboratuar tetkiklerine gerek duyulur. Gizli ve gözle görülmeyecek şekilde olan dışkıda kanın anlaşılabilmesi için kişinin özel tetkikler yaptırması gerekebilir.

                    Dışkıda Kana Neden olabilecek Hastalıklar

                    • Hemoroid (basur)
                    • Makat yırtığı (makat çatlağı, anal fissür)
                    • Makat kanseri
                    • yemek borusu varisleri
                    • İskemik bağırsak sorunları
                    • Çölyak hastalığı
                    • Rektum kanseri
                    • İnce bağırsak tümörü
                    • Bağırsakta damar çatlaması ( anjiodsplazi)
                    • Mide kanseri
                    • İltihabi bağırsak hastalıkları
                    • Bağırsak divertikülü
                    • Bağırsak polipleri

                    Dışkıda KanDışkıda kan görülmesi çoğunlukla basurdan kaynaklanan bir durum olarak görülmektedir. Ancak mide kanseri gibi ciddi hastalıklarında habercisi olabilir. Dışkıda kan gelmesi ile birlikte makat bölgesinde görülen şişlikler ve acı hissi hemoroit hastalığının da habercisi olabilir. Aynı zamanda sadece dışkıda kan görülmesi ve makat bölgesinde her hangi bir sorunun görülmemesi iç hastalıklardan kaynaklandığının belirtisi olarak görülebilir. Her hâlükârda dışkıda görülen kan için kişinin test yaptırması gerekir. Şayet uygulanılan tek test sonucunda hastalığın bulgularına rastlanılmamış ise aynı test ikinci defa yaptırılabilir veya farklı bir test yaptırılmalıdır.

                    Dışkıda kanın Varlığı İçin Uygulanılan Tetkikler

                    • Kan sayımı
                    • Sintigrafi
                    • Kolonoskopi
                    • Anozkopi
                    • Sigmoidoskopi
                    • Rektoskopi
                    • Kalın bağırsak röntgeni
                    • Sanal kolonoskopi
                    • Kapsül kolonoskopi
                    • Dışkıda gizli kan testi
                    ]]>
                    Kan Grubuna Göre Beslenme https://www.kangruplari.gen.tr/kan-grubuna-gore-beslenme.html Mon, 03 Dec 2018 08:22:30 +0000 Kan grubuna göre beslenme, kan grubu ve beslenme arasında ilginç bir bağ bulunmaktadır. İnsanların yedikleriyle, vücutlarında bulunan hücrelerin beslenmesi vücuttaki kan dolaşımı yoluyla sağlanmaktadır. Bu nedenle Kan grubuna göre beslenme, kan grubu ve beslenme arasında ilginç bir bağ bulunmaktadır. İnsanların yedikleriyle, vücutlarında bulunan hücrelerin beslenmesi vücuttaki kan dolaşımı yoluyla sağlanmaktadır. Bu nedenle kan grubuna uygun beslenme şekli oluşturmamız gerekir. İnsanlar A, B, AB ve 0 kan gruplarından birine sahiptir. Bu kan grupları insan olarak değerlendirildiğinde, hepsinin farklı isteklerinin bulunduğu görülür. Bunlardan A grubuna sahip insanlara yemek beğendirmek zordur. Çünkü oldukça narin bir sindirim sistemine sahiplerdir. 0 grubuna sahip olan insanlar ise tam bir etobur sayılırlar. Bunlar ekmeğe hiç bakmadan, her yemekte et isterler. B grubuna sahip insanlar ise oldukça iştahlı ve canının her istediğini yerler. Bunların sindirim sistemi güçlü enzimler ürettiğinden, sindirim sorunlarının üstesinden gelmektedir. AB kan grubuna sahip olanlar ise sevdikleri yemekleri iştahla yerken, sevmediklerine burun kıvıran bir yapıya sahiptir. İnsanlar kanlarıyla bir kimlik kazanırlar. Kale gibi vücudun içinde istenmeyen şeylere karşı savunmaya geçerler. Bu nedenle uygun olmayan bir beslenme şekli kanın mutasyona uğramasına sebep olmaktadır. Vücutta bulunan kan grubu besin maddelerinin ilaç gibi olanları faydalı gıdalar, direkt etki göstermeyenleri nötr gıdalar, zehir etkisinde olanları ise zararlı gıdalar diye ayırır. Burada önemli olan kişilerin zararlı olan besinleri beslenme listelerinden çıkarmalarıdır. Faydalı ve nötr gıdaların yenmesine ağırlık verilmelidir. Vücudun bu değişime ayak uydurması için kendisine en az 4 hafta süre verilmelidir. Uygun bir beslenme programı uygulandığında, vücutta kas ve su kaybı değil, esas istenen yağ kaybı gerçekleşecektir. Bölgesel incelme sağlanacaktır.  

                    Kan gruplarına göre beslenme nasıl olmalıdır

                    0 kan grubu beslenmesi: Bu grup vahşi hayvanları avlayarak beslenen ilk insanların kanıdır. Bu sebeple asla vazgeçemedikleri besin kırmızı ettir. Bu kan grubunda olan insanlar kilo vermek istediklerinde tahıllardan ve taneli sebzelerde uzak durmalıdır. Bu insanlar güçlü, dayanıklı, cesaretli ve lider bir yapıya sahiptir. Vücutları hayvansal proteinlerle güçlendiğinden, bağışıklık ve sindirim sistemleri güçlüdür. Enfeksiyonlara karşı vücutları kendini doğal olarak korur. Bu kan grupları hayvansal proteinlerde kimyasal içermeyen yağsız et, balık ve tavuk gruplarından almalıdır. Bu kişiler şizofreni, kalp hastalıkları, depresyon, bağırsak iltihapları, ülser gibi rahatsızlıklardan daha fazla etkilenirler. İlk insanları simgeleyen bu kan grubundaki insanlar, et yemeyi sever ve sindirim sistemleri kuvvetlidir. Yemesi gereken besinler arasında karaciğer, kırmızı ve beyaz et, balık ve deniz ürünleri, ıspanak, brokoli ve iyotlu tuz gelmektedir. Yememesi gereken besinler arasında ise ekmek, taneli sebzeler, tahıl ürünleri, yumurta, süt ürünleri ve sıvı yağ gelmektedir.

                    Kan Grubuna Göre Beslenme

                    B kan grubu beslenmesi: Bu grup göçebe olarak tabir edilir. Dengeli olarak et ve ot tüketmelidirler. Bu kan grubu ilk olarak Hindistan ve Pakistan'da doğmuştur. Dünyada batıya doğru bu kan grubu insanları daha az görülür. Bu kişiler dengeli, yaratıcı ve uyumludur. Diğer kan gruplarına göre daha ılımlı yapıları vardır. Bulunan seçenekler içinde iyi olan tüm özelliklere sahiplerdir. 0 grubu gibi keskin fiziksel özellikler, A grupları gibi duygusal ve zihinsel dengeleri vardır. Empati yetenekleri gelişmiştir. Bu gruptaki kişiler en iyi etleri ve sebzeleri tüketebilirler. Bu kişiler mısır, domates, susam, tavuk, buğday, kabuklu deniz ürünleri, tuzlu fıstık, susam gibi besinlerden uzak durmalıdır. B kan grubu süt ürünlerini sindirebilen tek kan grubudur. Yiyebilecekleri besinler arasında patates, hindi, süt ürünleri, ananas, yeşillik, balık bulunmaktadır.

                    AB kan grubu beslenmesi: Bu kan grubu ender olarak görülmektedir. Toplumların karışımından oluşmuşlardır. Gizemli ve karizmatik]]> Kan Tükürmek https://www.kangruplari.gen.tr/kan-tukurmek.html Tue, 04 Dec 2018 03:20:48 +0000 Kan tükürmek, tıp dilinde hemoptizi olarak tanımlanmaktadır. Solunum yolu ile alakalı ve öksürürken yaşanan bir sorundur. Kan tükürmek tek başına bir hastalık değildir. Birçok hastalığın belirtisi olarak yaşan Kan tükürmek, tıp dilinde hemoptizi olarak tanımlanmaktadır. Solunum yolu ile alakalı ve öksürürken yaşanan bir sorundur. Kan tükürmek tek başına bir hastalık değildir. Birçok hastalığın belirtisi olarak yaşanabilir. Öksürük ile beraber oluşan kan bazı durumlarda diş ve diş eti hastalıklarından kaynaklanabileceği gibi, bazen akciğer kanseri, zatürree gibi çok ciddi hastalıkların belirtisi olabilir. Tükürülen kanın miktarına göre sorunun önemi daha da artmaktadır. Kan tükürme sorunu yaşayan kişi tükürülen kanın miktarı ne olursa olsun mutlaka vakit kaybetmeden doktora başvurmalıdır.

                    Özellikle öksürük nöbeti ve nefes darlığı nöbeti sonrasında oluşan ve avuç dolusu kadar çok gelen kanlarda hiç vakit kaybedilmeden gerekli araştırmaların yapılması hasta açısından önemlidir. Kan tükürmek farklı hastalıkların belirtisi olarak ortaya çıkabileceğinden dolayı bu olaya neden olan hastalığın tespit edilmesi ve hastalığa yönelik tedavi başlatılması gerekir.

                    Kan tükürmek özellikle akciğer ile alakalı farklı hastalıklardan dolayı oluşabilmekte ve farklı şekillerde görülebilmektedir. Kan bazen canlı kırmızı, bazen pembe ve bazı vakalarda köpüklü ya da balgam ile karışık olarak görülebilir.

                    Kan tükürmek, hangi sebebe bağlı olarak gelişirse gelişsin, boyutu hafif ya da şiddetli olsun hayati tehlike oluşturan hastalıkların belirtisi olabileceğinden erken tanı ve tedavi çok önemlidir. İhmal edilen vakalarda zaman geçtikçe daha ciddi problemler yaşanabilir.

                    Kan Tükürmek

                    Kan Tükürmenin Nedenleri

                    • Tüberküloz
                    • Zatürree
                    • Kronik bronşit
                    • Parazit enfeksiyonları
                    • Akciğer kanseri
                    • Akciğer absesi
                    • Yabancı nesneler
                    • Amfizem
                    • Kistik fibroz
                    • Mitral darlık
                    • Uyuşturucu madde kullanımı
                    • Göğüs Travması

                    Kan Tükürme Tedavisi

                    Kan tükürme tek başına bir hastalık olmadığı için ve başka bir hastalığın belirtisi olabileceğinden dolayı kan tükürmeye neden olan faktörler tespit edilerek tedavi yöntemi uygulandığında tedaviden başarılı sonuçlar alınabilir.

                    Kan Tükürmek Bitkisel Tedavi

                    1 tatlı kaşığı nane 1 su bardağı kaynar suyun içine eklenerek 10 dakika demlenir. Daha sonra süzülür ve 1 tatlı kaşığı sirke eklenerek içilir. Kan tükürme için etkili bir bitkisel karışımdır.

                    ]]>
                    Kan Yoluyla Bulaşan Hastalıklar https://www.kangruplari.gen.tr/kan-yoluyla-bulasan-hastaliklar.html Wed, 05 Dec 2018 00:02:58 +0000 Kan Yoluyla Bulaşan Hastalıklar,Hepatit B ve CHepatit halk içinde sarılık diye bilinen bir karaciğer hastalığı olarak karaciğer hücrelerinin iltihaplanmasından neden olmaktadır. Hepatite Kan Yoluyla Bulaşan Hastalıklar,

                    Hepatit B ve C

                    Hepatit halk içinde sarılık diye bilinen bir karaciğer hastalığı olarak karaciğer hücrelerinin iltihaplanmasından neden olmaktadır. Hepatite neden olan bir çok sebepler vardır. Bunlardan; virüsler, alkol, ilaçlar, otoimmünsebepler, toksidan maddeler, plastik sanayi üretiminde olan maddeler.

                    Kan Yolu ile Bulaşma Yolları, Oral ile fekal nedeniyle bulaşma sağlamaz. Virüslerde bulaşıcı özelliği bozularak deri ile tamamlama sağlamaktadır.

                    Kan ve kan ürünlerde tranfüze olması,

                    • Hemodiyaliz
                    • Akupunktur
                    • Dövme
                    • Aynı enjektörün farklı kişilere kullanılması
                    • Endoskopi
                    • Kişisel bakım eşyalarının ortak kullanılması (jilet, tıraş makinesi, diş fırçası vs..)
                    • Anneden bebeğe plasenta yoluyla
                    • Uygun sterilize edilmemiş aletlerle cerrahi müdahalede bulunma
                    • Korunmasız cinsel birliktelik ile

                    Hepatit B, Bu virüs vücuttan alındıktan sonra 6-7 ay sonra %85-90 değerlerinde kandan dışarı atılma sağlar. Bu kimselere artık bu virüs ile görülürse hepatit b olunmaz, bağışıklık kazanarak %10 gibi bu virüs kanda olması mümkündür. Bu hastalarda bir bölümü güçlü taşıyıcı olmuş gibi yaşamlarını devam ettirmektedir. Şayet bir bölümü de kronik hepatit tehdidinle karşı karşıya kalabilmektedir. Tedavi sürecinde rutin kontroller sağlayarak önem taşımaktadır. Tedavinin yüksekliği büyük ölçüde %90'a kadar ulaşmaktadır.

                    Kan Yoluyla Bulaşan Hastalıklar

                    Hepatit B Korunma Yöntemleri

                    Doğumdan sonraki süreçte 1-2 gün olmak kaydıyla ilk aşısı yapılmalıdır. Daha sonra ki aşamalarda birinci ve ikinci aylarda rapel (pekiştirme) dozajen ile tamamlanmaktadır. Hepatit b'li bir anneden yeni doğan bir bebeğin ilk hamlede aşısı ve hipergummun globülin yaptırılması şarttır. Hepatit b aşısı yaptırmayan tüm kişilerin yaşı ne olursa olsun aşılatmasıdır. Evlenmeden önceki dönemde kişiler şayet aşı yaptırmadılarsa aşılarını yaptırması ve kişinin kendine ait eşyalarını da kullanılmaması önerilmektedir. Korunma yöntemi olmadan cinsel birleşimden olmamak.

                    Hepatit C, Hepatit c hcv virüsünden kaynaklanan hepatit c karaciğerden kaynaklanan iltihaba sebebiyet vermektedir. Hcv ile olmuş kişilerde %85'inin kronik enfeksiyon bulguları gelişerek enfeksiyon gibi rahatsızlıklar bazı kişilerde belirti olmayabilir. Bu kişilerde enfeksiyon bulgusu siroz (karaciğer hücrelerinin hasarı) ile oluşabilmektedir. Dünyada görülen 160 milyon kişi üzerinde bu virüs bulgusuna rastlanmıştır. 25 yıl süresince belirti vermeksizin bu nedenle gecikme olabilir.

                    Hepatit C Korunma Yöntemleri

                    Hepatit c 'ye karşı korunma aşısı bulunamamaktadır. Daha araştırmalar üzerindedir. Genelde yanaktan yanağa gelmeler, öpülme, hapşırık, öksürmeyle el sıkışma gibi nedenlerle tüm kullanımlarda mutfak eşyalarına kadar yemek yenilen tabaklarda su içilen bardaklardan dolayı bulaşmaya sahip değildir. Ancak kan yolu ile cinsel temas ve anneden geçen plasenta bulaşma riskini vermektedir.

                    Hepatit C Tedavisi

                    İleri durum hastalarda karaciğer bulunursa şayet karaciğer nakliyle tedavinin yanıt bulması yönünde başarı sağlamaktadır. Bu sayede hastalar sağlığına kavuşmuş olanlarıdır.

                    Sifiliz ve Frengi Hastalığı

                    Treponemapolidum isimli bakteri ile sebep olduğu kan ve cinsel temas nedeniyle bulaşan bir hastalık türüdür. Tedavinin süreci geç kalınırsa bütün vücuda salgılama yaparak organların çalışmasının durmasına sebebiyet vermektedir.

                    Bu tür hastalıklarda penis, vajina, anüs veya ağızdan kan yolu ile bulaşma sağlar. Normal bir insana bile bulaşmasından 15-95 gün içinde belirtisi görülmeye başlar. Birden fazla olursa şankır ismi verilen üstü açık sert ağrımayan yaralar çıkmaktadır. Bu mikrobikler sonra kan yolu ile tüm vücudu etkisi alt]]> Kan Grubuna Göre Diyet https://www.kangruplari.gen.tr/kan-grubuna-gore-diyet.html Wed, 05 Dec 2018 09:59:10 +0000 Kan grubuna göre diyet, insanların kan grupları sağlık ve hastalıklar üzerinde etkili olduğu uzun yıllar boyunca yapılan araştırmalar ile kanıtlanmıştır. İnsanların kan grupları, kilo almada, kilo vermede etkili Kan grubuna göre diyet, insanların kan grupları sağlık ve hastalıklar üzerinde etkili olduğu uzun yıllar boyunca yapılan araştırmalar ile kanıtlanmıştır. İnsanların kan grupları, kilo almada, kilo vermede etkili bir faktördür. Dolayısı ile beslenerek de kilo vermek mümkün olmakta, bunu başarabilmek için kan grubuna göre diyet yapılmalıdır.

                    0 Grubu Diyeti

                    0 grubuna dahil olan kişilerin diyet sonucu başarılı olabilmesi için yağ oranı düşük, kimyasal içermeyen beyaz et, balık ve kırmızı et tüketmelidir. Bu kan grubuna sahip kişiler süt ve süt ürünlerine karşı hassastır.

                    Ekmek, tahıl ve taneli sebze çeşitleri az tüketildiği takdirde kilo vermeleri daha kolay olur. Buğdayın içinde yer alan glüten adlı madde 0 grubu kişiler için kilo vermeyi güçleştirir. Dolayısı ile buğday ve unu ile hazırlanmış ürünlerden kaçınmak gerekir. 0 kan grubundaki kişilerin çoğunluğunda metabolizma hızı yavaş olur. Bu gruba dahil olan kişilerin diyet listesinde bol deniz ürünleri, karaciğer, ıspanak, kırmızı et ve brokoli gibi besinlerin yer alması gerekir.

                    A Grubu Diyeti

                    Çağımızda hızlı bir şekilde alışkanlık haline gelen ayaküstü beslenme şekli A grubu da dahil olmak üzere diğer kişiler için de yanlış bir beslenme şeklidir. Ayaküstü atıştırma gibi bir beslenme şekli herkes için sakıncalı olsa da, A grubuna dahil olanlar için daha da sakıncalı. A grubu kişilerinin bu tür beslenme şeklinden kaçınarak protein, tahıl ve sebze ağırlıklı beslenmeleri gerekir. Kan grubu A olan kişilerin mümkün olduğunca doğal beslenmeleri gerekir.

                    Kan Grubuna Göre Diyet

                    A grubu kişileri hazırlanan diyeti uyguladığı takdirde kilo vermeyi başarır. A grubunun metabolizması 0 grubunun tam tersi çok hızlı çalışmaktadır. Bu nedenle A grubu kişiler kırmızı et tükettiklerinde rahatsız olarak, enerji kaybı yaşayabilir. Ancak protein içerikli gıdalar ve sebze türleri A grubu için enerji verici besinlerdir. 0 kan grubu için et tam bir enerji kaynağı olmasına rağmen, A grubundakiler için yağ depolayıcıdır. Yine bu grup süt ve süt ürünlerini de sindirmekte güçlük çeker. Süt ve süt ürünlerinde doymuş yağ oranı yüksek olduğundan kilo almaya ve şeker hastalığına yol açabilir. A kan grubundakiler diyet listelerinde süt ürünlerine yer vermemelidir. Bu grup balık yerine tavuk eti, kırmızı eti ise ızgara ya da haşlama olarak tüketmelidir.

                    B grubu Diyeti

                    B kan grubuna dahil olan kişiler kendilerine uygun görülen diyeti tam anlamı ile uygularsa oldukça sağlıklı bir yaşam sürdürebilir. Bu grupta birçok besine yer verilir. Et ve sebze arasında tam bir denge kurulduğu takdirde her ikisinin de hiçbir sakıncası olmaz. B kan grubundakiler, mercimek, buğday, susam ve fındık gibi gıdalardan kaçınmalıdır. Bu tür gıdalar çok çabuk kilo almaya yol açabilir.

                    B kan gurubundakilerin kilo vermeleri oldukça kolaydır. Bu grup süt ve süt ürünlerini aşıra kaçmamak kaydı ile tüketebilir. Fazlaya kaçılmadığı takdirde süt ve süt ürünleri B grubu için oldukça yararlıdır. Yeşil yapraklı sebzeler, lahana, patates, mantar bu grup için ideal sebzeler arasındadır.

                    AB Grubu Diyeti

                    Bu grup beslenme alışkanlıklarında oldukça seçici ve dikkatli olmalıdır. A ve B grubunda sakıncalı olan yiyecekler bu grup için de uygun değildir. AB kan grubu et tüketirken mutlaka ete eşlik eden bir sebze tüketmelidir. Ayrıca sebzeye oranla et miktarı daha az olmalıdır. Balık, süt ve süt ürünleri ve taze sebzeler çabuk kilo vermeyi sağlayabilir. Bu grup tavuk etinden çok hindi eti tüketmelidir.

                    Hayvansal besinlerden dolayı vücuda alınan protein sindirim sisteminde sorunlara yol açabilir. Dana ve sığır etinden kaçınarak kuzu, koyun gibi et türleri ile beslenmek daha yararlı olacaktır.

                    ]]>
                    Açlık Kan Şekeri https://www.kangruplari.gen.tr/aclik-kan-sekeri.html Wed, 05 Dec 2018 11:04:29 +0000 Açlık kan şekeri, en az 8 saat aç kalındıktan sonra kandaki şeker değeridir, bu değer diabet teşhisi için yapılan testlerde kullanılır. Gün içinde, kan şekeri değeri yemeklerden önce en düşük seviyededir. Diabet ha Açlık kan şekeri, en az 8 saat aç kalındıktan sonra kandaki şeker değeridir, bu değer diabet teşhisi için yapılan testlerde kullanılır. Gün içinde, kan şekeri değeri yemeklerden önce en düşük seviyededir. Diabet hastalığı olmayan kişilerde yemeklerden önce açlık kan şekeri değeri genellikle 70 - 80 mg/dl arasındadır. Bazı kişilerde 60 mg/dl ya da 90 mg/dl açlık kan şekeri de normal kabul edilebilir, diabet ya da diabet riski teşhisi koymak için kişinin açlık kan şekeri 100 mg/dl değerinin üzerinde olmalıdır. 60 mg/dl değerinin altındaki kan şekeri ise hipoglisemi yani düşük kan şekeri olarak değerlendirilir. Bir hastalık olmadığı sürece, çok uzun zaman aç kalan bir kişide dahi kan şekeri 60 mg/dl altına düşmez, aç kaldığınız ya da oruç tuttuğunuzda karaciğeriniz, yağ ya da kas yakarak şeker değerlerini dengede tutmaya çalışır.

                    Açlık kan şekeri testi: 
                    Açlık kan şekeri testi, 8 - 12 saat arası herhangi bir şey yememiş hastanın kandaki şeker oranını ölçmek için yapılan bir testtir. Bu test güvenilirdir ve sonuçlar yaşınıza ya da fiziksel aktivite miktarınıza göre değişmez. Pek çok doktor açlık kan şekeri testini kolay, hızlı ve ucuz olduğu için tercih eder.
                    Karbonhidrat içeren gıdaları tüketmek insan vücudunda glükoz (kan şekeri) meydana getirir, glükoz enerji sağlamak için vücudunuza gerekli bir maddedir. İnsülin ise bu glükozun hücrelere taşınmasını ve hücrelerce kullanılmasını sağlayan bir hormondur. İnsülin yokuluğunda ya da yetersizliğinde kandaki glükoz oranı yükselir. Diabet, pankreas yeterince ya da hiç insülin üretmediğinde görülen bir hastalıktır. Açlık kan şekeri bu rahatsızlığın teşhisinde çok önem taşıyan bir kan değeridir. Açlık Kan Şekeri

                    Test prosedürü:
                    Hazırlanmak için, testten önce en az 8 saat hiçbir şey yememelisiniz, tavsiye edilen süre ise 12 saattir. Ertesi sabah, bir tıbbi görevli sizden kan örneği alarak analiz edilmesi için laboratuara gönderir. Açlık kan şekeri ölçümleri öğleden sonra saatlerindense çoğunlukla sabah yapılır, bu diabet teşhisi için daha uygundur. Test saatini sabah ilk işiniz bu olacak şekilde ayarlamanız kolaylık sağlayacaktır.

                    Sonuçlar:
                    Doktorunuz sonuçları normal açlık kan şekeri değerlerine göre karşılaştıracaktır. Normal kan şekeri değerleri 100 mg/dL altındaki değerlerdir (bunu her bir desilitre kan için 100 mg. glükoz olarak okumalısınız. 1 desilitre, litrenin 10'da 1'idir) 

                    Eğer açlık kan şekeriniz 126 mg/dl ve üzerindeyse, doktorunuz ikinci bir test talep edecektir. Eğer farklı bir günde yapılan diğer bir test te 126 mg/dl veya üzerinde çıkarsa diabet teşhisi konulur ve teşhis için başka teste gerek duyulmaz.

                    Eğer açlık kan şekeriniz 100 mg/dl ile 125 mg/dl aralığında tespit edilirse doktorunuz yine ikinci testi önerebilir. Bu değerlerde kan şekeriniz normalin biraz üzerinde ancak diabet teşhisi konulacak kadar yüksek değildir. Doktorunuz diabet teşhisi koymadan önce tüm yüksek değerli testlerinizi ikinci bir testle karşılaştıracaktır.

                    Oral glukoz tolerans testi:
                    Diabet teşhisinde kullanılan bir diğer ölçüm yöntemi de oral glukoz tolerans testidir. Bu testte de yine açlık kan şekeri testinde olduğu gibi hasta testten önce en az 8 saat kalır. Test için hastaya özel bir şekerli içecek içirilir. İçeceğin içilmesinden 2 saat sonra yapılan ölçümde hastanın kan şekeri 200 mg/dl üzerinde çıkarsa diabet teşhisi konulur.

                    Hemoglobin A1C (HbA1C)
                    Hemoglobin A1C kanda oksijen taşıyan bir proteindir ve ölçümü 90 günlük bir periyoddaki ortalama kan şekeri değerlerini yansıtır. Bu değerler analiz edilerek prediabet (hastalığın oluşum evresi) ya da diabet teşhisi ile ilişkilendirilir, Hemoglobin A1C değerleri yüksek çıkanlar mutlaka açl]]> Kan Grubuna Göre Kişilik https://www.kangruplari.gen.tr/kan-grubuna-gore-kisilik.html Thu, 06 Dec 2018 04:05:30 +0000 Kan grubuna göre kişilik, arasında oldukça yakın bir ilişki olduğu yapılan araştırmalarla belirlenmiştir. İnsan vücudunda bulunan en önemli maddelerden biri kandır. Vücudun % 7-8 oranı kandan meydan Kan grubuna göre kişilik, arasında oldukça yakın bir ilişki olduğu yapılan araştırmalarla belirlenmiştir. İnsan vücudunda bulunan en önemli maddelerden biri kandır.

                    Vücudun % 7-8 oranı kandan meydana gelir. Kan miktarında olabilecek küçük bir azalma bile hayatı riske atabilir. Kanın vücuttaki en önemli görevi, hücrelere gereken oksijeni taşımaktır. Bunun yanında vücuda gerekli olan maddeleri taşımak ve zararlı maddeleri vücut dışına atma görevini yerine getirir.

                    Kan Grubuna Göre Kişilik

                    Kan gruplarına göre karakter özellikleri nelerdir

                    • 0 grubu kan grubuna sahip olan kişiler: Bu kan grubunda olan kişiler özgüveni yüksek, dayanıklı, güçlü, iyimser ve cesaretli kişilerdir. Girdikleri ortama bukalemun gibi uyum sağlayabilirler. Yaşamdan zevk alır, dünya nimetlerinden yararlanmayı iyi bilirler. Yaşamı ciddiye almaz, kendi istedikleri gibi yaşam sürerler. Zamana, modaya, bulunulan ortama kolayca adapte olurlar. İnsanlarla olumlu ilişkiler kurmakta oldukça ustadırlar. İletişim kurmayı iyi becerirler. Ellerindeki olanakları en iyi şekilde değerlendirirler. Amaçlarına ulaşmak için, fazla çaba harcamazlar. Uçlarda yaşamaz, mantıklı olmayı becerirler. Bünyeleri sağlık açısından oldukça iyidir. Liderlik karakterine sahiptirler. Başarı elde etmek için, iç güdüleri oldukça iyi çalışır.
                    • A grubu kan grubuna sahip olan kişiler: Bu kan grubunda olan kişiler kalabalık gruplarla rahatlıkla baş edebilirler. Uyumlu karakterleri ile kalabalık çevrelerde kendilerine yer bulabilirler. Hisleri kuvvetli, araştırma yapmayı seven kişiler bu kan grubuna sahiptir. Dış dünyada olan tüm değişiklilere karşı duyarlıdırlar. Çevreleriyle çatışma yerine içlerine kapanırlar. Etrafında olan olaylara karşı dayanıksız bir yapıları vardır. Uyum sağlayamadıklarında, toplum içerisinde zavallı ve acınacak insan tipleri arasında yer alırlar. En belirgin özellikleri oldukça paylaşımcı yapıya sahip olmalarıdır. Kendilerine ait olan her şeyi sevdiği kişilerle isteyerek paylaşırlar. Sıkıntıları olduğunda bunu başkalarıyla paylaşmayarak, kendi içlerinde yaşarlar. Bu gruptaki insanlar diğer kan gruplarında olan kişilere göre daha az grip olurlar.
                    • B grubu kan grubuna sahip olan kişiler: Bu kan grubundaki kişiler konforlarına düşkün değildirler. Aynı zamanda düzenleri bulunmamaktadır. 0 grubuna sahip kişilere göre kararlı yapıları yoktur. Uyumluluk özellikleri daha fazladır. Davranışlarını sistemli ve akıllı yaşamayı severler. İnsanları yönetmeyi, her zaman topluma egemen olmayı tercih ederler. Oldukça sert mizaçları vardır. İnatçı ve otorite sahibidirler. Bu sebeple yöneticilik, danışmanlık, askerlik gibi işler bu kişilere uygundur. Empati yetenekleri oldukça gelişmiştir. 
                    • AB grubu kan grubuna sahip olan kişiler: Bu kan grubundaki kişiler dengeli B grubu ve  hassa A grubu özelliklerinin birleşiminden oluşmuştur. Bu yüzden bu grupların karma özelliklerini taşırlar. Diğer grupların özelliklerinin hepsini karışık olarak kendilerinde toplarlar. Kararsız, tutarsız bir kişiliğe sahipken, karşılarında güçlü bir disiplinle karşılaşırlarsa, dengeyi bulabilirler. Mantıklı düşünebildiklerinden, çevrelerine gereken önemi verdiklerinden başarıya kolayca ulaşırlar. Detaylara önem vermeyen kişilikleri vardır. Bu kişiler en çekici özelliğe sahip olan gruplardır. Bu kan grubuna sahip olna kişilerin sayısı, diğerlerine göre oldukça azdır.
                    ]]>
                    Burundan Kan Gelmesi https://www.kangruplari.gen.tr/burundan-kan-gelmesi.html Thu, 06 Dec 2018 23:38:22 +0000 Burundan kan gelmesi, insanların tümünde yaş ve cinsiyet ayırmadan görülebilir. Genellikle tehlikeli olarak görülseler de, nadiren hayati tehlike içerirler. Burundan kan gelmesi burunda meydana gelen değişiklikler sonu Burundan kan gelmesi, insanların tümünde yaş ve cinsiyet ayırmadan görülebilir. Genellikle tehlikeli olarak görülseler de, nadiren hayati tehlike içerirler. Burundan kan gelmesi burunda meydana gelen değişiklikler sonucunda ya da vücutta olan başka hastalıklardan dolayı meydana gelebilir. Soğuk algınlığı, burun karıştırma, buruna yapılan operasyonlar, ağır egzersizler, tümörler, buruna kaçan objeler kanamalara neden olabilir. Kanamalar burnun ön tarafında ya da arka tarafında oluşabilir. Burnun arka tarafında olan kanamalar daha çok yaşlı kişilerde, ön tarafında olanlar ise, çocuklar ve genç erişkinlerde görülür. Arka tarafta olan kanamalar genize doğru ve şiddetli bir şekilde gerçekleşir. Bu yüzden mutlaka KBB uzmanı tarafından kontrol altına alınmalıdır. Bazı durumlarda ise kanayan burun olmadığı halde, burundan kan gelebilir. Bunun nedenleri arasında genizde bulunan tümör kanamaları, yemek borusu damarlarında bulunan varis kanamaları sayılabilir. Burundan kan gelmesi sıcaklık farklılıkları görülen kış aylarında daha fazla görülmektedir.

                    Burun kanaması türleri nelerdir

                    • Ön burun kanaması: Burnun ön tarafında oluşan kanamalardır. Ayakta ya da otururken burun deliğinden kan gelme şeklinde oluşur.
                    • Arka burun kanamaları: Burnun arka tarafında ve derinde oluşan kanamalardır. Kanama genize doğru ilerler. Hastanın pozisyonu  ne şekilde olursa olsun, kanama boğaza doğru olur. Bu tür kanamalar oldukça önemli olduğundan, takip edilmesi gerekir. Yaşlı kişilerde, yüksek tansiyonu bulunanlarda ve travma geçiren kişilerde görülen bir durumdur.  

                    Burundan kan gelmesi durumunda yapılması gerekenler nedir

                    • Kanama sırasında burnun ucu baş parmağı ve diğer parmakla sıkıştırılmalıdır.
                    • Sıkıştırma yapınca, beş dakika süre ile bekleyiniz.
                    • Başın kalp seviyesinden yukarıda tutulması gerekir. Bunun için oturulmalı ya da baş yukarıda tutulmalıdır.
                    • Buruna ve yanağa buz tatbik edilmelidir.
                    • Kanama durdurtan sonra sümkürmemeye dikkat ediniz.
                    • Başınızı kanama durduktan sonra da, göğsünüzden yukarıda tutmaya devam ediniz.
                    • Burnun içinde kalan pıhtıları temizleyiniz ve doktorunuzu arayınız.

                    Burundan Kan GelmesiBurundan kan gelmesinin nedenleri nedir

                    Kanama çok farklı nedenlerden kaynaklanabilir. Kan pıhtılaşmasına sebep olan hastalıklar ve yüksek tansiyon en önemli nedenler arasında yer alır. Nezle, sinüzit gibi iltihaplanmalar, buruna alınan  darbeler ve tümörlerde kanamalara yol açabilir. Kanama sonrasında mutlaka doktora gidilerek muayene olmak gerekir.

                    Burundan kan gelmesi nasıl tedavi edilir

                    Kanama durmuyorsa ya da yeniden kanama başladıysa, kişi kendini yorgun hissediyorsa, kanama burnun arka tarafına doğru oluyorsa kesinlikle ihmal edilmeyecek bir durumdur. Doktor genellikle bu durumda burnun ön tarafına vazelini bezlerle tampon yaparak, kanamayı durduracaktır. Kanamanın yeri belliyse gümüş nitrat ya da elektrokoter cihazıyla damar yakılabilir. Arka tarafta olan kanamalarda ağız içinden damağın üst tarafına tampon uygulanır. Yapılanlara rağmen durdurulamayan kanamalarda, anestezi altında kanayan damar özel maddelerle tıkanır ya da bağlanır.

                    ]]>
                    Kan Nedir https://www.kangruplari.gen.tr/kan-nedir.html Fri, 07 Dec 2018 17:53:48 +0000 Kan nedir, kan toplardamar, kılcal damarlar ve atardamardan oluşmuş damar yapısı içinde dolaşan, akyuvar, alyuvar ve kan pulcukları gibi hücreler ile akıcı plazmadan oluşmuş, kırmızı renkte olan hayati öneme sahip Kan nedir, kan toplardamar, kılcal damarlar ve atardamardan oluşmuş damar yapısı içinde dolaşan, akyuvar, alyuvar ve kan pulcukları gibi hücreler ile akıcı plazmadan oluşmuş, kırmızı renkte olan hayati öneme sahip bir sıvıdır. Yaşam için gerekli olan kan, vücudun işlevlerini yerine getirmesinde büyük rol oynar. En önemli görevi akciğerden dokulara gerekli olan oksijeni taşımaktır. Yapısı homojen gibi görünse de, heterojen bir karışım özelliğine sahiptir. Yetişkin bir kişinin vücut ağırlığının 1/13 oranı kandan oluşmaktadır.

                    Kanın yapısı nasıldır

                    Plazma: Kanın %55 oranı plazmadan meydana gelir. Kan hücrelerinin dışında kalan bölüm olan plazmanın %90-92 si sudan, geri kalanı inorganik ve organik plazma proteinleri, karbonhidratlar, aminoasitler, ürik asit, üre, enzimler, laktik asit, sodyum, antikorlar, iyot, potasyum, bikarbonat, demir gibi elementlerden oluşur. Bu elementler plazma sayesinde dokulara taşınmaktadır. Kan bir tüpe alındıktan sonra, içine pıhtılaşmayı önleyen madde ilave edilip karıştırıldığında, kandaki kalsiyum bağlanarak, pıhtılaşma önlenecektir. Bir süre bu şekilde bekletildiğinde, kan hücreleri dibe çökecek, üzerinde sarı renkte bir sıvı olacak. Bu sıvı plazmadır. Sadece kan bu şekilde tüpte bekletildiğinde, kan hücreleri tabana çökecek, üzerinde kalan sarı renkteki sıvı ise serum olarak adlandırılacaktır. Plazma ve serum arasındaki fark, serumun içinde fibrinojen bulunmasıdır. Bu yüzden serum fibrinojensiz plazma olarak bilinir.

                    • Plazma proteinleri: Plazmadaki organik maddelerin çoğunluğunu plazma proteinleri oluşturur. Bunların oranı 100 gram kanda 7-8 gram kadardır. Proteinler karaciğer yardımıyla sentezlenir. Bu proteinlerden olan albümin oluşturduğu basınçla plazmadaki suyu tutmaya yardımcı olur ve suyun damarların dışına çıkmasına engel olur. Globulinler ise gama, beta ve alfa globulinler olarak üç gruptur. Vücudun bağışıklık kazanmasını ve korunmasını sağlarlar. Fibrinojenler ise kanamalarda kanın pıhtılaşmasında rol oynar. 

                    Kan NedirKan hücreleri: Kanda plazma dışında kalan bölümlerdir. Kanın %45 oranını oluştururlar. Bunlar eritrositler, lökositler ve trombositlerdir.

                    • Eritrositler: Bunlar çekirdek içermeyen, oksijen taşıyan hemoglobin proteinlerden oluşan kan hücreleridir. Normal olarak dolaşım sistemine çıkmazlar ve iki tarafı basık disk biçimindedirler. Şeklinin böyle olması yüzey oranını arttırdığından, gaz alışverişinin kolaylaşmasını sağlar. Esnek bir yapıya sahip olduklarından, her yere uyum sağlayarak, kılcal damarlara bile geçebilirler. Hemoglobinler eritrositlere kırmızı rengini verir ve hücre ağırlığının 1 /3 üne sahiptirler. 100 ml kanda 12-13 gram eritrosit bulunur. Oksijen hemoglobindeki demire, karbondioksit ise amino grubuna bağlanarak taşınır. Eritrositlerin normalden fazla oranda olmasına polisitemi,  az olmasına ise anemi adı verilir. Vücuttaki en önemli görevleri hemoglobin yardımıyla karbondioksit ve oksijen taşımaktır. Bunun  dışında asit baz dengesinin sağlanması ve kan grubunu belirlemesi görevleri arasında yer alır. Anne karnındayken 3. aydan 5. aya kadar dalak ve karaciğerde yapımı gerçekleşen eritrositler, bundan sonra kemik iliğinde yapılırlar. Eritrositler ortalama olarak 120 gün ömre sahiptir. Bundan sonra dalak ve karaciğer yardımıyla parçalanırlar. Günde %1 oranında yeni eritrosit üretilir.
                    • Trombositler: Kandaki hücrelerin en küçüğüdür. Bunların yapımı da kemik iliğinde gerçekleşir. Kan tahlillerinde PLT olarak belirtilir. Kanda normalden fazla oranda olmasına trombositoz, az oranda olmasına trombositopeni adı verilir. Az olması halinde kanama eğilimi yükselir, pıhtılaşma süresi artar. Ortalama 4 günde bir yenilenirler. Görevleri kan damarlarında bütünlüğün bozulduğu yerde birikerek, tıkaç vazifesi görmektir. Ayrıca pıhtılaşmada önemli bir yere sahip olan tromboplastin enzimi üretirler.
                    • Kan Şekerini Düşüren Yiyecekler https://www.kangruplari.gen.tr/kan-sekerini-dusuren-yiyecekler.html Fri, 07 Dec 2018 18:13:59 +0000 Kan şekerini düşüren besinler; kan şekeri düzeyini sabit bir şekilde tutmak ya da ağır ağır yükselmesine yardımcı olmak için tavsiye edilen bazı besin grupları, ayrıca kilo vermeyi de sağlayarak aşırı kilonun yol a Kan şekerini düşüren besinler; kan şekeri düzeyini sabit bir şekilde tutmak ya da ağır ağır yükselmesine yardımcı olmak için tavsiye edilen bazı besin grupları, ayrıca kilo vermeyi de sağlayarak aşırı kilonun yol açtığı kalp rahatsızlıkları ve hiper tansiyon riskini de azaltmaya yardımcı olur. Kan şekerini seviyede tutabilmek için bir beslenme uzmanına danışılmalı ve kişiye özel bir liste hazırlanarak kişi o yönde beslenmelidir.

                      Kan Şekerini Düşüren Besinler:

                      Badem: Badem sağlıklı yağ ve protein bakımından oldukça zengindir, metabolizmayı kuvvetlendirerek insülin direncini kontrol edebilmek için yardımcı olur. Bademin bu özelliğinden yararlanabilmek için gün içinde 10 adet kadar badem tüketilmesi uygun görülmektedir.

                      Keten Tohumu: Keten tohumu lif ve sağlıklı yağ bakımından yine zengin gıdalar arasındadır. Şekeri dengede tutabilmek için tavsiye edilmektedir. Keten tohumunun bir diğer özelliği de vücutta üretimi gerçekleşmeyen, ancak sağlık açısından yararlı olan pmhe-3 ve omega-6 yağ asitleri yönünden de zengindir.

                      Kan Şekerini Düşüren Yiyecekler

                      Limon Ve Elma Sirkesi: Limon ya da elma sirkesi karbonhidrat içeren gıdalar ile bir arada tüketildiği takdirde şeker seviyesini düzenlemeye yardımcı olur. Şayet şeker oranını yükselten bir öğün yenilecekse bu öğüne ek olarak elma sirkesi ve limon tüketerek şekerin dengede kalması sağlanacaktır.

                      Tatlı Patates: Tatlı patates kan şekerini düzenleme özelliği olan bir gıdadır. Tatlı patates tüketildikten sonra kan şekeri ağır ağır yükselmeye başlar ve dengede kalması sağlanır. Ayrıca tatlı patates açlık hissinin ortadan kalkmasına da yardımcı olur.

                      Tarçın: Tarçın yüksek kolesterolü düşürmek için etkili olduğu kadar, insülinin düzenlenmesine de yardımcı olur. Gün içinde düzenli bir şekilde tarçın tüketmek kan şekeri düzeyini ortalama %20 oranında düşürür. Ancak kan sulandırıcı ilaç kullanan kişilerin tarçın tüketmek için mutlaka doktora danışmaları gerekir.

                      ]]>